Triküspit kapak replasmanı cerrahisi yapılan hastalarınerken-orta dönem sonuçlarının retrospektif olarakdeğerlendirilmesi; morbidite, mortalite ve bunlara etkieden risk faktörlerinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM KOLAY COŞKUN

Danışman: Nihan KAYALAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Triküspit kapak (TV) hastalığı yaygın ve önemli bir patolojidir. Prevelansı giderek artmakta ve tedavi edilmediği takdirde prognozu kötüdür. Hastalar, sağ ventrikül disfonksiyonu ile birlikte şiddetli semptomlar geliştirdikten sonra triküspit kapak replasmanı (TVR) için yönlendirilmektedir. TVR için değerlendirilen hasta grupları; ileri derece semptomatik, sağ ventrikül fonksiyonları bozulmuş veya triküspit kapak onarımı (TVA) yapılmış ya da yapılmaya uygun olmayan hastalardır. Bu nedenle yüksek mortalite ile ilişkilidir. Bu çalışma, triküspit kapak replasmanı yapılan hastalarda preoperatif ve postoperatif etkenlerin morbidite ve mortalite üzerindeki ilişkisini değerlendirmek ve triküspit kapak replasmanı ile ilgili son yıllarda yapılan diğer çalışmalar ile de karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Ocak 2021-Eylül 2024 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'nde triküspit kapak replasmanı yapılmış 18 yaşında ve büyük 78 hasta, çalışma grubunu oluşturmuştur. Median sternotomi ile, kardiyopulmoner bypass altında tüm hastalarda biyoprotez tercih edilerek TVR yapılmıştır. Çalışmada izole TVR (diğer kapaklara müdahale edilmeyen ancak sekonder triküspit kapak hastalığına yol açmayacak diğer prosedürleri içeren hastalar dahil edildi) ve konkomitan prosedürler birlikte değerlendirildi. TVR etyolojisi genel olarak masif ve ileri triküspit yetersizliği nedeni ile değerlendirildi, 8 hastada triküspit kapak darlığı mevcuttu. En çok eşlik eden kardiyak patoloji mitral kapak hastalıkları idi (%50). Redo vaka çalışma grubunun %59'unu oluşturmaktaydı. 12 hastada kardiyopulmoner bypass (KPB) altında atan kalpte operasyon yapıldı. 33 hastada sadece izole triküspit cerrahisi prosedürü uygulandı. Bu hastalar, TRISCORE skorlama sistemine göre ortalama olarak düşük riske sahiplerdi. Mortaliteye etki eden faktörlere bakıldığında; yüksek EUROSCORE II düzeyi, preoperatif TAPSE ve RVsm değeri, konkomitan prosedür uygulanması, postoperatif NYHA sınıf düzeyi, uzun KPB ve kros süresi, uzamış ventilasyon, İABP/ECMO kullanımı, CRRT kullanımı anlamlı bulunmuştur. Morbidite ise; kronik böbrek yetmezliğine sahip yüksek kreatinin düzeyi, preoperatif/postoperatif NYHA sınıf düzeyi ve EUROSCORE II düzeyi, uzun KPB ve kros süresi olan hastalarda, eşlik eden mitral kapak hastalığı ve konkomitan prosedürler ile ilişkili bulunmuştur. Çalışmamızda 30 günlük ölüm oranı %7,7 olup, izole TVR yapılan hastalarda erken dönemde mortalite görülmedi. Bu oran literatürde daha önce bildirilen erken dönem ölüm oranlarından nispeten daha düşüktür ve bu durum kısmen hasta seçimiyle açıklanabilir. Bu bulgular, ölüm ve morbiditenin sadece ameliyat öncesi hasta özellikleriyle değil, aynı zamanda ameliyat sonrası hemodinamik instabilite ve sonrasında organ disfonksiyonuyla da ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Retrospektif tasarım ve sınırlı örneklem büyüklüğü, bulgularımızın kapsayıcılığını sınırlayabilir. TVR' nin yüksek riskli olmasının en önemli sebeplerinden biri hastaların cerrahiye geç yönlendirilmesi ve bu sırada gelişen sağ ventrikül disfonksiyon sonucu organ yetmezliklerinin başlamasıdır. Çalışmamız operasyonun daha erken yapılması ile daha iyi sonuçların alınabileceğini göstermekte olup, benzer çalışmaların artması ile bu hastaların uygun zamanda cerrahiye yönlendirilmesine yol gösterici niteliktedir. Sonuçlarımız göstermektedir ki, izole triküspit kapak değişimi sanıldığı kadar yüksek mortaliteye sahip değildir. Uygun hasta seçimi ve cerrahi zamanlama ile düşük mortalite yapılması mümkündür.