İlk atak psikozda tanı sürekliliği ve hastalık seyrinin öngörülmesinde beyin morfolojisi ve periferik inflamasyon belirteçleri ile yordanabilirliğin incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KÜBRA DİKİCİ SARAÇOĞLU
Danışman: Simge Seren KIRLIOĞLU BALCIOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Psikotik bozukluklarda nörogörüntüleme ve inflamasyon temelli biyolojik belirteçlerin, hastalığın nörobiyolojik altyapısını, klinik heterojenitesini ve uzun dönem sonuçlarını anlamada giderek daha merkezi bir konum kazandığı görülmektedir. Çalışmamız, ilk atak psikoz (İAP) tanısı almış hastalarda beyin morfolojisi ve periferik inflamasyon belirteçlerinin tanı sürekliliği ve hastalık seyri üzerindeki yordayıcı rolünün incelemeyi amaçlamıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin kapalı psikiyatri servislerinde Eylül 2020-Ekim 2024 tarihleri arasında yatarak tedavi gören, DSM-5 tanı ölçütlerine İAP olarak değerlendirilen 51 hasta incelendi. Her hasta için DSM-5 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-5-CV), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D), Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMRS), Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (BPRS), Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANNS) ve İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi (GAF) ölçekleri ile Connor-Davidson psikolojik sağlamlık ölçeği, çocukluk çağı travmaları ölçeği-33, kronik stres ölçeği özbildirim skorları kaydedildi. Kan örneklerinden inflamasyon belirteçleri hesaplandı. T1-ağırlıklı MR görüntüleri SynthSR ile standardize edilip CAT12 ile segmente edildi. SPM12 kullanılarak voksel tabanlı morfometri analizleri yapıldı. Verilerle grup karşılaştırılmaları ve mediasyon analizleri yapıldı. BULGULAR: İzlem süresince şizofreni spektrumu, bipolar bozukluk ve majör depresyon bozukluğu tanılarının yüksek düzeyde tanısal süreklilik gösterdiği saptanmıştır. Tanı grupları arasında ölçek puanları ve inflamatuar oranlar bakımından anlamlı fark bulunmamakla birlikte, biyobelirteç ile klinik ilişki analizlerinde özellikle monosit ağırlıklı indekslerin daha güçlü ve yaygın klinik ilişkiler gösterdiği belirlenmiştir. MLR ile BPRS ve PANNS arasında negatif; MLR ile GAF arasında ise pozitif korelasyon saptanmıştır. VBM analizlerinde MDB grubunda, BPB ve diğer psikotik bozukluklara kıyasla sol orta oksipital girus, sol fusiform girus, sol anterior prefrontal korteks, sağ pars operkularis ve sol orta frontal girusta daha yüksek gri cevher hacmi saptanmıştır. Ayrıca monositin sağ primer sensöriyel alan ve sağ posterior serebellum ile pozitif; sol prekuneus ile negatif ilişkili olduğu ve gri cevher hacminin MLR ile negatif semptomlar arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiği gösterilmiştir. SONUÇ: Bulgularımız, psikoz spektrum bozukluklarının heterojen doğasının tanı kategorilerinden ziyade paylaşılan biyolojik mekanizmalar üzerinden ele alınmasının önemine işaret etmektedir. Periferik inflamatuar belirteçler ile beyin morfolojisi arasındaki etkileşimin, özellikle semptom profili ve işlevsellik gibi klinik özellikler üzerinde rol oynayabileceği görülmektedir. Ancak bu ilişkilerin klinik anlamını ve nedensel yönünü daha net ortaya koyabilmek için, bulguların daha geniş örneklemler ve uzunlamasına tasarımlarla desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: İlk Atak Psikoz; İnflamasyon; Nörogörüntüleme; Voksel Tabanlı Morfometri