Kırık cerrahisi sonrası enfeksiyöz komplikasyonların takibinde mevcut belirteçlere kıyasla presepsin'in kullanılabilirliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAKİ AVŞAR UZUN
Danışman: Güven BULUT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Osteosentez ilişkili enfeksiyonlar bir veya birden fazla implant kullanılarak cerrahi olarak tedavi edilen kırıklar sonrası gelişen klinik veya subklinik enfeksiyonları tanımlar. Kırık cerrahisi sonrası gelişen bu enfeksiyonlar uzamış hastane yatışı, uzun süreli antibiyotik tedavisi ihtiyacı, revizyon cerrahilerine gereksinim ve mortalite gibi ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Buna rağmen osteosentez ilişkili enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi için yeterli algoritmalar oluşturulamamıştır. Osteosentez ilişkili enfeksiyonların erken ve doğru tanısı için travma ve cerrahiden etkilenmeyen, bakteriyel enfeksiyona spesifik bir belirteç gereklidir. Presepsin 2004 yılında bakteriyel sepsisin tanınmasında etkin bir biyobelirteç olarak tanımlanmıştır. sCD-14 molekülünün bir subtipidir. Presepsin bakteriyel enfeksiyonlara spesifik olarak bulunmuş olup, bakteriyel olmayan enfeksiyonlardan, travmadan ve girişimsel işlemlerden etkilenmemektedir. Bu durum presepsinin osteosentez ilişkili enfeksiyon tanısında kullanılabilecek uygun bir belirteç olabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamız prospektif olarak presepsinin osteosentez ilişkili enfeksiyon tanısında mevcut belirteçlere göre kullanılabilirliğini değerlendirmeyi ve kırık cerrahisi sonrası kinetiğini tanımlamayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli prospektif ve gözlemsel olarak planlanan çalışmamız hastanemiz Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde yürütülmüştür. Çalışmaya Ekim 2018 ve Mart 2019 tarihleri arasında proksimal femur kırığı nedeni ile tedavi gören hastalar dahil edilmiştir. Enfeksiyon tanısında kullanılan biyobelirteçleri etkileyebilecek ek durum veya hastalıkları olan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışmaya tedavi ve takibin tam olarak yapıldığı 36 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların cerrahi öncesi, cerrahi sonrası 1. gün, 3. gün ve 7. günde kan örnekleri alınmış ve örnek alındığı sıradaki vücut sıcaklığı kaydedilmiştir. Alınan örnekler rutin işleyiş içerisinde lökosit sayısı, C-reaktif protein ve prokalsitonin açısından hastanemiz merkez labratuarında incelenmiştir. Presepsin için ayrılan serum ornekleri 80 °C'de depolanmıştır. Örnek toplama işlemi tamamlandıktan sonra tüm örnekler aynı gün içerisinde presepsin ölçümü için tam otomatik presepsin assay sistemi PATHFAST® ile çalışılmıştır. Hastalar enfeksiyon bulgularının hiç görülmediği temiz grup; lokal enfeksiyon bulguları görülen fakat kültür sonuçları temiz olan ve takiplerinde enfeksiyon gelişmeyen enfeksiyon (-) grup; takiplerinde enfeksiyöz komplikasyon gelişen enfeksiyon (+) grup olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. İstatistiksel analizler için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 (Kaysville, Utah, USA) programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 36 hastanın, %72,2 (n=26)'sinde osteosentez bölgesi cerrahi sonrasında takip süresinin tamanında temiz durumdayken; %16,7 (n=6)'sinde cerrahi sonrası dönemde cerrahi sahada akıntı görülmesine rağmen kültürleri negatif bulunmuş ve takiplerinde enfeksiyon gelişmemiş (enfeksiyon [-]), %11,1 (n=4)'inde ise takiplerinde hastaların üçünde cerrahi sahada ve birinde sistemik enfeksiyon gelişmiştir (enfeksiyon [+]). Enfeksiyon gelişen olguların 3 tanesi OİE, 1 tanesi kolit tanısı almıştır. Cerrahi öncesi PSEP ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p=0,006; p 0,05). Benzer şekilde 1. gün, 3. gün ve 7. günde enfeksiyon (+) grup presepsin ölçümleri temiz ve enfeksiyon (-) gruptan yüksektir. Temiz ve enfeksiyon (-) grup presepsin ölçümleri arasında bu günlerde de anlamlı fark yoktur. Kinetiğinin değerlendirilmesi amacı ile temiz grup içerisinde incelenen presepsin ölçümlerinde, zaman içerisinde görülen değişim istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p=0,001; p<0,01). Cerrahi sonrası 1. gün (p=0,001) ve 3. gün (p=0,016) ölçümlerindeki artış anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Cerrahi sonrası 1. gün (p=0,001) ve 3. gün (p=0,043) presepsin ölçümlerine göre 7. gün ölçümlerindeki düşüş anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda literatür bilgisinin aksine presepsin ölçümlerinin yapılan cerrahiden etkilendiği saptanmıştır. Ancak presepsin değerlerinde cerrahi ile oluşan dalgalanma klasik belirteçlerden daha azdır. Çalışmamızda yapılan ölçümlere göre temiz ve enfeksiyon (-) grup hastalarının, 95 persantil üstü güven aralığı hesaplanmıştır. Bu hesaplamaya göre osteosentez ilişkili enfeksiyon gelişimini gösterebilecek presepsin ölçümleri; cerrahi öncesi <830 pg/ml, cerrahi sonrası 1. gün <900 pg/ml, cerrahi sonrası 3. gün <950 pg/ml ve cerrahi sonrası 7. gün <600 pg/ml kabul edilebilir. Çalışmada enfekte grupta sadece 4 hasta olması iststistiksel analizi sınırlamıştır. Benzer şekilde enfekte grup içerisinde sistemik ve lokal enfeksiyon ayrımı açısından istatistiksel değerlendirme yapılamamıştır. Daha geniş hasta grupları ile farklı kırık tipleri ve farklı cerrahi teknikler dahil edilerek yapılacak benzer prospektif çalışmaların, çalışmamızın sonuçlarını destekleyeceğini ön görmekteyiz. Osteosentez ilişkili enfeksiyon gelişen hastalarda cerrahi öncesinde de presepsin ölçümleri diğer gruplardan yüksek olmasına rağmen benzer bir durum C-reaktif protein ve prokalsitoninde görülmemiştir. Bu durum presepsinin subklinik bakteriyemiyi daha iyi saptadığını ve cerrahi öncesi presepsin yüksekliğinin cerrahi sonrası komplikasyon gelişme riski hakkında bilgi verebileceğini düşündürmektedir.