Elementer kemik lezyonlarında SWI (susceptibility weighted image) sekansının tanıya olan katkısı ve bulguların değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TURGAY ÖZTÜRKCİ
Danışman: Okan DİLEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma, Duyarlılık Ağırlıklı Görüntüleme/Susceptibility Weighted Imaging(SWI) sekansının, elementer kemik lezyonlarında kalsifikasyonların, hemorajilerin ve çeşitli periost reaksiyonlarının tespitindeki etkinliğini konvansiyonel görüntüleme yöntemleriyle karşılaştırarak, ayırıcı tanıya katkısını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışma, 20.07.2024-20.11.2024 tarihleri arasında Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ekstremite Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) yapılan ve elementer kemik lezyonu şüphesi olan 104 hastayı (57 erkek, 47 kadın; yaş ortalaması 39.61 yıl) içermektedir. Lezyonlar, histopatolojik tanıya göre benign (n=69) veya malign (n=35) olarak sınıflandırılmıştır. Kalsifikasyonların, hemorajilerin ve periost reaksiyonlarının varlığı ve özellikleri Bilgisayarlı Tomografi (BT), direkt grafi, konvansiyonel MRG sekansları ve SWI kullanılarak analiz edilmiştir. Benign ve malign lezyonları ayırt etmedeki görüntüleme bulgularının anlamlılığını belirlemek için istatistiksel analiz yapılmıştır. Bulgular: SWI, hem kalsifikasyonlar hem de hemorajiler için BT, direkt grafi ve konvansiyonel MRG'ye kıyasla üstün saptama oranları göstermiştir. Özellikle, SWI benign vakaların %76.81'inde ve malign vakaların %74.28'inde kalsifikasyonları tespit ederek diğer modaliteleri önemli ölçüde geride bırakmıştır. Makrokalsifikasyon (p < 0.018), makrohemoraji (p < 0.001) ve periferal yerleşimli hemoraji (p < 0.01) malign lezyonlarda anlamlı düzeyde daha sık görülmüştür. Periost reaksiyonu varlığı malignite ile anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur (p < 0.01). Ayrıca, disorganize, kompleks kombine, spiküle ve Codman üçgeni gibi spesifik periost reaksiyon tipleri, malign lezyonlarda tek başına veya ağırlıklı olarak gözlenmiş olup, tanısal değerlerini ortaya koymuştur. Sonuç: SWI sekansı, elementer kemik lezyonlarında kalsifikasyonların ve hemorajilerin tespitini, ayrıca agresif periost reaksiyonlarının karakterizasyonunu önemli ölçüde iyileştirerek, konvansiyonel görüntüleme yöntemlerinde sıklıkla gözden kaçan kritik bilgiler sağlamaktadır. SWI aracılığıyla bu özelliklerin doğru bir şekilde tanımlanması, ayırıcı tanı listesini belirgin şekilde daraltabilir ve klinik karar alma süreçlerine rehberlik ederek, bazı durumlarda invaziv prosedür ihtiyacını azaltabilir. Kemik tümörü şüphesi olan hastalarda SWI'nin rutin MR protokollerine entegre edilmesi, kas-iskelet sistemi onkolojisinde tanısal etkinliği ve doğruluğu artırma açısından büyük potansiyele sahiptir.