Total diz artroplastisi yapılan hastaların preoperatif ve postoperatif ayak-ayak bileği koronal-sagital plan deformitelerinin ve yürüme analizlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ORHAN MERT

Danışman: Özgür DOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, total diz protezi cerrahisi uygulanan hastalarda ameliyat öncesi ve sonrası ayak ve ayak bileği düzeyinde oluşan koronal ve sagital plan deformitelerini radyolojik olarak incelemek ve bu anatomik değişikliklerin yürüyüş fonksiyonları üzerindeki etkilerini objektif olarak değerlendirmektir. Yöntem: Tek merkezli, prospektif tasarıma sahip bu çalışmada, TDA uygulanan 50 hastanın preoperatif ve postoperatif dönemdeki radyolojik verileri ile yürüme analiz parametreleri karşılaştırıldı. Hastaların cinsiyet, vki, etkilenen taraf bilgileri incelendi. Her hastadan ameliyat öncesi ve yaklaşık 3 ay sonrası dönemde alınan yürüyüş analizleri değerlendirildi. Hastaların ayak ve ayak bileği açıları ile bacak uzunluk grafileri değerlendirildi. Radyolojik parametreler arasında kalça,diz,ayak bileği açısı (HKA) ,mekanik aks sapması, anatomik tibiofemoral açı, talokrural açı, kite açısı, talonaviküler örtünme açısı, kalkaneal pitch, lateral talokalkaneal açı ve kalkaneus–1. metatars açısı yer aldı. Yürüme analizleri; adım uzunluğu, adım sayısı, yürüyüş hızı, adım süresi, destek süreleri ve plantar basınç dağılımı gibi spatiotemporal ve kinetik parametreleri içerdi. Bulgular: Cerrahi sonrası dönemde hastaların AOFAS skorları belirgin şekilde yükselmiştir (preop 71,7 ± 15,0'ten postop 90,5 ± 6,5'a; p<0.001). Preoperatif HKA açısı yaklaşık –10,9° ± 5,2° varus iken postoperatif –2,7° ± 3,6° varusa gerilemiştir (p<0.001). Mekanik aks sapması (MAS) değeri 36,1 ± 16,5 mm'den 10,8 ± 12,1 mm'ye azalmıştır (p<0.001). Anatomik tibofemoral açı ameliyat sonrası normale yakın değerlere ulaşmıştır (preop –5,0° ± 4,0°'den postop +5,5° ± 1,5, p=< 0,001). Özellikle ön-arka plandaki anterior talokalkaneal açı (Kite açısı) ile talonaviküler örtünme açısı ameliyat sonrası belirgin olarak azalmıştır. Kite açısı ortalama preoperatif dönemde yüksek olup TDA sonrasında anlamlı derecede düzelme göstermiştir (<0,001). Yürüme analizinde adım sıklığı, yürüme hızı ve tek taraflı destek süresi gibi parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı artış görülmüş; çift destek süresi ve asimetrik yük dağılımı ise azalmıştır. Bilateral opere edilen hastalarda yürüme paterninin daha simetrik olduğu; unilateral olarak opere edilenlerde ise ameliyat edilen tarafın dominant olarak iyileştiği tespit edilmiştir. Cinsiyet açısından anlamlı fark izlenmemiştir. Sonuç: Total diz protezi uygulaması sadece diz hizalanmasını değil, aynı zamanda ayak ve ayak bileği düzeyinde de önemli biyomekanik değişikliklere neden oldu. Bu değişiklikler, yürüyüş analizi parametrelerine de yansımakta ve fonksiyonel sonuçları doğrudan etkilemektedir. Bilateral cerrahilerin yürüyüşte daha simetrik bir iyileşme sağladığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, diz protezi cerrahisi planlanırken tüm alt ekstremitenin yapısal ve fonksiyonel özellikleri dikkate alınmalı; özellikle ayak ve ayak bileği hizalanması rehabilitasyon sürecine entegre edilmelidir.