Aile hekimliği polikliniğine başvuran kişilerde vitamin D düzeyi ile kan lipit düzeyleri, karaciğer ve böbrek işlev testleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL KARAGÜL

Danışman: Mehmet ÖZEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran bireylerde D vitamini (25[OH]D) düzeyi ile kan lipit düzeyleri, karaciğer ve böbrek işlev testleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Aynı zamanda D vitamini düzeylerinin yaş, cinsiyet, başvurulan poliklinik ve kronik hastalık varlığı gibi, demografik ve klinik özelliklerle olan ilişkisi de araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif, tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışmada; 2019–2024 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran, 18 yaş ve üzerinde, D vitamini tetkik sonucu bulunan toplam 8218 bireyin hastane bilgi yönetim sistemindeki kayıtları incelenmiştir. Bu bireylerin D vitamini düzeyi, lipit profili, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri ile hemogram verileri analiz edilmiştir. İstatistik değerlendirmeleri SPSS 27.0 programı kullanılarak yapıldı; parametrik ve parametrik olmayan dağılımlarda uygun testler (t-testi, ANOVA, Ki-kare, Pearson korelasyon) uygulandı ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılanların %72'si kadın, %28'i erkek olup, ortalama yaş 48,7±17,4 yıldır. Ortalama D vitamini düzeyi 26,1±15,1 ng/mL bulunmuş; bireylerin %64,4'ünde eksiklik, %28,3'ünde yeterli düzey, %6,9'unda yetersizlik, yalnızca %0,4'ünde ise fazlalık saptanmıştır. Cinsiyetler arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; kadınlarda D vitamini yetersizliği erkeklere göre daha yüksek oranda saptanmıştır (%8,2 ve %3,7; p<0,001). Yaş arttıkça D vitamini düzeyinin de arttığı görülmüş (r=0,261; p<0,001); özellikle yeterli ve fazla düzeyde D vitamini bulunan bireylerin yaş ortalaması diğer gruplara göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla 55,6±16,5 ve 61,1±15,2 yıl; p<0,001). Kronik hastalığı olan bireylerde D vitamini düzeyi daha yüksekti (29,0±16,5 ng/mL ve 25,1±14,4 ng/mL; p<0,001); ancak bu bireylerin glomerüler filtrasyon hızı (GFR) anlamlı şekilde daha düşüktü (74,8±17,9 ve 88,3±17,5 mL/dk/1,73 m²; p<0,001). GFR azaldıkça D vitamini düzeyinin arttığı gözlemlendi (p<0,001). D vitamini düzeyi ile HDL kolesterol arasında pozitif anlamlı bir korelasyon saptanırken (r=0,138; p<0,001), trigliserid (r=–0,056; p<0,001), nötrofil (r=–0,088; p<0,001) ve GFR (r=–0,268; p<0,001) ile negatif korelasyon bulundu. Ayrıca karaciğer enzimlerinden aspartat aminotransferaz (AST) ve alanin aminotransferaz (ALT) ile D vitamini arasında anlamlı pozitif ilişki vardı (sırasıyla r=0,080; p<0,001 ve r=0,033; p=0,005). Bazı kronik hastalık gruplarında (örneğin osteoporoz, malignite, hipotiroidi, obezite, böbrek yetmezliği gibi) D vitamini düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek veya düşük saptanmıştır (hepsi için p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, D vitamini düzeyinin yalnızca kemik sağlığıyla değil, aynı zamanda bireylerin lipit profili, böbrek ve karaciğer işlevleri ile de ilişkili olabileceğini göstermiştir. Ayrıca yaş, cinsiyet ve kronik hastalık gibi demografik ve klinik özellikler D vitamini düzeyleri üzerinde anlamlı etkilere sahiptir. Elde edilen bulgular, D vitamini düzeyinin genel sağlık değerlendirmelerinde dikkate alınması gereken önemli bir biyobelirteç olduğunu ortaya koymaktadır.