Kronik lenfositer lösemi hastalarında prognostik nutrisyonel indeksin prognozu belirlemede katkısı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZLEM YÜKSEL
Danışman: Hacer Berna AFACAN ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızın ana konusu ve amacı prognostik nutrisyonel indeksin Kll hastalarında prognozu belirlemedeki katkısını göstermek olmuştur. Ayrıca diğer hematoloji malignitelerden farklı olarak prognostik nutrisyonel indeksin hesaplanmasında kullanılan parametrelerden biri olan mutlak lenfosit sayısının Kll'nin doğal seyrinde yüksek olarak görülmesinin farklı bir sonuç ortaya koyup koyamayacağı da çalışmamızda değerlendirilen noktalardan birisidir. Gereç ve Yöntem: 2010/2024 yılları arasında tanı alan 216 Kronik Lenfositer Lösemi hastasının dahil edildiği gözlemsel araştırmadır. Çalışmaya belirtilen tarihler arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Eğitim Ve Araştırma Hastanesi ile Etlik Şehir Hastanesinde takibine devam edilen Kronik Lenfositer Lösemi tanısı doğrulanmış ve klinik, laboratuvar verilerine ulaşılabilen hastalar dahil edilmiştir. Tüm hastaların tanı anındaki demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), klinik bulguları, ECOG performans durumu, IPI skoru ve Ann Arbor evrelemesi kaydedilmiştir. Laboratuvar parametreleri arasında; beta 2 mikroglobulin, serum albümin düzeyi (g/dl), hemoglobin değeri, trombosit sayısı, lökosit sayısı, lenfosit değerleri analiz edilmiştir. Ayrıca her hasta için Prognostik Nutrisyonel İndeks (PNI) hesaplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 28.0 kullanılarak yapılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirildi. Normal dağılım gösteren nicel bağımsız verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, normal dağılmayan nicel bağımsız verilerin analizinde ise Mann- Whitney U testi kullanılmıştır. Nitel verilerin karşılaştırılmasında Ki- kare testi, etki düzeyi ve cut-of belirlemede ROC eğrisi analizi, Sağkalım analizlerinde ise Kaplan- Meier yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya toplam 216 hasta dahil edildi. Yaş ortalaması 62,0±10,6 yıl, medyan yaş 62,0 idi. Hastaların %48,1'i kadınlardan (n=104), %51,9'u erkeklerden (n=112) oluşmaktadır. Hastaların %81,9'u kemoterapi almamış (n=177), %18,1'i kemoterapi almıştı (n=39). Laboratuvar değerleri incelendiğinde ortalama serum albümin düzeyi 43,8±4,6 g/L, hgb 13,2±2,2 g/dL, plt 225,5±87,1×103/μL iken; serum ldh düzeyi 214,0±77,8 U/L, wbc 40,1±63,5×103/μL, lenfosit sayısı 33,8±60,5×103/μL olarak bulundu. ECOG skoru 1,80±0,78, IPI skoru 1,26±1,10 idi. Ann Arbor evrelemesine göre en sık görülen evre Evre I (%67,6) olup, bunu sırasıyla Evre II (%18,5), Evre III (%9,3) ve Evre IV (%4,6) izledi. (Tablo 1) Kemoterapi alan ve almayan hastaların demografik özellikleri benzer bulunmuştur, yaş ve cinsiyet açısından anlamlı fark yoktur, p>0.05 idi. Ancak laboratuvar ve klinik parametrelerde belirgin farklılıklar saptanmıştır. Kemoterapi alan grupta beta2 mikro, LDH, WBC, lenfosit, PNI değeri kemoterapi almayan gruptan anlamlı (p 0.05) farklılık göstermemiştir. PNI≥135 olan grupta erkek hastaların oranı PNI 0.05) farklılık göstermemiştir. PNI≥135olan grupta HGB, PLT değeri PNI 0.05) farklılık göstermemiştir. PNI≥135 olan grupta ANN ARBOR evresi PNI<135 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha yüksek bulunmuştur. (Tablo 4) PNI≥135 olan (125.3) grupta kemoterapi alma süresi PNI<135 olan (137.1) gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha kısa saptanmıştır. (Tablo 5) Sonuç: Çalışmamızın bulguları, literatürdeki diğer hematolojik malignitelerden farklı olarak, yüksek PNI değerinin KLL'de kötü prognozla ve ileri evre hastalıkla ilişkili olduğunu göstermektedir.Bu durum, KLL'nin doğal seyrinde görülen persistan lenfositozun PNI hesaplamasında kullanılan lenfosit bileşenini yapay olarak yükseltmesi ile açıklanabilir. Böylece PNI yüksekliği, bu hastalıkta beslenme ve immün durumunun iyi olduğunu değil, artmış tümör yükü ve hastalık aktivitesini yansıtıyor olabilir. Sonuç olarak, PNI'nin KLL hastalarında yorumlanması diğer hematolojik malignitelerden farklılık göstermektedir. PNI değerinin yüksek bulunması, bu hastalarda daha agresif seyir, ileri evre ve tedavi gereksinimiyle ilişkilidir. Bu nedenle, KLL'de PNI'nin tek başına beslenme ve immün durumu yansıtan bir gösterge olarak değerlendirilmesi uygun değildir. KLL'ye özgü klinik ve biyokimyasal özellikler dikkate alınarak, bu indeksin yeni prognostik modeller içinde yeniden tanımlanması gerektiği düşünülmektedir.