Hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde Mart 2019-Mart 2020 ve Nisan 2020-Nisan 2021 dönemlerinde yatan hastalarda meydana gelen kan dolaşımı enfeksiyonlarında saptanan bakterilerin ve antibiyotik direnç profillerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜMEYYE BAYRAM

Danışman: Funda ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kan dolaşımı enfeksiyonları (KDE); ateş, taşikardi, takipne gibi sistemik enfeksiyon bulgularının eşlik ettiği, bir veya daha fazla kan kültürünün pozitifliği ile kanıtlanmış bakteri veya mantarların neden olduğu enfeksiyon hastalığıdır. Çoğunlukla santral venöz kateter ilişkilidir ve yoğun bakım hastalarında ciddi mortalite ve morbiditeye neden olmaktadır. Yoğun bakımda kalış süresinde artış ile birlikte kan dolaşımı enfeksiyonu gelişme riski kümülatif olarak artmaktadır. Erken dönemde tanı ve tedavi, mortaliteyi belirgin oranda düşürebilir. Çalışmamızda hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde pandemi öncesi dönem ile enfeksiyon kontrol önlemlerin en üst düzeyde uygulandığı pandemi döneminde bakteriyemilerde etken olarak saptanan mikroorganizmaların ve direnç profillerinin karşılaştırılması, pandemi dönemindeki ek risk faktörlerinin saptanarak ampirik antibiyoterapinin gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nde Mart 2019-Nisan 2021 tarihleri arasında herhangi bir endikasyonla yoğun bakım ünitesinde yatan ve kan dolaşımı enfeksiyonu tespit edilen 388 hasta retrospekif olarak incelendi. Hastaların sosyo-demografik bilgileri (yaş, cinsiyet, komorbid hastalıklar), yoğun bakımda yatış süreleri, invaziv araç kullanımı, önceki antibiyotik kullanım öyküsü, operasyon ve travma öyküsü, kan kültüründe etken olarak kabul edilen patojenlerin antibiyogram sonuçları değerlendirildi. Primer sonlanım noktası ölüm ve yoğun bakım ünitesinden taburculuk olarak belirlendi. Bulgular: Çalışmamızda pandemi öncesi dönem ve pandemi dönemindeki kan dolaşımı enfeksiyonu tanısı alan hastaların yaş ortalaması sırası ile 66,4 ve 66,6 idi. Her iki dönemde de erkek hastalar çoğunlukta idi. Komorbid hastalıkların dağılımı benzer oranlarda saptandı. Hastaların bakteriyemi gelişene kadar hastanede toplam yatış süresi pandemiden önce ortalama 17 gün, pandemi döneminde 15 gün idi. Yoğun bakıma kabulden itibaren bu süre sırası ile 9 ve 10 gün olarak tespit edildi. Her iki dönemde mortalite ortalama 7. günde meydana geldi. 30 günlük mortalite oranı pandemi döneminden önce %43 iken pandemi döneminde %60 idi. Bakteriyemi gelişimi açısından risk faktörleri her iki dönem arasında karşılaştırıldığında, santral venöz kateter kullanımı ve invaziv mekanik ventilasyon kullanımı pandemi döneminde yüksek oranda görüldü ve istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Antisitokin ilaçlar, renal replasman tedavisi ve konvelesan plazma tedavileri pandemi öncesinde bakteriyemi saptanan hastalarda verilmemişti, pandemi döneminde istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına rağmen bu tedavileri alan hasta sayısı kısıtlı idi. Pandemi öncesi dönemde oranı istatistiksel olarak anlamlı yüksek olan durumlar ise; immunosupresyon varlığı, son 3 ay içinde geçirilmiş cerrahi, travma öyküsü ve diğer invaziv girişimler (toraks tüpü, trakeostomi, plöroken, PEG, ECMO vb.) idi. Belirlenmiş kaynağı olmayan primer bakteriyemi oranı pandemi öncesi dönemde % 21, pandemi döneminde ise %14 idi. Sekonder bakteriyemi etiyolojisinde pandemi öncesi dönemde en sık 3 odak santral venöz kateter (%33), solunum yolu enfeksiyonları (%17) ve cerrahi alan enfeksiyonları (%10,2) idi. Pandemi döneminde ise sekonder bakteriyemilerde en sık karşılaşılan 3 odak santral venöz kateter (%30), solunum yolu enfeksiyonu (%28) ve üriner sistem enfeksiyonu (%16) olarak karşımıza çıktı. Pandemi öncesi dönemde yoğun bakımlarda saptanan bakteriyemilerde en sık karşılaşılan ilk 3 patojen; K.pneumoniae (%30,1), A.baumannii complex(%21,94), S.aureus (%9,69) idi. Pandemi döneminde ise K.pneumoniae (% 34,43), A.baumannii complex (% 21,23), E.faecium (% 10,38) en sık karşılaşılan patojenlerdi. Etkenlerin oranlarında dönemlerin karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Çalışmaya alınan 388 hastada gelişen 311 kan dolaşımı enfeksiyonu epizodu yoğun bakım kaynaklıydı. Yoğun bakım kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonlarının oranı pandemi döneminde %77,8'i, pandemiden önce ise %74,4 idi. Her iki dönemde de yoğun bakımdan edinilmiş bakteriyemilerde en sık karşılaşılan mikroorganizmalar K.pneumoniae, A.baumannii complex ve E.faecium idi; dönemler arasında mikroorganizmaların genel dağılımında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Dönemler arası antibiyotik direnç oranları karşılaştırıldığında nonfermentatif gram negatif basillerde seftazidim, kolistin ve levofloksasin direnç oranları pandemi döneminde daha yüksek görüldü. Enterobacteriaceae grubu mikroorganizmalarda ESBL pozitifliği pandemi döneminde daha yüksek oranda karşımıza çıktı. Bu grup patojenlerde sefalosporinlere, kinolonlara, karbapenemlere, TMP-SMX'e, aminoglikozidlere, piperasilin-tazobaktama pandemi döneminde daha yüksek oranda dirence rastlandı. Stafilokoklarda metisilin direnci her iki dönemde benzer idi, glikopeptid direncine rastlanmadı. Enterokoklarda glikopeptid, ampisilin ve yüksek düzey gentamisine karşı direnç oranları pandemi döneminde daha düşük oranlarda görüldü. Sonuç: SARS-CoV-2 pandemisi ile beraber hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde bakteriyemilere neden olan patojenlerde gram negatif etkenlerin baskınlığının devam ettiği, kan dolaşımı enfeksiyonlarının (özellikle Enterococcus ile ilişkili) sıklığı üzerinde olumsuz etkisi olduğu görüldü. Ancak bu durumun SARS-CoV-'2den kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin bilgilerimiz kısıtlıdır. Bakteriyemiye neden olan mikroorganizmaların dağılımı ve direnç profili ülkelere ve bölgelere göre farklılıklar göstermekte olup yoğun bakımda takip edilmekte olan hastalarda kan dolaşımı enfeksiyonu şüphesi varlığında ampirik tedavi başlanmadan önce enfeksiyonun odağı, ülkenin ve merkezin epidemiyolojik verileri göz önünde bulundurulmalıdır. En sık izole edilen patojenler ve antibiyotik duyarlılıklarına göre her hasta özelinde gereken etkili ve uygun spekturumda antibiyotik tedavisi hızlı bir şekilde başlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Antimikrobiyal ilaç direnci, bakteriyemi, COVID-19 pandemisi, kan dolaşımı enfeksiyonu