Digeorge sendromu tanısı alan hastaların klinik ve moleküler bulgularının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA YÜKSEL
Danışman: Esra KILIÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: DiGeorge sendromu (DGS), 1:4000 insidans ile en sık görülen mikrodelesyon sendromudur. Çoğu olgu sporadiktir. DGS'nin başlıca klinik belirtileri arasında konjenital kalp hastalığı, özellikle konotrunkal malformasyonlar (Fallot tetralojisi, kesintili aortik ark ve trunkus arteriosus), damak anormallikleri (velofaringeal yetersizlik, submukozal yarık damak, bifid uvula ve yarık damak), immün yetmezlik, hipokalsemi, karakteristik yüz özellikleri ve öğrenme güçlükleri yer alır. Floresan in situ hibridizasyon (FISH) 22q11.2 delesyonunun saptanmasında sıklıkla kullanılan yöntem olmakla birlikte mikrodizin analizi de tanıda kullanılmaktadır. Delesyon bölgesinde çok sayıda gen bulunması nedeniyle fenotip oldukça değişkendir. Gelişmiş genetik analiz yöntemleri sayesinde erken tanı oranları artmıştır. Multidisipliner yaklaşımla hastaların yaşam kalitesi artmaktadır. Bu çalışma ile DGS tanılı hastaların klinik bulgularının, hastalığın seyrinin, genetik, fenotipik ve immünolojik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız ile tespit edilen ve ayırıcı tanıda önemli olabilecek bulgular, diğer disiplinlerce saptanacak bulguları (yarık damak-dudak anomalisi, öğrenme güçlüğü gibi) olan hastaların DGS yönünden araştırılmasına katkı sağlayarak hastalığın daha kolay tanı almasını sağlayabilir. Ayrıca bu çalışma DGS tanısı ile takip edilen hastaların tanı, takip ve tedavilerini planlamada yol gösterici olacak; bu hastaların tanı, takip ve tedavi hedeflerini belirlemeye katkı sağlayacaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi Çocuk Genetik Kliniği'nde' 2018-2024 yılları arasında DGS tanısı alan veya takip edilen genetik analizi yapılmış 71 hastanın bulguları retrospektif olarak incelenmiştir. Prenatal, natal ve postnatal öykü sorgulanmış, demografik bilgiler ebeveynlerden elde edilmiş, fizik muayene bulguları not edilmiştir. Hastaların laboratuvar ve genetik test sonuçları, radyolojik görüntüleme sonuçları, varsa elektroensefalografi (EEG), kranial manyetik rezonans (MR) sonuç raporları hastane bilgi sisteminden geriye dönük incelenmiştir. Bulgular: DGS tanısı konulan ve çalışma kriterlerimize uyan 71 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalarımızın 32'sinin (%45) kız, 39'unun (%55) erkek cinsiyette olduğu, yaşlarının 11 ay ile 24 yaş arasında değiştiği (ortalama 96 ay=8 yıl) görülmüştür. Hastaların tanı yaşı ortalaması ise 3,4 yaş olarak tespit edilmiştir. Hastaların %75'inde kardiyak anomali varlığı (%30 konotrunkal kalp anomalisi), %17'sinde palatal defekt olduğu, %35' inde immün yetmezlik kliniği olduğu, %65'inde kaydedilen dismorfik bulgu olduğu saptanmıştır. Çalışmadaki hastaların %13'ünde hipokalsemi olduğu, %11 inde hipoparatiroidi olduğu görülmüştür. %55 oranda hastaların gelişim basamaklarında gecikme olduğu, hastaların %35,2 sinde konuşma geriliği, %25,3'ünde öğrenme güçlüğü olduğu saptanmıştır. Hastaların %68,2 si FISH (floresan in stu hibridizasyon), %40' ı mikrodizin yöntemi ile tanı almıştır. 2 hastamız takip sırasında yaşamını yitirmiştir. Sonuç: DGS gibi sosyoekonomik mağduriyet yaratan hastalıkların erken tanı alması, prenatal tanıların artması oldukça önemlidir. Dismorfik yüz özellikleri olan veya mental motor gelişim basamaklarında gecikme olan her çocuk DGS olasılığı açısından sorgulanmalı, gerektiğinde tetkik edilmelidir. Konotrunkal kalp anomalisi veya hipoparatiroidizm varlığı durumunda mutlaka DGS' den şüphelenilmelidir. Tüm bulguların bir arada olması gerekmediği akılda tutulmalıdır. Tanı alan hastaların hayatlarının değişik evrelerinde değişik problemlerle karşılaşacağı bilinmeli, hasta ve ailesine yeterli bilgi verilmelidir. Destek tedavilerle hastaların yaşam kalitesi artmaktadır. Ülkemizde DGS ile ilgili çalışmanın oldukça az olmasının çalışmamızın anlamlılığını ve değerini arttırdığını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: DiGeorge sendromu, velokardiyofasiyal sendrom, 22q11,2 delesyonu.