Pulmoner tromboemboli ve obstrüktif uyku apne sendromu tanılı hastalarda pulmoner arteriyel obstrüksiyon indeksi ile apne hipopne indeksi arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUNAHAN DOLMUŞ

Danışman: Selma FIRAT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pulmoner tromboemboli (PTE), yüksek mortalite ve morbiditeye sahip, tanısı güç olabilen ve tekrarlayabilen önlenebilir bir hastalıktır. PTE olgularının üçte birinde etyoloji belirlenememekle birlikte, takiplerde malignite veya obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS) gibi risk faktörleri ortaya çıkabilmektedir. Literatürde PTE ve OSAS için ortak risk faktörleri arasında ileri yaş ve obezite öne çıkmakta, ayrıca OSAS'ın doğrudan PTE için bağımsız bir risk faktörü olabileceği belirtilmektedir. Bununla birlikte, iki hastalık arasındaki ilişkinin gücünü net olarak ortaya koyan çalışmalar sınırlıdır. PTE'de trombüs yükünü değerlendirmek için bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (CTPA) temelli Pulmoner Arteriyel Obstrüksiyon İndeksi (PAOİ) kullanılmaktadır. Bu çalışmada, PTE ve OSAS tanılı hastalarda PAOİ ile apne-hipopne indeksi (AHİ) arasındaki ilişki araştırılmıştır. Retrospektif olarak yürütülen çalışmaya 01.01.2017–01.01.2024 tarihleri arasında merkezimize başvuran 165 erişkin hasta dahil edilmiştir. Katılımcıların ortalama yaşı 61±12 yıl, vücut kitle indeksi ise 32.99±4.18 kg/m² idi. Hastaların %57'si kadın olup, %84.24'inde en az bir komorbidite mevcuttu. Ortalama total AHİ 37.62±27.3/saat, REM AHİ 44.77±26.29/saat ve NREM AHİ 35.99±29.06/saat olarak bulundu. Bizim çalışmamızda PAOİ ile uyku parametreleri arasındaki korelasyon analizlerinde, AHİ, NREM AHİ ve ODİ ile düşük düzeyde (sırasıyla korelasyon katsayısı 0.165, 0.158, 0.187) ancak istatistiksel olarak anlamlı (sırasıyla p=0.035, 0.044, 0.017) pozitif ilişkiler bulundu. PTE değerlendirmesinde ortalama PAOİ 5.36±3.38 olup, maksimum skor oranı %13.4'üne karşılık gelmekteydi. Bu sonuçtan da anlaşılacağı üzere çalışma popülasyonun çoğunluğu segmental ve subsegmental yerleşimli pulmoner embolilerden oluşmaktadır. Çalışmamızda bunu destekleyen sınır değer 7,5 olarak segmental ve subsegmental etkilenmeyi göstermektedir. Bu PAOİ sınır değerinin orta-ağır şiddetteki OSAS hastalarını ve NREM AHİ>30 olay/saat olan hastaları belirlemedeki özgüllük (sırasıyla %80, %81.2) ve pozitif prediktif değerlerinin (sırasıyla %77.8, %78.4) yüksek olduğu, ancak duyarlılığının (sırasıyla %24.2, %27.3) sınırlı kaldığı görüldü. Bu sonuçlar OSAS şiddetini yansıtan AHİ ve NREM AHİ değerlerinin PTE olgularında pulmoner arteriyel obstrüksiyon yükü ile ilişkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle OSAS şiddetinin emboli yaygınlığı ile bağlantılı olduğu düşünüldü. İleri dönük olarak kapsamlı çalışmalar, OSAS'lı hastalarda PTE riskini en aza indirmek için profilaktik tedavi rejimlerinin belirlenmesinde ve OSAS ve PTE'yi birbirine bağlayan altta yatan patofizyolojinin anlaşılmasında da yardımcı olacaktır.