Erken palyatif bakımın yaşam kalitesi ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF ERDEM

Danışman: Yasemin KILIÇ ÖZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Günümüzde tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerinin medikal teknoloji ile birlikte gelişmesi ve daha çok hastaya ulaşabilmesinin sonucu olarak kronik hastalıklarda yaşam süreleri uzamış, bunun sonucunda kişiselleştirilmiş bakım ihtiyaçları da çeşitlenerek artış göstermiştir. Palyatif bakım, hastaların yaşam kalitesini arttıran, yaşamı tehdit eden durumlarla karşı karşıya olan hastaların ve ailelerinin erken teşhis ve etkili değerlendirme ile acılarının rahatlatılmasını; fiziksel, psikososyal veya diğer manevi sorunların tedavisinin gerçekleştirilmesini sağlayan bir disiplin olarak tanımlanmıştır. Bu araştırmada, bireylerin yaşamı tehdit eden hastalık tanısı aldıktan sonra Aile Hekimliği klinisyenleri tarafından yürütülen kapsamlı bir palyatif bakım merkezinde izlenen bireylerin başvuru durumları ve erken palyatif bakım ile yaşam kaliteleri ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Prospektif kohort desende olan çalışmanın evrenini T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım biriminde 15.10.2019 ile 15.03.2020 tarihleri arasında yatarak tedavi almış, bilinci açık ve bilişsel fonksiyonları yeterli olan, çalışmaya katılmayı kabul eden 18 yaş üstü hastalar oluşturdu. Bu kriterleri sağlayan 142 hasta servise yatışta ve 6 ay sonrasında olacak şekilde toplam iki kez değerlendirildi. İlk kısımda hastaların tanımlayıcı özellikleri, tanı ve tedavi ile ilişkili bilgileri sorgulandı; ikinci kısımda ilk SF-36 yaşam kalitesi ölçeği yüz yüze uygulandı. Veri toplamanın üçüncü kısmında ise 6 ay sonrasında bireylere ulaşılarak taburculuk sonrası tanıya yönelik tedavileri dışında hastane/acil servis kullanım durumunun sorgulanması ve ikinci yaşam kalitesi değerlendirmesi yapılarak 91 olgu ile araştırma tamamlandı. Bulgular: Araştırma grubunun yaş ortalaması 64,48±10,8 yıl olup %76,8'i (n=109) erkekti. Palyatif bakıma başvuru nedenleri incelendiğinde en sık iki neden %88,7 oranında halsizlik (n=126) ve %52,8 oranında (n=75) ağrı olarak tanımlandı. Katılımcıların %92,2'sinin (n=131) kanser tanısı ile izlendiği görüldü. Grubun hastalık süresi ortalaması ise 17,54±25,50 ay idi. İkinci değerlendirmede %65,5 (n=91) olguya ulaşıldı. Bu hastaların %38,5'inin (n=35) 1 kez ve %5,5'inin (n=5) 2 kez ve daha fazla tanıya yönelik tedavileri dışında acil servis başvurusu ya da hastane yatışı olduğu, %56'sının (n=51) ise hiç başvurusu olmadığı öğrenildi. İkinci değerlendirmede yaşam kalitesi SF-36 alt ölçek puan ortalamaları tüm alt boyutlarda ilk ölçüme göre daha yüksekti. Yaşam kalitesi puan ortalamaları değişim yüzdelerinde ise en yüksek artış enerji alt boyutunda %46,7 ve sosyal işlevsellik alt boyutunda %45,04 olarak saptandı. Taburculuk sonrası hastane yatışı ya da acil servis başvurusu olan hastaların yaşam kalitesi alt ölçeklerinden fiziksel rol güçlüğü ve emosyonel rol güçlüğü alt ölçek puanlamaları anlamlı olarak düşük saptandı. Tanı süresi 12 ay ve üzeri olan hasta grubunun yaşam kalitesi enerji alt boyutu değişimi 3-11,9 ay olan hasta grubuna göre anlamlı yüksek görüldü. Hastalık süresi ile yaşam kalitesi arasında enerji ve ağrı alt boyutlarında anlamlı pozitif korelasyon tanımlandı. Tanıdan palyatif bakıma başvuruya dek geçen zaman ile sağ kalım arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Sonuç: Çalışmada 6. Ayda yapılan ikinci yaşam kalitesi değerlendirmesinde alt ölçek puan ortalamalarının tümü ilk ölçüme göre yüksekti. Tanıdan palyatif bakıma başvuruya dek geçen zaman ile yaşam kalitesi arasında enerji ve ağrı alt boyutlarında anlamlı pozitif korelasyon bulunurken, sağ kalım arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Literatürde palyatif bakıma başvuru için doğru zamanlama ve erken palyatif bakım kavramı ile ilgili ortak bir konsensüs bulunmamakla birlikte bu hizmete erişim hakkı boyutuyla hastaların en erken dönemde bilgilendirilmesine özen gösterilmelidir.