Yeni hipertansiyon tanısı almış hastalarda VAT/SAT oranının dipper/non dipper hipertansiyon ve aortik elastik parametreleri ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HİLAL FEYZA FİLİZ
Danışman: Turgut KARABAĞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Hipertansiyon hem ülkemizde hem de dünyada sık görülen global bir sorundur. Uzun süre yüksek kan basıncına maruziyet ile aortik sertleşme, sol ventrikül hipertrofisi, sistolik/diyastolik fonksiyonlarda bozulma görülür ve kardiyovasküler mortalite/morbidite riski artar. Hipertansiyonun 24 saatlik takiplerinde non-dipper patern göstermesi birçok çalışmada artmış kardiyovasküler olay riski ile ilişkilendirilmiştir. Son yıllarda sıklığı giderek artan obezite sebebi ile yağ dokunun etkileri daha da önem kazanmış, yağ dokusundan salınan moleküllerin hipertansiyon, insülin direnci, dislipidemi gibi birçok hastalıkla ilişkisi olduğu ortaya konmuştur. Çalışmamızda daha önce hipertansiyon geçmişi olmayan yeni tanı konulmuş hipertansif bireylerde yağ dokunun viseral ve subkutan dağılımının kan basıncının dipper/non-dipper paterni üzerine etkisini ve hedef organ hasarı belirteçlerinden biri olan aortik sertlik parametreleri ile ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: 01.04.2023 ile 01.04.2024 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası hipertansiyon tanısı yeni konulmuş olan 82 hasta ve 47 normotansif kontrol grubu dahil etme/hariç tutma kriterlerine göre çalışmaya dahil edildi. Katılımcılarının tamamının ayrıntılı anamnezi alındıktan sonra boy, kilo, vücut kitle indeksi, bel ve kalça çevresi, ofis kan basıncı ölçümü, 24 saatlik ambulatuar kan basıncı ölçümü yapılıp kayıt edildi. Her iki grubunda 8-12 saat açlık sonrasında açlık kan şekeri, lipid profili, üre, kreatinin, glikolize hemoglobin, HOMA-IR, CRP, hemogram ölçümü için venöz kan örnekleri alındı, çıkan laboratuvar parametreleri kayıt altına alındı. Aortik parametreler, sistolik/diyastolik fonksiyonlar, sol ventrikül kitlesi aynı kardiyolog tarafından transtorasik ekokardiyografi ve doku Doppler yöntemi ile değerlendirildi. Viseral ve subkutan abdominal yağ doku kalınları ultrasonografi ile ölçüldü. Bulgular: Dipper ve non-dipper patern gösteren hipertansif katılımcılar arasında VAT/SAT ile anlamlı ilişki saptanmamıştır (p > 0,05). VAT/SAT ile aortik parametreler (aortik genişleyebilirlik, aortik gerilim) arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p > 0,05). Hasta ve kontrol grubu birlikte analiz edildiğinde VAT/SAT oranı ile 24 saat ort SKB, 24 saat ortalama DKB ve gece ortalama SKB değerleri arasında aynı yönlü ve anlamlı ilişki saptandı (sırasıyla 11 r=0,188, r=0,175 ve r=0,186). Hastaların VAT ve VAT/SAT oranı kontrollerden daha yüksek saptandı (sırasıyla p=0,002, p=0,016) Sonuç: Yeni tanı alan hipertansiyon hastalarında viseral yağ doku kalınlığının subkutan yağ doku kalınlığına oranının hipertansiyonun dipper/non-dipper paternine etkisi saptanmamıştır ancak VAT ile aortik genişleyebilirlik arasındaki ters yönlü ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca hasta grubunda VAT ve VAT/SAT anlamlı olarak yüksek saptanmış olup viseral adipozite ölçümleri yüksek saptanan bireylerde hipertansiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar kelimeler: Hipertansiyon, dipper, nondipper, viseral adipoz doku, subkutan adipoz doku