Sepsis tanılı hastalarda acil serviste yapılan diyafragmatik ultrasonun prognostik değerinin incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞIN YILDIRIM
Danışman: Şahin ÇOLAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ: Sepsis, vücudun enfeksiyona karşı anormal yanıtı sonucu gelişen, yaşamı tehdit eden organ fonksiyon bozukluğudur. Akut respiratuar distress sendromu (ARDS), böbrek hasarı, dissemine intravasküler koagülasyon (DIC), miyokard disfonksiyonu ve çoklu organ yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Ayrıca, sistemik inflamasyon ve katabolik süreçler yoluyla kas dokusunda yıkıma ve atrofiye neden olduğu bilinmektedir. Diyafram, solunumun temel motor kası olarak hayati bir rol oynamaktadır. Sepsiste kas liflerinin zarar görmesi, kontraktil kapasitede azalmaya, diyafram disfonksiyonuna (DD) ve diyafram atrofisine (DA) yol açabilmektedir. Bu durum, halihazırda zayıflamış olan respiratuar fonksiyonların daha da bozulmasına ve kötü klinik sonlanıma neden olabilmektedir. Çalışmamızın primer amacı, acil servise başvuran sepsisli hastalarda, yatakbaşı diyafram ultrasonografisi (USG) ile elde edilecek verilerin sepsis hastalarında yatış süresi, yoğun bakım ünitesi (YBÜ) ihtiyacı, non-invaziv (NIMV) ya da invaziv mekanik ventilasyon (IMV) gereksinimi ve mortalite gelişimi gibi kötü klinik sonlanımlar ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu prospektif gözlemsel çalışma, Acil Tıp Kliniği'ne 01 Nisan – 01 Ağustos 2025 tarihleri arasında başvuran sepsis ön tanılı hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, enfeksiyon bulguları veya kanıtları ile en az iki sistemik inflamatuar yanıt sendromu (SIRS) kriterini karşılayan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların başvuru anında anamnez bilgileri, vital bulguları, laboratuvar test sonuçları ve görüntüleme verileri kaydedilmiştir. Başvuru sonrası ilk 1 saat içinde yatakbaşı USG ile diyafram kalınlığı (DK), kalınlaşma fraksiyonu (DKF) ve diyafram ekskürsiyonu (DE) ölçümleri yapılmıştır. Bu veriler incelenerek hastalardaki DD ve DA varlığı değerlendirilmiştir. Hastaların 1 aylık takibi yapılmış ve bu süre boyunca klinik seyir ve sonlanım verileri (yatış süresi, YBÜ ihtiyacı, NIMV/IMV gereksinimi ve mortalite) kaydedilmiştir. Elde edilen veriler aracılığıyla, diyafram USG parametreleri ile hastaların klinik seyir ve sonlanımları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya 110 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 66.1 ± 16.9 yıl ve %54.5'i erkekti. Mortalite gelişen grupta yaş daha yüksekti (p= 0.001). En sık komorbiditeler hipertansiyon, kalp yetmezliğiydi. Mortalite gelişen grupta Glasgow koma skoru (GKS), sistolik kan basıncı (SKB) ve diyastolik kan basıncı (DKB) daha düşük, solunum sayısı daha yüksek saptandı (p<0.05). Hemoglobin düzeyi daha düşük (p=0.013), üre düzeyi daha yüksek (p<0.001) görüldü. Hastaların mortalite oranı %21.8 olup; %28.2'sinde YBÜ yatışı, %13.6'sında IMV, %20.9'unda NIMV ve %10'unda vazoaktif tedavi ihtiyacı saptandı. Mortalite gelişenler hastalarda SOFA, qSOFA, MEWS ve APACHE II skorları anlamlı şekilde yüksekti (p<0.001). Ortalama DE 3.15 ± 1.31 cm, DKF %27.5 ± 13.1 olarak bulundu. DD %30.9, DA %26.4 oranında saptandı. DD ve DA olan hastalarda vazoaktif tedavi ihtiyacı, NIMV ve IMV ihtiyacı, YBÜ yatışı ve mortalite oranları istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.01). Ayrıca SIRS, SOFA, qSOFA, MEWS ve APACHE II skorları da DD ve DA saptanan vakalarda anlamlı derecede yüksekti. SONUÇ: Sepsis nedeniyle acil servise başvuran hastalarda yaptığımız çalışmada, diyafram USG ile saptanan DD ve DA varlığının kötü sonlanım sıklığını artırdığını gösterdik. Çalışmamız diyafram USG'nin bu hastaların klinik seyri hakkında değerli, non-invaziv bir öngörü aracı olduğunu desteklemektedir. Diyafram USG, yatak başında kolaylıkla uygulanabilen güvenilir bir yöntem olarak solunum kası fonksiyonları hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır. Erken dönemde DA ve DD tespit edilmesi, klinik kötüleşme riski taşıyan hastaların erken tanımlanmasına ve uygun tedavi stratejilerinin zamanında planlanmasına katkı sağlayabilir. ANAHTAR KELİMELER: Sepsis, diyafram ekskürsiyonu, diyafram atrofisi, diyafram disfonksiyonu, yoğun bakım, mortalite.