Çocukluk çağında izole proteinürilerin etiyolojik nedenleri ile hastaların klinik izlem, laboratuvar, radyolojik ve patolojik verilerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA KESKİN
Danışman: Mehmet BÜLBÜL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: İzole proteinüri başvuru sırasında hastada anormal idrar protein atılımı olması ancak klinik ve laboratuvar olarak böbrek hastalığını düşündürecek başka herhangi bir anormal bulgusunun olmamasıdır. Çocuklarda sık karşılaşılan bir durumdur (1). İzole proteinürilerin genellikle iyi huylu bir durum olduğu düşünülmektedir. Ancak izole proteinürinin ciddi böbrek hastalıklarının veya böbrek tutulumu olan sistemik hastalıkların ilk bulgusu olabileceği unutulmamalıdır. Kronik böbrek hastalığı (KBH) çeşitli nedenlerle böbrek fonksiyonlarının geri döndürülemez bir şekilde bozulmasıdır ve takipte son dönem böbrek hastalığına (SDBH) yol açabilir. Proteinüri böbrek hasarının önemli bir belirtecidir; bu nedenle proteinüri tespiti ile böbrek hastalıklarının erken tanı ve tedavisi sağlanarak SDBH önlenebilir ve /veya geciktirilebilir (2). Çalışmamızda 0-18 yaş arası izole proteinüri ile başvuran hastaların proteinüri nedenlerinin araştırılması; hastaların klinik izlem, laboratuvar, radyolojik, patolojik ve tedavi verilerinin değerlendirilmesi ve bu verilerden elde edilecek sonuçlar ışığında risk faktörü taşıyan hastaların saptanması amaçlandı. Gereç ve yöntemler: Retrospektif olarak yapılan bu çalışmada, 01.01.2005 ile 01.01.2020 tarihleri arasında hastanemiz Çocuk Nefroloji Polikliniği'nde 'izole proteinüri' tanısı ile değerlendirilen, 0-18 yaş arası hastaların demografik verileri, tıbbi öyküleri, etiyolojik faktörleri, laboratuvar verileri, radyolojik bulguları ve uygulanan tedavileri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 199 hastanın %58,3'ü kız, %41,7'si erkekti; başvuruda ortalama yaşları 10,34±4,21 yıl olarak saptandı. Hastaların aile öyküleri değerlendirildiğinde %17,1'inde ebeveynler arasında akrabalık öyküsü vardı ve %29'unda ailede böbrek hastalığı öyküsü vardı. Hastaların başvuru sırasında bakılan 24 saatlik proteinüri miktarı ortanca değeri 10,9 mg/m2 /sa olarak hesaplandı. Hastaların üriner sistem USG değerlendirmelerinin %25'inde anormal bulgu saptanırken, renkli renal doppler USG'lerin %32,1'inde nutcracker sendromu tespit edildi. Hastaların %7 'sine böbrek biyopsisi yapıldı; biyopsi sonuçlarında en sık %35,7 ile FSGS, %28,8 ile MPGN saptanırken; C3 glomerülopati, kresentrik glomerülonefrit, minimal değişim hastalığı, C1q nefropatisi daha az oranlarda gözlendi. Hastaların %36,7'sinde saptanan geçici proteinüri en sık görülen proteinüri nedeniydi. Bunu sırasıyla izole persistan proteinüri (%17,1), nutcracker sendromu (%16,6), ortostatik proteinüri (%9,5), hidronefroz (%7,5) ve glomerülonefrit (%7) takip etmekteydi. Değerlendirilen sürede SDBH'na ilerleyen hasta yoktu. Sonuç: İzole proteinüri ile takipli hastaların çoğunluğunda geçici proteinüri saptanmış olsa da izole proteinürinin kronik böbrek hastalığına ilerleyebilecek böbrek hastalıklarının erken belirteci olabileceği akılda tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: izole proteinüri, geçici proteinüri, ortostatik proteinüri, çocukluk çağı, glomerülonefrit