Akciğer rezeksiyonu uygulanan pulmoner karsinoid tümör ve büyük hücreli nöroendokrin karsinomlu vakaların cerrahi morbidite, mortalite ve sağkalım açısından incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLARA CANDAN

Danışman: Funda İNCEKARA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç Pulmoner karsinoid tümör ve büyük hücreli nöroendokrin karsinomlar (BHNK) akciğerin nadir görülen ve prognostik olarak farklı seyirler gösteren nöroendokrin tümörleridir. Pulmoner karsinoid tümörler genellikle düşük malignite potansiyeline sahipken BHNK'ler daha agresif seyir gösterebilmektedir. Çalışmamızda kliniğimizde akciğer rezeksiyonu uygulanan pulmoner karsinoid tümör ve BHNK vakalarının cerrahi ve klinikopatolojik olarak mortalite, morbidite ve sağkalım oranlarının retrospektif olarak incelenmesini amaçladık. Bu amaçla toplanan veriler ve sonuçları, gruplar ve alt tipleri arasında karşılaştırma yapılarak literatür eşliğinde tartışıldı. Yöntem ve Gereç Bu çalışmada, Ocak 2009 – Aralık 2023 tarihleri arasında SBÜ Ankara Atatürk Sanatoryum Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde, pulmoner karsinoid tümör ve BHNK tanısıyla akciğer rezeksiyonu ve lenf nodu diseksiyonu uygulanan 189 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların preoperatif verileri kapsamında; yaş, cinsiyet, sigara öyküsü, eşlik eden hastalıklar, Amerikan Cerrahlar Koleji Kalite İyileştirme Programı (ACS-NSQIP) skoru ve Avrupa Kalp Cerrahisi Risk Değerlendirme Sistemi (EuroSCORE II) ile belirlenen cerrahi risk skorları; tanı ve evreleme amacıyla yapılan bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon-bilgisayarlı tomografi (PET-BT) ile maksimum standart tutulum değeri (SUVmax) ve bronkoskopi ile preoperatif olarak saptanan endobronşiyal lezyon (EBL) varlığı değerlendirilmiştir. Operatif süreçte; uygulanan cerrahi yaklaşım ve prosedürler, tümörün anatomik lokalizasyonu, lenf nodu diseksiyonu durumu, çıkarılan lenf nodu sayısı ve tümör boyutu kaydedilmiştir. Operasyon sonrası gelişen komplikasyonlar Clavien-Dindo skorlama sistemi ile derecelendirilmiştir. Postoperatif değerlendirme kapsamında patolojik incelemede; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2021 sınıflandırmasına göre belirlenen tümör alt tipleri tipik karsinoid (TK), atipik karsinoid (AK), BHNK, kombine BHNK (KBHNK) olarak 4 gruba ayrılmıştır. Ayrıca bu gruplar mitotik aktivite, nekroz varlığı, Ki-67 proliferasyon indeksi , visseral plevra invazyonu, lenf nodu metastazı, cerrahi rezeksiyon sınırları açısından incelenmiştir. Sekizinci ve dokuzuncu Tümör, Nod, Metastaz (TNM) evreleme sistemine göre evrelendirilmiştir. Postoperatif takip süresince uygulanan adjuvan tedaviler, gelişen nüks, metastaz durumları ve sağkalım verileri analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 26.0 yazılımı ile gerçekleştirilmiş; gruplar arası karşılaştırmalarda Ki-kare testi ve Bonferroni düzeltmesi, korelasyonlar için Spearman analizi, mortalite için lojistik regresyon ve sağkalım analizleri için Kaplan-Meier yöntemi ile Log-Rank testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyinde p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular Çalışmaya dahil edilen 189 hastanın yaş ortalaması 51,5 olup, %82,5'i (N=156) 65 yaş altındaydı. Cinsiyet dağılımı incelendiğinde hastaların %57,1'i (N=108) erkek %42,9 (N=81) kadındı. Cerrahi yaklaşımda en sık tercih edilen yöntem torakotomi olup, hastaların %66,7'sine (N=126) uygulandı. Video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) uygulanan hastaların oranı %18,5 (N=35) iken, %13,2'sine (N=25) VATS+torakotomi uygulandı. Hastaların hepsine anatomik akciğer rezeksiyonu ve sistematik lenf nodu diseksiyonu uygulandı. Operasyon sonrası çıkarılan tümörlerin histolojik alt tipleri DSÖ 2021 sınıflamasına göre gruplandırıldı. Hücre tipi dağılımında en sık TK (%48,7, N=92), ardından AK (%27,0 N=51), BHNK ve KBHNK ise %24,4 (N=23) oranında izlendi. Mitotik aktiviteye göre değerlendirildiğinde, olguların %50,3'ünde (N=95), 2 ve daha az mitoz, %25,9'unda (N=49), 2-10 arası, %23,8'inde (N=45) ise 10 ve üzeri mitotik aktivite gözlendi. Ki-67 proliferasyon indeksi %53,4 hastada (N=101) %5 ve altında, %24,3 hastada (N=46) %5-30 arası, %22,2 (N=42) hastada ise %30 ve üzeri olarak tespit edildi. Nekroz varlığı %22,8 oranında, visseral plevra invazyonu ise %14,3 oranında saptandı. Ayrıca, EuroSCORE II ve ACS NSQIP skorları da preoperatif risk değerlendirmesinde kullanıldı ve mortalite ile anlamlı ilişkili bulundu. Tümör evresi dağılımında en yaygın evreler T1b, T1c ve T2a olarak belirlendi; ileri evre tümörler (T3–T4) daha nadir izlendi. Toplam nüks-metastaz oranı %8,5 (N=22) olarak bulundu. Ortalama sağkalım süresi 2 yılda 23,3 ay, 5 yılda 56,0 ay ve genel sağkalımda 79,4 ay olarak hesaplandı. Mortalite üzerine anlamlı etkisi olan faktörler arasında ileri yaş, erkek cinsiyet, agresif hücre tipi (BHNK, KBHNK), yüksek mitoz ve Ki-67 düzeyi, nekroz varlığı, visseral plevra invazyonu, artmış tümör boyutu, ileri evre, N1 lenf nodu tutulumu ve adjuvan tedavi gereksinimi yer aldı. Bu faktörlerin sağkalım üzerindeki etkisi Kaplan-Meier yöntemi ile yapılan analizlerde istatistiksel olarak doğrulandı. Sonuç Pulmoner nöroendokrin tümörler (NET) hücre tipine bağlı olarak sağkalım ve mortalite açısından belirgin farklılıklar göstermektedir. BHNK ve KBHNK alt tipleri, karsinoid tümörlere göre daha düşük sağkalım oranlarına sahiptir. EuroSCORE ve ACS-NSQIP gibi risk skorları, preoperatif mortalite tahmininde anlamlı bulunmuş; komorbidite kontrolünün önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Sağkalımı olumsuz etkileyen başlıca faktörler; yüksek mitotik aktivite, yüksek Ki-67 indeksi, nekroz, visseral plevra invazyonu, ileri evre ve lenf nodu metastazıdır. Adjuvan tedavi, özellikle yüksek dereceli tümörlerde ve bu risk faktörleri varlığında gündeme gelmektedir. Bu karar süreci, cerrahi, onkoloji ve patoloji bölümlerinin yer aldığı multidisipliner yaklaşımı gerektirmektedir. Her hastanın tümör alt tipi ve risk profiline göre bireysel olarak değerlendirilmesi tedavi başarısı açısından kritik önemdedir.