BT eşliğinde transtorasik akciğer biyopsisi sonrası gelişen pnömotoraks tedavisinde vakum aspirasyon yönteminin etkinliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RIDVAN DİZMAN
Danışman: Tamer BAYSAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Akciğer neoplazmları dünya çapında kanser vakalarının ve buna bağlı ölümlerin önde gelen nedenidir. Yüksek riskli hastalarda noninvaziv görüntüleme teknikleriyle lezyon tespit edildikten sonra, cerrahi müdahaleden önce histopatolojik tanı konulması tedavi stratejisi ve planlaması için çok önemlidir. Bilgisayarlı tomografi kılavuzluğunda yapılan perkütan transtorasik ince iğne aspirasyon biyopsisi (TTİİAB), akciğer lezyonlarının tanısında iyi bilinen, güvenli, etkili ve yaygın olarak kullanılan bir işlemdir. İşlemin en sık görülen komplikasyonları pnömotoraks ve hafif hemoptizidir. Literatürde TTİİAB ler sırasında gelişen iyatrojenik pnömotoraksın yönetimi konusunda fikir birliği yoktur. Klinik gözlem, basit aspirasyon ve göğüs tüpü drenajı tedavi seçenekleridir. Bu çalışmanın amacı, TTİİAB sonrası pnömotoraks oluşan hastalarda basit aspirasyon düzeneğine eklenen vakum aspirasyon cihazı ile geliştirilen yeni pnömotoraks aspirasyon yönteminin etkinliğini ve sonuçlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 2021-2024 tarihleri arasında hastanemiz radyoloji kliniğinde TTİİAB işlemi sonrası pnömotoraks gelişen ve vakum aspirasyon yöntemi ile tedavi edilen 26 hasta değerlendirildi. Çalışmamızda yaş, cins, kitle lokalizasyonu ve boyutu, yöntemin başarı oranı, iğne trasesinde amfizem, lezyon plevra mesafesi ve pnömotoraks boyutuna ilişkin parametreler, göğüs tüpü drenajı gerekliliği ile mukayese edildi. Veriler IBM SPSS Statistics Standard Concurrent User V 30 (IBM Corp., Armonk, New York, ABD) istatistik paket programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada yaşları 29-77 yıl aralığında olan 26 hasta yer aldı. Hastaların yaş ortalaması 63,4±10,4 yıl idi. Hastaların 7'si (%26,9) kadın, 19'u (%73,1) erkekti. Vakum aspirasyon yöntemi uygulanan 26 ptx hastasının 18'inde (%69,2) ptx başarı ile tedavi edildi. Hastaların 8'inde biyopsi sonrası (%30,8) göğüs tüpü ihtiyacı olduğu tespit edildi. Biyopsi iğnesi trasesinde amfizem 17 (%65,4) hastada mevcuttu. Göğüs tüpü ile tedavi gerekliliği olan hastaların pnömotoraks boyutu göğüs tüpü ile tedavi gerekliliği olmayan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p değeri 0,047). Sonuç:Çalışmamız retrospektif olarak iyatrojenik pnömotoraks tedavisinde kullanılabilecek yeni bir yöntemi değerlendirmek için gerçekleştirilmiştir. Literatürde TTİİAB sonrası gelişen pnömotoraks yönetimi ve tedavisi ile ilgili birçok makale ve uluslararası kılavuzlar bulunmasına karşın biyopsi sonrası gelişen ptx ın basit aspirasyon mu yoksa göğüs tüpü drenajı ile tedavi edilmesi konusunda tam bir fikir birliği yoktur. Uyguladığımız yüksek basınç ve yüksek hacimli vakum aspirasyon drenajı basit aspirasyon yönteminin süresini kısaltmakta, hasta konforunu artırmakta ve invaziv bir tedavi yöntemi olan göğüs tüpü drenajı ihtiyacını azaltmaktadır. Yöntemin başarı oranı literatürde tanımlanan diğer ptx tedavi yöntemleri ile benzer bulunduğu için yöntemin günlük pratikte kullanılabileğini düşünüyoruz. Çalışmamızın daha geniş sayıda hasta ile yapılacak çalışmalar için öncü bir çalışma olduğu kanaatindeyiz. Anahtar kelimeler: BT kılavuzluğunda akciğer biyopsisi, ince iğne aspirasyon biyopsisi, pnömotoraks, manuel aspirasyon, vakum aspirasyon