Kolesteatomlu ve kolesteatomsuz kronik otitis mediası olan hastalarda patolojik dokudan alınan spesmenlerde IL-33 ve IL-17 düzeyinin klinik parametrelerle korelasyonunun araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE YILMAZÇOBAN
Danışman: Nuray ENSARİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kronik otitis media yaygın görülen bir hastalık olup, seyrinde oluşan kolesteatom ve granülasyon dokusu gibi patolojik yapılarla morbidite ve mortalite oranlarını artırabilecek komplikasyonlara neden olabilmektedir. Kronik otitis medianın yol açtığı morbidite ve mortaliteyi azaltmak için erken teşhis ve tedavi yöntemlerinin uygulanması önemlidir. Çalışmamızda kolesteatomlu ve kolesteatomsuz kronik otitis mediada patolojik dokudan alınan spesmenlerde IL-33 ve IL-17 düzeyinin klinik parametrelerle korelasyonu araştırılarak KOM patogenezindeki rolü ve cerrahi sonrası nükslerin öngörmedeki rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kliniğinde Eylül 2023- Eylül 2024 tarihleri arasında kronik otitis media nedeni ile opere edilen 45 hasta dahil edilmiştir. Operasyona alınan hastaların mastoid ve timpanik kavitesindeki patolojik dokularında ve kontrol grubu için postaurikuler insizyon alanından cilt dokusunda IL-33 ve IL-17 düzeyleri ölçülmüştür. Bulgular: Çalışmamızda nüks kolesteatomlu kronik otitis mediası olan hastalarda IL-17 düzeyini kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde yüksek bulduk (p=0,001). IL-33 düzeyleri açısından; kolesteatomsuz kronik otitis media, kolesteatomlu kronik otitis media ve nüks kolesteatomlu kronik otitis media ve kontrol grubu olmak üzere gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark gözlenmedi (p=0,408). Sonuç: Çalışmamız kronik otitis mediada patolojik dokudaki IL-17 ve IL-33 düzeylerini araştıran ve hastaların klinik verileriyle karşılaştıran ilk çalışma olması nedeni ile önemlidir. Çalışmamızın sonuçları IL-17 düzeyinin kolesteatom nüksünü öngörmede önemli bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir. IL-17 ve IL-33'ün kolesteatom etyopatogenezindeki rolünü ve bunların kolesteatom devamlılığı ve ilerlemesinde ne derecede etkili olduklarını kanıtlamak için daha fazla çalışmaya ve daha uzun takip sürelerine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: IL-33, IL-17, Kolesteatom, Nüks