Bifurkasyon endogreft sistemi ile elektif infrarenal abdominal aort anevrizması endovasküler tamirinin erken dönem sonuçları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ONUR KARAHASANOĞLU

Danışman: Hakkı Zafer İŞCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ 1991 yılında Juan C. Parodi'nin aortik anevrizmaya ilk başarılı endovasküler girişimi sonrası tüm dünyada endovasküler girişimler hızla artmıştır. Yüksek riskli hasta grubuna ulaşabilmek adına yola çıkılmışken, non-invaziv doğası ve başarılı sonuçları ile günümüzde EVAR, konvansiyonel cerrahi metodların güçlü bir alternatifi olmuştur. Çok sayıda yüksek kalitede randomize kontrollü çalışmalar, EVAR'ın erken dönemde üstün, orta ve uzun dönemde açık cerrahiyle aynı sonuçlara sahip olması nedeniyle, güncel kılavuzlarda büyük anevrizması olan anatomik olarak EVAR için uygun, kabul edilebilir cerrahi riski olan asemptomatik hastalar için açık cerrahi veya EVAR Klas 1A olarak belirtilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmamızda kliniğimiz tarafından 2012 yılından itibaren EVAR girişimlerinde kullanılan diğer greftlerden farklı konseptteki Endologix AFX® sistemi (tek gövdeli bifurkasyon grefti) implante edilmiş ardışık 63 hastanın erken dönem sonuçları verilmiştir. Hastaların verileri preoperatif, perioperatif, postoperatif ve takip periyodu olmak üzere 4 aşamada incelendi. BULGULAR Ortalama yaş 68.2 ± 7.2 yıl olarak saptanmış olup incelenen hastaların 60'ı (%95.2) erkektir. Eşlik eden hastalıklar sıklığına göre; hipertansiyon 40 (%63.5), koroner arter hastalığı 36 (%57.1), kronik obstruktif akciğer hastalığı 24 (%38.1), kronik böbrek yetmezliği 11 (%17.5), malignite 9 (%14.3) hastada mevcuttur. Ortalama anevrizma çapı 60,71 ± 8,72 mm saptanmıştır. Çalışmamızda kullandığımız Endologix AFX® grefti, EVAR girişimlerinin non-invaziv doğasına ve lokal anesteziyle (%54 hasta) yapılmaya daha yatkın, işlem süresi ve skopi süresi kısa, opak madde kullanım miktarı az, erken dönem sonuçları başarılı bir grefttir. Yüksek riskli hasta grubunda yoğun bakım kalış süresi 9,00 ± 6,37 saat, hastane kalış süresi 2,98 ± 1,42 gün olup, oldukça başarılıdır. EVAR girişimlerinin avantajlarından biri kanama miktarının az oluşudur. Çalışmamızda, postoperatif dönem hematokrit değerlerinde preoperatif dönem değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu saptanmıştır. Transfüzyon gerektiren major kanama olmayıp postoperatif dönemde her hastaya verilen mayi tedavisine bağlı olarak hematokritte dilüsyonel bir düşüş olduğu düşünülmüştür. Postoperatif dönemde hiçbir hastada erken mortalite, renal komplikasyon, migrasyon ve MI görülmemiştir. Kontrolde kaçak (endoleak) toplamda 6 (%9.6) hastada olmak üzere, Tip 1 kaçak 1(%1.6), Tip 2 kaçak 3 (%4.8), Tip 3 kaçak 2 (%3.2) hastada tespit edilmiştir. Kardiyak nedenli 2 (%3.2), malignite nedenli 2 (%3.2), rüptür nedenli 1 (%1.6) hastada olmak üzere toplamda 5 (%7.9) hastada geç mortalite saptanmıştır. İlk yıl içerisinde tespit edilen tip 1 kaçak için endovasküler girişim, tip 3 kaçak için cerrahi yapılmıştır. EVAR nedenli renal disfonksiyon çalışmamızda olmamıştır. Burda kullanılan ortalama opak miktarının 66.98 ± 16.91 ml gibi düşük miktarda olmasının avantajı olduğunu düşünmekteyiz. Bunun en önemli sebebi, bifurkasyona oturan greft aşamasının opak gerektirmeden skopi altında yapılabilmesidir. Skopi süresinin de kısa olmasında en önemli sebep, diğer greftlerdeki hız kısıtlayıcı basamak olabilen karşı bacak kanülasyonunun bu sistemde olmayışıdır. Bu da radyasyona maruz kalan sağlık ekibi ve hasta için önemlidir. SONUÇ Çalışmamızda erken mortalite gözlenmemiş olup, teknik başarı %100 dür. Açık cerrahiye erken dönemde dönüş olmamıştır. Bunda hasta seçimi ve anatomik uygunluğun önemli faktörler olduğunu düşünmekteyiz. Serinin çok geniş olmaması erken mortalitenin sıfır oluşunu daha mümkün kılmakla beraber, erken sonuçlar başarılıdır. Çalışmamızın sonuçları Endologix AFX® greftinin etkin ve güvenli olduğunu göstermektedir.