Meme kanserinde aksiller tutulumun değerlendirilmesinde kontrastsız MR Lenfografi tetkikinin etkinliği


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞEYDA ÜLKÜ VAROL

Danışman: Hale AYDIN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Meme kanseri, günümüzde en sık görülen kanserler arasında ilk sıralarda yer almakta olup özellikle kadınlarda belirgin olarak daha fazla izlenmektedir. Mamografi ile yapılan tarama programları sayesinde erken tanı ve tedavi mümkün olup ortalama yaşam süresinin uzatılmasına katkıda bulunulmaktadır. Meme kanseri prognozunda aksiller tutulum oldukça önemlidir. Çalışmamızda kontrastsız meme MR lenfografi (MRL) yönteminin meme kanserinde lenfovasküler ve aksiller lenf nodu tutulumunu belirlemedeki etkinliğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma memede BIRADS kategori 4, 5 veya 6 lezyonu olan 32 hasta ile prospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Tüberküloz mastit hikayesi ile aktif enfeksiyonu olan 2 hasta çalışma dışında bırakılmıştır. Toplam 30 hastada kontrastsız MRL yapılarak aksiller lenf nodları, lateral (aksiller) ve medial (parasternal) lenfatik kanallar değerlendirilmiştir. Lenf nodları morfolojik özelliklerine göre 6 grupta değerlendirilmiş olup tip 1-4 olanlar benign, tip 5-6 olanlar şüpheli malign olarak belirlenmiştir. Lenfatik kanallarda ise yetersiz gelişim, tam obstrüksiyon, dolum defekti ve dilatasyon bulguları araştırılmıştır. Elde edilen bulgular histopatolojik tanı ile kanıtlanan malignite, lenfovasküler invazyon ve aksiller nodal tutulum durumu ile karşılaştırılmıştır. Verilerin analizi SPSS 23 paket programı ile yapılmış olup p<0.05 için sonuçlar istatistiksel açıdan anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza yaş ortalaması 46.83 olan 28 kadın ve 2 erkek hasta dahil edilmiştir. Hastaların histopatolojik sonuçlarında 15 malign ve 15 benign lezyon saptanmıştır. Malign lezyonu olan hastalardan 4 kişide lenfovasküler invazyon ve 3 kişide aksiller nodal tutulum izlenmiştir. Şüpheli malign olan tip 5-6 lenf nodları hastaların %20'sinde izlenmiş olup lenf nodu tipleri ile aksiller nodal tutulum arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (sensitivite %100, spesifite %89, PPD %50, NPD %100, p=0.0002). Ayrıca lenf nodu tipleri ve lenfovasküler invazyon bulguları da birbiriyle ilişkili bulunmuştur (p=0.003). Lenfatik kanal bulgularına bakıldığında; malignite ve lateral (aksiller) lenfatik kanalda dolum defekti (p=0.028), lenfovasküler invazyon ve lateral (aksiller) lenfatik kanalda tam obstrüksiyon (p=0.01), lenfovasküler invazyon ve lenfatik kanalda dolum defekti (p=0.022), aksiller nodal tutulum ve lateral (aksiller) lenfatik kanalda tam obstrüksiyon (p=0.002), aksiller nodal tutulum ve medial (parasternal) lenfatik kanal dilatasyonu (p=0.033) bulgularının birbirleriyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca aksiller nodal tutulum ile lenfovasküler invazyon arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (p=0.009). Sonuç: Meme kanserinde aksiller nodal tutulumun gösterilmesinde yaygın olarak kullanılan yöntem halen sentinel lenf nodu biyopsisidir. Ancak hastaların çoğunda preoperatif dönemde sonografik aksiller görüntüleme yapılmaktadır. Lenf nodlarının görüntülenmesinde US faydalı olsa bile lenfatik kanallar için diğer görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç vardır. MR lenfografi bu konuda etkili olmakla birlikte, yüksek maliyet ve uygun endikasyon gerekliliği başta olmak üzere rutin uygulanabilirliğinin önünde birtakım zorluklar söz konusudur. Ayrıca mevcut radyolojik yöntemler mikrometastazların gösterilmesinde halen yetersizdir. Bu konuda daha geniş hasta gruplarıyla yapılacak ek çalışmalara ihtiyaç vardır.