Torakal aort anevrizma onarımı ((TEVAR) prosedürünün sol ventrikül global longitudinal strain üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL MEHMET AKİF ERSOY GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TANER ŞAHİN
Danışman: Ömer ÇELİK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Akut aort diseksiyonu (AAD), akut aortik sendromlar (AAS) içinde en sık görülen, mortalite ve morbiditesi yüksek bir hastalıktır. Torasik aort anevrizmasının (TAA) ise diseksiyon riski nedeniyle takibi son derece önemlidir. 2005 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Tip B aort diseksiyonları (TBAD) için Torasik Endovasküler Aort Onarımı (TEVAR) yöntemini onaylamıştır. Aortun özellikle proksimal segmentleri sistolde genişleyerek kanı depolar ve depolanan kan diastolde periferik dolaşıma verilir. Aortun "Windkessel etkisi" olarak tanımlanan bu fonksiyonu periferik dolaşımın devamlı ve düzenli olmasını sağlar. TEVAR işlemi yapılan hastalarda, aortun esneyerek kanı depolama kapasitesi en yüksek olan proksimal segmentlere stent greft yerleştirilmesinin bu fonksiyonu bozacağını ve buna bağlı oluşan artyükün uzun vadede sol ventrikül sistolik fonksiyonlarını bozabileceğini öngörmekteyiz. Yapılan çalışmalarda sol ventrikül global longitudinal strain (LVGLS) ölçümünün sol ventrikül ejeksi yon fraksiyonu (LVEF) bozulmadan önce sistolik fonksiyonlardaki bozulmanın daha erken tespitine olanak tanıdığı gösterilmiştir. Çalışmamızda TEVAR işlemi uygulanan hastalarda preoperatif ve postoperatif LVGLS ölçümlerini karşılaştırılarak işleme bağlı LVGLS değişimini göstermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Mart 2023-Mayıs 2024 arasında İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nde TBAD veya TAA nedeni ile TEVAR işlemi yapılan ve malignite, ileri kapak patolojisi, son dönem kronik böbrek yetersizliği/karaciğer yetersizliği ve kalp yetmezliği olmayan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların preoperatif komorbid durumları, ilaç kullanımları, kan parametreleri, elektrokardiyografi (EKG), transtorasik ekokardiyografi (TTE) görüntüleri ve LVGLS değerleri kaydedildi ve bu parametreler postoperatif 3. ay poliklinik kontrolünde elde edilen değerlerle karşılaştırıldı. Bulgular: TEVAR işlemi öncesi ve sonrası tansiyon, EKG ve TTE'de elde edilen parametreler ve laboratuvar parametreleri kullanılarak işleme bağlı anlamlı bir değişiklik olup olmadığı araştırıldı. LVGLS'de işlem sonrası anlamlı düşüş izlendi (p<0,001). Ortalama arter basıncı değişimi ile LVGLS düşüşü arasında güçlü bir korelasyon olduğu sonucuna ulaşıldı (ρ=0.555, p=0.017). Sistolik tansiyon ve ortalama arter basıncında işlem sonrası anlamlı artış saptandı (her iki analiz için de p<0,001). Bakılan diğer parametrelerde işlem öncesi ve sonrası değerler arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda TEVAR sonrası sistolik tansiyon ve ortalama arter basıncında anlamlı düzeyde artış, LVGLS değerinde anlamlı düşüş saptanmıştır. Ortalama arter basıncı artışıyla LVGLS düşüşü arasında anlamlı ve güçlü bir korelasyon saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Torasik endovasküler aort onarımı, aortik sertleşme, Windkessel etkisi, sol ventrikül global longitudinal strain, myokardial strain