Servikal biyopsi sonucu normal olan ve servikal displazi olan hastalarda doku nikotinamid fosforibozil transferaz düzeylerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EDA EVİN

Danışman: Işın ÜREYEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Serviks kanseri üçüncü en yaygın jinekolojik kanserdir ve dünya çapında hastalığın %85'inden fazlası, gelişmekte olan ülkelerde meydana gelir. Ektoserviks yüzeyel epitelinden kaynaklanan skuamöz hücreli karsinomlar en yaygın olanıdır. Servikste oluşan düşük dereceli lezyonların çoğunda gerileme kendiliğinden gerçekleşir, daha yüksek dereceli displaziler ise in situ karsinomaya, bu da invaziv kansere ilerler. Son yıllarda servikal preinvaziv lezyonları daha doğru saptamak için daha sensitif belirteçler bulmak birçok çalışmanın amacı haline gelmiştir. Biz mevcut çalışmada HPV pozitifliği nedeniyle kolposkopik biyopsi alınan, servikal displazili ve sonucu normal gelen hastalarda doku NAMPT seviyelerini çalışarak birincil olarak servikal displazi-NAMPT ilişkisinin varlığını, ikincil olarak da NAMPT ekspresyon düzeylerinin servikal displazi varlığı ile mi yoksa HPV varlığı nedeniyle mi arttığı sorusunu araştırmayı hedefledik. Gereç ve yöntem: Bu çalışma prospektif tanımlayıcı bir çalışmadır. Hastanemiz jinekolojik onkoloji polikliniğinde Ağustos 2020 ile Mart 2021 tarihleri arasında HPV pozitifliği ile kolposkopiye başvuran ve kolposkopik biyopsi alınan hastaların doku örnekleri prospektif olarak incelenmiştir. Bu çalışmada örneklem sayısı hesaplanırken F tests-ANOVA uygulanmıştır ve her gruba 21 hasta olmak üzere örneklem büyüklüğü toplam 63 hasta olarak hesaplanmıştır. Kolposkopik biyopsi sonucu normal, CIN 1 ve CIN 2, 3 gelen hastaların biyopsi materyallerinde NAMPT ekspresyonu düzeyi belirlenmiş ve normal-servikal displazili doku arasında veya farklı servikal displazi dereceleri arasında NAMPT doku düzeylerinde fark ve ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bulgular: Bu çalışmaya kolposkopik biyopsi sonucu normal 25 hasta, CIN 1 olan 30 hasta ve CIN 2 ve 3 olan 31 hasta, toplam 86 hasta dâhil edildi. Hastaların ortalama yaşı 40 (aralık, 19-65) idi. Alınan serviks biyopsi sonuçlarına göre yapılan 3 grupta yaş, kilo, boy, BMI, HT varlığı, DM varlığı ve sigara içiciliği açısından anlamlı fark yoktu (sırasıyla p=0.113, p=0.437, p=0.858, p=0.278, p=0.802, p=0.727 ve p=0.066). Çalışmamızda tüm NAMPT boyama skorlamaları, CIN 2, 3'ü CIN 1'den ayırt etmede anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0,001). Biyopsi örneklerinin NAMPT boyanma yoğunluğuna bakıldığında (Tablo 12); ilk patoloji sonucu CIN 2, 3 olan 31 vakanın 28 (%90)'inde orta ve yoğun boyanma izlenmiştir. VII NAMPT ile yoğun boyanmaya CIN 1 ve normal biyopsi sonuçlu vakaların hiçbirinde rastlanmamıştır. NAMPT ile boyanma yüzdesine bakıldığında (Tablo 13); CIN 2, 3 olan 31 vakanın 28 (%90)'inde %34-100 oranında boyanma görülmüştür. NAMPT ile %67-100 arasında boyanmaya CIN 1 ve normal biyopsi sonuçlu vakaların hiçbirinde rastlanmamıştır. Çarpım skoru değerleri arasından CIN 2-3 tanısının CIN 1 ve normal serviks dokusundan ayrımı için sınır (cut-off) değer olarak 2'yi seçersek, sensitivite %96,8, NPD %98, spesifite %80 ve PPD %71 olarak hesaplandı. Bu değer 4 alınırsa, sensitivite %74,2, NPD %87, spesifite %95 ve PPD %88,5 olarak hesaplandı. Sonuç: Çalışmamızda NAMPT boyamasının CIN 2, 3'ün normal dokudan ve CIN1'den ayrımında kullanılabilecek şekilde gruplar arasında farklı olduğunu bulduk. Bu belirtecin servikal premalign lezyonların doğru tanı ve tedavisinde sensitivite ve spesifiteyi arttıracabileceğini düşünüyoruz. Ancak bu belirtecin günlük kullanıma girmesi için daha fazla destekleyici çalışmaya ihtiyaç vardır.