Vezikoüreteral reflü nedeniyle üreteroneosistostomi yapılan hastalarımızda ekstravezikal ve intravezikal yaklaşımla reflü onarımının sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESRA KARAKAŞ

Danışman: Fatma SARAÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Vezikoüreteral reflü (VUR) çoğunlukla intramural üreterin kısa olmasının bir sonucu olarak idrarın mesaneden üst üriner sisteme kaçışını ifade eder. Oluşum mekanizmasında sadece üreterovezikal bileşke yetersizliği değil bazen de alt üriner sistemdeki obstrüktif veya nörolojik fonksiyon bozukluğu da yer almaktadır. VUR' un erken tanısı ve tedavisi tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını önleyebilir ve böbrek hasarını azaltabilir. Çocuklarda reflü nefropatisine bağlı son dönem böbrek yetmezliği tüm pediatrik böbrek transplantasyonlarının yaklaşık %5' ini oluşturur. Çalışmamız, VUR nedeniyle opere edilip kliniğimizde takip ve tedavi edilen hastalarda, uygulanan ameliyat yönteminin başarısının ve ameliyat başarısının etyoloji ile ilişkisinin retrospektif olarak araştırılmasını amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, çocuk cerrahisi kliniğimizde takip ve tedavi edilmiş VUR tanısı olan ve cerrahi müdahale yapılan hastaların geriye dönük taranmasıyla gerçekleştirilmiştir. Hasta dosyaları; VUR etyolojisi, eşlik eden patolojiler, laboratuvar tetkikleri, görüntülemeler, ameliyat notları ve sonrasındaki takipleri açısından incelenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda VUR tanısı ile üreteroneosistostomi yapılan 125 hastanın verileri incelenmiştir. VUR dışı bir nedenle reimplantasyon yapılan, takibi düzensiz olan ve dosyasına ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastalarımızın 56' sı (%45) kız, 69' u (%55) erkekti. Ortalama yaş 6.2±3.8 yıldı. Cerrahi işlem olarak hastaların 68' ine (%54) Lich-Gregoir yöntemi, 52' sine (%42) Cohen yöntemi, 5 hastaya ise (%4) Politano-Leadbetter yöntemi uygulanmıştır. Toplamda 12 hastada nüks gelişmiş olup intravezikal yöntem uygulanan hastalarda nüks oranı %7, ekstravezikal yöntem uygulanan hastalarda ise %11,8 bulunmuştur. Nüks olan hastalarda primer ve sekonder vaka dağılımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Nüks gelişen hastalar arasında sekonder vaka oranı belirgin olarak yüksek olup %83,3 (n=10), primer vaka oranı ise %16,7 (n=2) olarak gözlenmiştir. Sonuç: Vezikoüreteral reflünün cerrahi tedavisinde intravezikal ve ekstravezikal yöntemler arasında nüks gelişimi açısından anlamlı fark yoktur. Ancak etyolojik olarak bakıldığında sekonder VUR' lu hastalarda reimplantasyon yönteminden bağımsız olarak, cerrahi başarı primer VUR' a göre daha düşüktür. Rehabilite edilmemiş bir mesanede yapılacak cerrahi tedavi daha düşük başarı oranıyla ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ile ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Vezikoüreteral reflü, Sekonder, Primer, Üreteroneosistostomi, İntravezikal, Ekstravezikal