Yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatan geç pretermlerin klinik ve demografik özellikleri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞAMBAZ YILMAZ
Danışman: Beyza ÖZCAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Preterm doğum yenidoğan morbidite ve mortalitesinin başlıca nedenidir. Preterm doğumların büyük bir kısmı ise geç preterm bebeklerdir. Son yıllardaki gelişmeler nedeniyle geç preterm doğumlarda artış görülmektedir. Bu grupta meydana gelen artış kısa, orta ve uzun dönemde sağlık hizmet vericileri üzerinde ekonomik ve zaman bakımından ciddi bir yük artışına sebep olmuştur. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılarak takibi gereken geç preterm bebeklerin sosyal ve demografik özellikleri ile yatış nedenleri, yatış süresi ve mortalite arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Konya Şehir Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Konya Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'ne (YDYBÜ) 01.09.2023-01.09.2024 tarihleri arasında yatan geç preterm bebekler prospektif olarak takip edilmiştir. Bilgiler yatış anında anneden ve takibinde günlük vizitlerden ve hemşire gözleminden kaydedilmiştir. Çalışmaya dahil edilen, aile onamı alınan ve prospektif olarak takip edilen 385 geç preterm hastanın anne yaşı, doğum haftası, gestasyon haftası, YDYBÜ'ne yatış saati, yatış nedeni, cinsiyet, doğum şekli, gebelik haftasına göre doğum ağırlığı, yardımcı üreme teknikleri varlığı, çoğul gebelik, antenatal steroid, anne morbiditeleri (gestasyonel diyabet, preeklampsi/eklampsi, erken membran rüptürü), konjenital anomali varlığı ve tanısı, resüsitasyon varlığı, respiratuar hastalık, mekanik ventilasyon ihtiyacı, serbest akım veya hood ile verilen oksijen gün süresi, apne, hipokalsemi, hipoglisemi, beslenme bozukluğu, indirekt hiperbilirubinemi (İHB), erken neonatal sepsis veya geç sepsis, kan kültüründe üreme, nekrotizan enterekolit evre 2 ve üzeri, bronkopulmoner displazi, mortalite, yatış süresi ve yeniden yatış bilgileri takip süresi boyunca veri toplama formuna kaydedildi Bulgular: Çalışmada yer alan 385 hastanın ortanca gebelik haftası 35 (34-36) hafta, ortalama doğum kiloları ise 2570,6±537,4 (1360-4280) gramdı. Doğum ağırlığı gebelik yaşına uygun olan (AGA) hasta sayısı 307'idi (%79,7). Yatış zamanı ilk 24 saat olan hasta sayısı 288'dir (%74,8). Yatış nedeni solunum sıkıntısı olan 205 (%53,2), İHB olan 79 (%20,5), konjenital anomali olan 19 (%4,9), beslenme sorunu olan 19 (%4,9) hasta saptandı. Hastaların 222'sinde (%57,7) respiratuar hastalık bulundu. Yatış süresi 1-171 gün aralığındaydı ve medyan yatış süresi 6 gün olarak saptandı. Yeniden yatış 18 (%4,7) hastada gerçekleşti. Yeniden yatış nedeni İHB olan hasta sayısı 8 (%2,1), sepsis olan hasta sayısı 2 (%0,5), idrar yolu enfeksiyonu olan hasta sayısı 1'idi (%0,3). Yatış nedenine göre mortalite dağılımları istatistiksel olarak farklılık göstermekteydi. Genetik nedenler ile yatan çocukların %44,4'ü, konjenital kalp hastalığı nedeni ile yatan çocukların %28,6'sı, diğer nedenler ile yatan çocukların %10'u ve konjenital anomali nedeni ile yatan çocukların %5,3'ü exitus olmuştu. Yatış süresi üzerinde nihai olarak konjenital anomali, beslenme bozukluğu, geç sepsis ve mekanik ventilatör ihtiyacı etkili bulundu (p<0.05). Sonuç: Geç preterm bebekler genellikle term bebekler gibi ele alınmakta ve aynı şekilde yönetilmektedir. Ancak, yapılan çalışmalar geç preterm bebeklerin solunum sıkıntısı, hipotermi, hipoglisemi ve hiperbilirubinemi gibi kısa vadeli olumsuz sonuçlar açısından daha yüksek risk taşıdığını ve gelişimsel gecikme, okul performansı ve sosyal güvenlik yardımları gibi uzun vadeli sonuçlar açısından da dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Geç preterm bebekler, solunum sıkıntısı, hipoglisemi, sepsis ve mortalite gibi birçok kısa vadeli tıbbi komplikasyona yatkınlık göstermektedir. Bu nedenle, obstetrisyenlerin doğum zamanlamasını değerlendirirken dikkatli olmaları ve 34 haftadan sonra maternal veya fetal komplikasyonlar geliştiğinde gebeliği sonlandırma konusunda daha titiz olmaları önemlidir. Neonatologlar ise bu bebekleri düşük riskli servislerde veya anne yanında izlemeye eğilim göstermemeli ve erken taburculuktan kaçınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Geç preterm, morbidite, mortalite, yenidoğan