Tiroidektomi olgularında İİAB ve ultrasonografi bulgularının histopatoloji ile uyumuretrospektif klinik çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KEREM BERAT KILAVUZ

Danışman: Hüsamettin YAŞAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada tiroidektomi uygulanan hastalarda ince iğne aspirasyon sitolojisi (Bethesda sınıflaması) ve ultrasonografi bulgularının nihai histopatoloji ile uyumu değerlendirilmiş, ayrıca maligniteyi öngören bağımsız faktörler ve yanlış negatif ince iğne aspirasyon biyopsisi sonuçları analiz edilmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 01 Ocak 2018 ile 03 Eylül 2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği tarafından tiroidektomi operasyonu gerçekleştirilen toplam 2200 hasta değerlendirilmiş, çalışma uygunluk kriterlerini sağlayan 390 hasta dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, ultrasonografik bulguları, Bethesda sınıflaması ve nihai histopatolojik sonuçları retrospektif olarak incelenmiştir. Maligniteyi öngören faktörler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiş, nodül boyutunun tanısal performansı ROC analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Çalışmada Bethesda kategorisi arttıkça malignite oranlarının anlamlı şekilde yükseldiği saptanmıştır. Çok değişkenli analizde ultrasonografik bulgulardan mikrokalsifikasyon ve düzensiz sınır varlığı malignitenin bağımsız prediktörleri olarak belirlenmiştir. Nodül boyutu bağımsız bir prediktör olarak bulunmamıştır. Bununla birlikte ROC analizinde nodül boyutunun yaklaşık 30–35 mm aralığında en dengeli duyarlılık ve özgüllük değerlerini sağladığı görülmüştür. Bethesda III nodüllerde yapılan alt grup analizinde yaklaşık 34–35 mm cut-off değerinin sınırlı ancak anlamlı katkı sağladığı görülmüştür. İİAB yanlış negatiflik oranı %13,8 olarak saptanmıştır. Sonuç: Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde Bethesda sınıflaması ve ultrasonografik bulguların birlikte kullanılması önemlidir. Nodül boyutu tek başına belirleyici olmamakla birlikte belirli eşik değerlerde klinik karar sürecine katkı sağlayabilir. Ayrıca benign sitolojiye rağmen yanlış negatiflik olasılığı göz önünde bulundurularak klinik ve ultrasonografik bulgular ile birlikte multidisipliner değerlendirme yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Tiroid nodülü, Bethesda sınıflaması, ultrasonografi, ince iğne aspirasyon biyopsisi, malignite