Rejeneratif endodontik tedavide farklı irrigasyon aktivasyon tekniklerinin dentin ve kan pıhtısı yüzey özelliklerine etkisinin değerlendirilmesi
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ (ANKARA), KLİNİK BİLİMLER BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEVGİ BULAK YELİZ
Danışman: Zeliha UĞUR AYDIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Rejeneratif endodontik tedavi, nekrotik pulpalı immatür daimi dişlerde pulpa-dentin kompleksinin yeniden oluşturulmasını amaçlayan biyolojik temelli bir yaklaşımdır. Bu prosedürde kök kanalına kanama indüklenerek oluşan kan pıhtısı, kök hücrelerin göçünü destekleyen doğal bir biyolojik iskele görevi görmektedir. Ancak bu pıhtının yapısal stabilitesi ve rejeneratif süreçteki başarısı, doğrudan kanal dentin yüzeyinin morfolojisi ile ilişkilidir. Bu bağlamda, irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin kök kanal yüzey özellikleri ve oluşan pıhtının yüzey yapısı üzerindeki etkileri önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, %17 EDTA'nın standart iğne irrigasyonu, pasif ultrasonik irrigasyon, EDDY ve SWEEPS teknikleri ile aktive edilmesinin, dentin yüzeyindeki ve oluşturulan kan pıhtısı yüzeyindeki pürüzlülük değerleri üzerine etkisi geniş alan konfokal mikroskobu kullanılarak araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, 75 adet tek köklü maksiller kesici diş dekoronize edilip, kök boyu 11 mm ±1'ye standardize edildikten sonra, açık apeksi simüle etmek amacı ile VDW Reciproc R40 eğeleriyle şekillendirilmiş ve sonra da gates glidden frezler kullanılarak apikal çap 1.3 mm'ye genişletilmiştir. Her bir grupta, kök kanallarına %17 EDTA çözeltisi 20 mL/5 dakika akış hızıyla uygulanmıştır. Aktivasyon yapılan gruplarda, her bir aktivasyon döngüsünde 0.5 mL EDTA, 20 saniye süreyle toplamda 3 tur aktive edilmiştir. Kontrol grubunda ise kök kanalları yalnızca 20 mL salin ile irrige edilmiştir. İrrigasyon sonrasında tüm kökler longitudinal olarak ikiye ayrılmış ve bütünlüğünü koruyan yarısının yüzey pürüzlülüğü ölçülmüştür. Bunu takiben, aynı örnekler üzerinde kan uygulanmış ve oluşan kan pıhtısının da yüzey pürüzlülüğü ölçülmüştür. Böylece her örnekte, hem irrigasyon hem de kan uygulaması sonrasındaki yüzey pürüzlülük parametrelerinden biri olan Sa (aritmetik ortalama yükseklik) değerleri elde edilmiştir. Bulgular: Hem irrigasyon aktivasyon işlemi sonrası hem de kan uygulaması sonrasında tüm irrigasyon yönyemlerinde kesitler arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p > 0.05). En düşük Sa değerleri kontrol grubunda saptanırken; orta ve apikal bölgelerde SWEEPS ve EDDY İLE ,Sİİ' na göre anlamlı şekilde daha yüksek Sa değerleri elde edilmiştir (p < 0.05). Kan uygulaması sonrasında ise kontrol grubunda Sa değerleri en yüksek bulunmuş ve bu durum özellikle apikal bölgede anlamlı bir fark yaratmıştır (p < 0.05). Sonuç: Bu çalışmanın sınırlamaları çerçevesinde, nekrotik pulpalı immatür dişlerde %17 EDTA'nın farklı aktivasyon yöntemleri ile uygulanmasının, hem dentin yüzeyi hem de kan pıhtısı yüzeyinde, kesitler arasında anlamlı bir yüzey pürüzlülüğü farkı oluşturmadığı belirlenmiştir. Gruplar arasında yapılan karşılaştırmada, SWEEPS ve EDDY tekniklerinin dentin yüzeyinde daha yüksek pürüzlülük değerlerine neden olduğu belirlenmiştir. Kan uygulaması sonrasında oluşan pıhtı yüzeylerinin analizinde ise, kontrol grubunda pürüzlülük değerlerinin daha yüksek olduğu, EDTA uygulanan gruplarda ise daha düşük pürüzlülük değerleri elde edildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rejeneratif endodontik tedavi, EDTA, irrigasyon aktivasyonu, kan pıhtısı, konfokal mikroskop, yüzey pürüzlülüğü