Meme kanserinde neoadjuvan kemoterapi yanıtının değerlendirilmesinde kısaltılmış meme MRG protokolünün diagnostik değeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGE ÖZDEMİR
Danışman: Pelin Seher ÖZTEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Meme kanseri, 2020 yılında dünya genelinde en sık teşhis edilen kanser türü olmuştur. Neoadjuvan kemoterapi (NAKT) lokal ileri evre meme kanseri olgularında, tercih edilen tedavi şeklidir. Fakat NAKT daha iyi bir cerrahi sonuç sağlaması ve prognoz öngörüsü gibi sahip olduğu birçok avantaj nedeniyle erken evrelerde belirli subtiplerde de tercih edilebilmektedir. NAKT sonrası radyolojik görüntüleme operasyon ve medikal tedavi planını yapmakta kilit noktayı oluşturur. Günümüzde NAKT yanıtını değerlendirmede meme manyetik rezonans görüntüleme (MRG) önemli bir yer tutmaktadır. NAKT sonrası gerçekleştirilen meme MRG'de hedef, bilinen malign kitle/kitlelerin tedaviye verdikleri yanıt anlamında boyut ölçümleriyle sınırlıdır. Bu nedenle tam protokol inceleme kemoterapi alan bu grup hasta için uzun sürmesi nedeniyle hem zahmetli ve hem de maliyetlidir. Bu çalışmanın amacı, meme kanseri hastalarında NAKT yanıtının değerlendirilmesinde kısa ve tam protokollü meme MRG'nin tanısal performansını birbirleriyle ve radyologların meme görüntüleme konusundaki uzmanlık düzeylerine göre karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019-Ekim 2024 tarihleri arasında hastanemiz radyoloji kliniğinde NAKT sonrası çekilen meme MRG incelemeleri retrospektif olarak tarandı, 78 olgu çalışmaya dahil edildi. PACS sistemi üzerinden görüntüler incelenerek, lezyonların NAKT yanıtı 20 yıllık tecrübesi olan uzman meme radyoloğu ve 5 yıllık radyoloji asistanı olan iki gözlemci tarafından bağımsız olarak tam protokolde ve tam protokol sekanslarından elde edilerek oluşturulan kısa protokolde ayrı ayrı değerIendirildi. Veriler Pyton programı ile analiz edildi. Bulgular: 78 olgudan 18'i cerrahi sonrası patolojik değerlendirmede tam yanıt göstermiştir. Tam yanıt gösteren 18 hastanın 12'si uzman tarafından, 11'i ise asistan tarafından kısa protokolde radyolojik tam yanıt olarak değerlendirilmiştir; tam protokolde ise 12'si uzman ve 10'u asistan tarafından radyolojik tam yanıt olarak değerlendirilmiştir. 10 Ortalama rezidü tümör boyutu uzman ve asistan doktor tarafından kısa protokolde sırasıyla 12,85 mm ve 12,96 mm; tam protokolde ise 16,22 mm ve 14,35 mm ölçülmüştür. Operasyon sonrası patolojik spesmende ortalama boyut 12,22 mm'dir. Kısa protokol ve patoloji ölçümleri arasında uzman doktorun ortalama ölçüm farkı 0,63 mm (standart deviasyon: 17,08), asistan doktorun ise 0,74 mm (standart deviasyon 15.23) bulunmuştur. Tam yanıt değerlendirmesinde uzman doktorun tam protokolde sensitivitesi (%83,3), spesifitesi (%66,7) ve doğruluğu (%83,3) kısa protokol sonuçlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Asistan doktorun ise kısa protokolde sensitivitesi (%91,7), spesifitesi (%61,1) ve doğruluğu (%84,6)'nun tam protokole göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kısa protokol değerlendirmesinde gözlemciler arası uyum orta düzeyde bulunmuştur. (κ = 0,49) Sonuç: MRG, NAKT sonrası patoloji ile en uyumlu sonuçlar veren modalite olsa da tedavi etkisine bağlı olarak lezyon değerlendirmesinde hatalı sonuçlara yol açabilir. Kısa protokol MRG'de geç sekansların değerlendirilmemesi, geç kontrastlanma gösteren fibrozisin yanıltıcı etkisini en aza indirerek, lezyon boyutunun tam protokolle karşılaştırıldığında patolojiye daha yakın ölçülmesini sağlamıştır. Araştırmacılardan asistan doktorun patolojik tam yanıt değerlendirmesinde sensitivite ve doğruluk seviyesi kısa protokolde daha iyi bulunmuştur. Uzman doktorda ise tam tersine tam protokol sonuçları daha iyi olsa da kısa protokol sonuçları tam protokole oldukça yakın bulunmuştur. Kısa protokollü MRG yalnızca tedavi sonunda cerrahi planlama için değil, medikal tedavi etkinliğini değerlendirmek için tedavi ortasında zaman kaybı yaşamadan ve hasta anksiyetisini minimumda tutarak, hızlı bir değerlendirme için tercih edilebilecek umut vadeden bir protokoldür.