İskemik serebrovasküler olay sonrası erken dekompresif kraniektominin klinik sonuçlara etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, BEYİN-SİNİR VE OMURİLİK CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SETENAY DER

Danışman: Adem YİLMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma, iskemik serebrovasküler olay (iSVO) sonrası uygulanan dekompresif kraniektomi (DK) operasyonunun klinik sonuçlara etkisini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışmanın amacı, iSVO sonrası gelişen beyin ödemi ve artan kafa içi basıncının hastaların prognozunu olumsuz etkilediği ve DK'nın bu durumu hafifletme potansiyelini değerlendirmektir. Bu bağlamda, DK'nin parankimal şifti azaltma, kafa içi basıncını düşürme ve nörolojik fonksiyonları koruma konusundaki etkinliği araştırılmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmada, 01 Nisan 2019 ile 01 Nisan 2024 tarihleri arasında Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Seyrantepe Yerleşkesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nde DK operasyonu geçiren 18-80 yaş arası 100 hasta incelenmiştir. Veriler, Panates Hastane Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden elde edilerek SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir; İstatistiksel karşılaştırmada Ki-kare testi kullanılmış olup belirli gruplar arasındaki karşılaştırmada Bağımlı Örneklem T- Testi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %66'sı erkek ve %34'ü kadındır. %16'sı daha önce bir serebrovasküler olay geçirmiştir ve %72'si hipertansiyon tanılıdır. DK en sık ikinci günde (%30) uygulanmış olup, operasyonların %62'si orta hat şifti nedeniyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların %36'sında sağ MCA M1, %38'inde sol MCA M1 arterinin oklüde olduğu saptanmıştır. %62'sine trombektomi yapılmış ve %74.20'sinde revaskülarizasyon sağlanmıştır. Modifiye Rankin Skalası'nda %62'si 5 puan almıştır. Preoperatif GKS değerleri de geniş bir aralıkta dağılmıştır. Katılımcıların %58'i 1/5 parezi derecesine sahipken, %70'inde preoperatif bazal sisternler kapalıdır. Postoperatif dönemde, %66'sında 1/5 parezi derecesi gözlenmiş ve %20'sinde orta hat şifti değeri 0 mm olarak kaydedilmiştir. Postoperatif bazal sisternlerin %90'ı açık bulunmuştur. %34 hastada postoperatif hemoraji tespit edilmiştir. ASPECTS skorlarına göre, 7 puan alan hastaların %20'sinde DK etkili olmuştur. Kraniektomi boyutları genellikle 15*10 cm ve 15*12 cm olarak gerçekleştirilmiştir. Enfarkt boyutları 300 cc ile en yaygın olarak gözlenmiştir. Ek bölgede enfarkt bulunmama oranı %80 iken, %18 hastada ACA bölgesinde ek enfarkt tespit edilmiştir. İCA'sı oklüde olan hastaların oranı %52'dir. DK sonrası hastaların %51'i taburcu edilirken, %49'u hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin %46'sı 1-7 gün içindedir. Sonuç: Yaş ve cinsiyet, DK sonrası hastaların son durumu üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir; 56-67 yaş aralığındaki hastalarda ve erkeklerde daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. DK erken dönemde yapılması, daha iyi klinik sonuçlar sağlamıştır. Sağ MCA M1 segmentinde oklüzyon bulunan hastalar daha kötü sonuçlar elde ederken, düşük NIHSS skoru olan hastalar daha iyi sonuçlar elde etmiştir. DK sonrası Glasgow Koma Skalası ve diğer nörolojik parametrelerde iyileşmeler gözlenmiştir.