Scheuermann kifozlu adölesanlarda klinik ve radyolojik parametreler ile statik ve dinamik denge, ağrı, yaşam kalitesi ve vücut imajı arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SILANUR GÜNEY ÇAMLICA
Danışman: Özge Gülsüm İLLEEZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, SK tanısı alan adölesan bireylerin statik ve dinamik denge özelliklerini sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. İkincil olarak, ağrı düzeyi, yaşam kalitesi ve beden imajı parametrelerinin karşılaştırılması ve klinik parametreler ile radyolojik bulgular arasındaki ilişkilerin incelenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel karşılaştırmalı gözlemsel tasarımlı bu çalışmaya, Sorensen kriterlerine göre SK tanısı almış 31 adölesan birey ve 20 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Tüm bireylerde Tragus Duvar mesafesi, Sagital İndeks ölçümleri, Aktif Diz Ekstansiyon Testi, Pectoralis Major ve Minor kas kısalık testleri uygulanmıştır. Postüral kontrol, fonksiyonel denge testleri ve cihaz temelli ölçümler ile değerlendirilmiştir. SK grubunda sagital spinopelvik parametreler radyolojik olarak değerlendirilmiştir. Ağrı düzeyi Sayısal Derecelendirme Skalası (NRS), yaşam kalitesi SRS-22r, beden imajı SAAS ile ölçülmüştür. Bulgular: SK grubunda ağrı düzeyi daha yüksek, yaşam kalitesi daha düşük ve beden imajı daha olumsuz bulunmuştur(p<0.05). Fonksiyonel denge testlerinde anlamlı fark bulunmazken, cihaz temelli denge değerlendirmelerinde, SK grubunda dinamik denge parametrelerinde belirgin bozulma saptanmıştır(p<0.05). Torakal Kifoz (TK) ile Sagital İndeks, Pectoralis minor Kas Kısalık testi ile Tragus-Duvar mesafesi arasında anlamlı pozitif ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca T1 Pelvik Açısı ve Sakral Eğim belirli denge parametreleri ile anlamlı korelasyon göstermiştir. TK ile yaşam kalitesi ve beden imajı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Sonuç: SK'lı adölesan bireylerde ağrı düzeyi daha yüksek, yaşam kalitesi ve beden imajının ise sağlıklı bireylere göre daha olumsuz etkilendiği görülmüştür. Fonksiyonel denge testleri gruplar arasında anlamlı fark göstermemiş olmakla birlikte, cihaz temelli denge değerlendirmelerinde belirgin bozulma saptanmıştır. Spinopelvik parametrelerle denge ölçümleri arasındaki ilişkiler postüral kontrolün değerlendirilmesinde sagital dizilimin de dikkate alınması gerektiğini düşündürmektedir. Bulgularımız, SK'lı bireylerde postüral kontrol bozukluklarının, yalnızca yapısal deformite şiddetiyle değil, kompansatuvar mekanizmalar ve nöromüsküler adaptasyon süreçleriyle de ilişkili olduğunu ortaya koymakta ve erken dönemde cihaz temelli denge değerlendirmelerinin klinik değerlendirmeye entegre edilmesinin önemine işaret etmektedir.