Makulası yatışık regmatojen retina dekolmanı olgularında silikon veya gaz tamponadı kullanımının santral koriyoretinal bölgede anatomik ve mikrosvasküler yapılara etkisinin optik koherens tomografi ve optik koherens tomografi anjiyografi ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET ALPTEKİN ÇELEMEN

Danışman: Kenan SÖNMEZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, makulası yatışık regmatojen retina dekolmanı (RRD) nedeniyle pars plana vitrektomi (PPV) cerrahisi uygulanan hastalarda; endotamponad olarak kullanılan silikon yağı (SO) ve perfloropropan (C3F8) gazının santral korioretinal yapılar üzerindeki etkilerinin, optik koherens tomografi (OCT) ve optik koherens tomografi anjiyografi (OCTA) parametreleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Prospektif ve karşılaştırmalı olarak tasarlanan bu çalışmaya, makulası yatışık RRD tanısıyla PPV uygulanan hastalar dahil edildi. Hastalar kullanılan tamponada göre Silikon yağı (n=12) ve C3F8 gazı (n=16) olarak iki gruba ayrıldı; hastaların sağlıklı diğer gözleri ise Kontrol grubunu (n=20) oluşturdu. Tüm olguların santral koriyoretinal yapıları, swept-source OCT/OCTA cihazı ile görüntülendi. OCT ile subfoveal koroid kalınlığı (SFCT) ve koroidal vaskülarite indeksi (CVI) ölçüldü. OCTA ile ise yüzeyel (SCP) ve derin kapiller pleksuslardaki (DCP) vasküler alan dansitesi (VAD), vasküler iskelet dansitesi (VSD), vasküler çap indeksi (VDI) ve foveal avasküler alan (FAZ) morfolojik metrikleri ölçüldü. Gruplar arası karşılaştırmalarda başlangıç değerlerinin etkisini kontrol etmek için Kovaryans Analizi (ANCOVA), Silikon grubunun zamana bağlı değişiminde ise Friedman testi kullanıldı. Bulgular: Cerrahi sonrası SCP perfüzyon metriklerindeki değişim incelendiğinde, C3F8 grubunda VAD ve VSD'de artış saptanırken, SO grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlendi (sırasıyla p=0,007 ve p=0,003). DCP VAD değişiminde, SO grubu Kontrol grubuna kıyasla anlamlı bir düşüş gösterdi (p=0,028). Koroidal metrikler olan SFCT ve CVI'da ise gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla p=0,767 ve p=0,402). Keşifsel alt grup analizinde, SO grubunda FAZ alanının, ameliyat öncesine göre SO gözdeyken anlamlı düzeyde genişlediği (p=0,012) ve SO alındıktan sonra tekrar anlamlı düzeyde küçülerek (p=0,012) ameliyat öncesi değerlere döndüğü görüldü. Sonuç: Makulası yatışık RRD cerrahisinde C3F8 gazı kullanımı, SO'ya kıyasla daha iyi bir postoperatif yüzeyel retinal mikrovasküler perfüzyon profili ile ilişkilidir. SO kullanımı ise, hem yüzeyel hem de derin kapiller pleksuslarda kantitatif olarak ölçülebilen bir perfüzyon azalmasına ve FAZ üzerinde geçici, geri döndürülebilir bir genişlemeye neden olmaktadır. Bu bulgular, klinisyenlerin tamponad seçimi yaparken, SO'nun anatomik avantajlarını potansiyel subklinik mikrovasküler yan etkileriyle birlikte değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: C3F8 gazı, optik koherens tomografi, retina dekolmanı, retinal damarlar, silikon yağı, vitreoretinal cerrahi