Rektal karsinomda neoadjuvan kemoradyoterapi öncesi ve sonrası tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde difüzyon ağırlıklı mrg'de difüzyon katsayısının rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DINARA MAMEDOVA
Danışman: Deniz SÖZMEN CILIZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacılokal ileri ve/veya lenf düğümü tutulumu olan rektum kanseri nedeniyle uzun dönem neoadjuvan kemoradyoterapi (KRT) uygulanan hastalarda tümörün T ve N evresinde gerileme ve patolojik tam yanıt oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için rektum duvarının, rektum tümörünün ve lenf nodlarının difüzyon katsayısı (ADC) değişimine hem KRT öncesi hem de sonrası bakıldı. Tek başına tedavi sonrası ADC ölçümlerinin patolojik yanıtı tahmin etmede yeterli olup, olamayacağı araştırıldı. Ayrıca ADC ölçümlerinin tam, kısmi ve yanıtsız hastaları ayırt edip, etmediğine bakıldı.DAG'ın rektum kanserinin tedavi sonrası yeniden evrelemesinde standart FSE-MRG'ye katkısı araştırıldı. Lokal ileri evre rektal kanserli (≥T3 veya lenf tutulumu) 86 hastanın KRT öncesi ve sonrası, 1.5-T FSE MRG ve difüzyon ağırlıklı görüntülüleri retrospektif olarak, sonuçlara kör bir radyolog tarafından değerlendirildi. Tedavi yanıtının değerlendirilmesindetümör kalınlığında azalma ve sinyal intasite değişimlerine bakarak tümör regresyon skorları (RS) olarak derecelendi.Tümör ADC değerleri tam yanıt ve kısmi yanıt hastalarında üç defa ölçüldü ve kaşılaştırıldı. Patolojik tam yanıtın doğruluk oranını bulmak için üç ölçüme ROC eğrisi analizi uygulandı.Sonuçların kesinliği: Duyarlılık, özgüllük ve genel tanısal doğruluk hesaplandı. Standart FSE MRG ile T evresi %40 hastada doğru bulundu. Standart MRG'ye diffüzyon MRG eklendiğinde T evresi doğruluğu %76.6'ya yükseldi. Standart FSE MRG ile N evresi %56.9 hastada doğru bulundu. Standart MRG'ye diffüzyon MRG eklendiğinde N evresi doğruluğu %60'a yükseldi. N evrelemede standart MRG'ye DAG'ın eklenmesi doğru tahmin etmede anlamlı artış göstermediği görüldü (p=0.48). Tam yanıtlı (n=20) hastada post-KRT ADC (1.43±0.10) (×10−3 mm2/s) ve yüzde değişim oranı (%23.3) tam yanıt göstermeyen (n=56)(sırasıyla 1.14±0.18, %76.7) hastalara oranla anlamlı şekilde yüksek çıktı(her ikisinin p değeri <0.0001). KRT öncesi ADC (0.6±0.10) tam yanıtlı hastalarda kısmı yanıtlı hastalara göre anlamlı farklılık göstermedi (0.52±0.14)(P=0.4094). KRT sonrası patolojik tam yanıtlı hastalarda ADC, doğruluk oranı ile yüzde değişiminin karşılaştırmalı yaklaşık p değeri (p = 0.788) hesaplandı. Bununla birlikte, ilkinin toplam doğruluk oranı (% 87) ikinciye göre (% 75) daha yüksek(P = 0.049) oldu. Sonuç olarak, tek başına post-KRT ADC'nin incelenmesi, lokal ileri evre rektal kanserlerde pTY'lı hastaları pKY ve yanıtsız hastalardan güvenilir bir şekilde ayırabilir.Ancak kısmi yanıtlı hastalarda iyi yanıt ve kötü yanıt arasında ADC değerleri ile güvenilir bir şekilde ayırım yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası standart FSE bulguları ile DAG sinyal intensite değişimlerinin birlikte değerlendirilmesinin yeniden T evreleme doğruluğunu arttırabilir.