Myelodisplastik sendrom (MDS) tanısı ile takipli azasitidin tedavisi alan hastaların bakteriyel, fungal enfeksiyonlar ve enfektif odak yönünden değerlendirilmesi ve mortalite ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YALÇIN CENGİZ
Danışman: Oktay BİLGİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: MDS displastik ve inefektif kan hücresi üretimi ile karakterize,akut lösemiye dönüşüm riski olan malign hematopoetik kök hücre hastalıklarının heterojen bir grubudur. Periferik kanda sitopeniler ile karakterizedir. Gerek hastalığın doğal seyri gerekse tedaviler sonrası meydana gelen nötropenik tabloya bağlı gelişebilen enfeksiyonlar mortalite ve morbiditeyi önemli ölçüde arttırmaktadırlar. Hipometile edici ajanlar MDS'nin güncel tedavisinde yaygın kullanılmakta ve bu tedavilerin kendisi de sitopenilere neden olarak enfeksiyonlarda artış yapabilmektedir. Bu hasta grubunun takip ve tedavilerinin yapıldığı kliniklerin olası enfeksiyon etkenlerinin türü, yaygınlığı ve enfektif odaklarının iyi bilinmesi tedavi yaklaşımlarında yol göstericidir. Biz bu çalışmada retrospektif olarak 2009-2019 yılları arasında İzmir Bozyaka ve Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Hematoloji kliniklerinde myelodisplastik sendrom (MDS) tanısı ile takipli ve yatarak azasitidin kemoterapisi alan hastalarda gelişen enfeksiyon tipleri, etkenleri, primer enfektif odaklar, risk faktörleri ve mortalite ile ilişkisini belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 2009-2019 yılları arasında hastanemizin hematoloji kliniğinde myelodisplastik sendrom (MDS) tanısı ile takip edilen ve yatarak azasitidin kemoterapisi alan 20 hasta (71 hasta yatışı) ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji kliniğinde MDS tanısı ile takipli azasitidin kemoterapisi alan 12 hasta (42 hasta yatışı) dahil edildi. Hastaların her yeni yatarak azasitidin tedavisi aldığı yatışlar ayrı vaka gibi ele alındı ve probel sisteminde retrospektif olarak tarandı.Bulgular: Bu çalışmada toplam 32 hasta (113 hasta yatışı) retrospektif olarak incelendi. Hastaların, her yeni kür için yatarak almış olduğu azasitidin kemoterapisi yeni bir veri olarak ele alındı. Hastalara 75mg/m² dozunda 7 gün süre ile azasitidin (AZA) tedavisi uygulandığı saptandı. 113 hasta yatışının 48'i erkek (%42,5) ve 65'i kadındı(%57,5). Hastaların yaşları 46-82 arasındaydı ve medyan yaş 69.92 (SD±8,79)olarak hesaplandı.Hasta yatışlarının 31'inde (%27,4) yattığı süre boyunca en az bir kez ateş yüksekliği olduğu ve 11 hasta yatışının (%9,7) ise nötropenik ateş tablosunda olduğu belirlendi. 40 hasta yatışında (%35,2) klinik ve/veya ek testlerle (radyolojik/laboratuvar) çeşitli enfeksiyonlar saptanarak antibiyoterapi uygulandığı belirlendi. En sık primer odaklar; 14 hasta yatışında(%13,4) pnömoni, ikinci sıklıkta 6 hasta yatışında (%5,4) idrar yolu enfeksiyonu ,4 hasta yatışında (%3,6) tromboflebit olarak saptandı. Kan, idrar, balgam ve kateter kültürü alınan 81 hasta yatışının 24'ünde (%29,6) üreme saptandığı görüldü ve tüm kültürler incelendiğinde; 9 hasta yatışında (%37,5) Escherichia Coli, 5'inde (%20,8) Klebsiella Pneumoniae, 3'ünde(%12,5) Staphylococcus epidermidis ,1'inde (%4,1) Staphylococcus aureus en sık üretilen etkenler idi. Sadece 1 hasta yatışında balgam kültüründe Aspergillus fumigatus üremesi saptandı. Gram negatif bakteriler en sık üretilen etkenler olarak tespit edildi. 113 hasta yatışının hiçbiri izlem süresince exitus olmadı. Hastalar enfeksiyon geçiren ve geçirmeyenler olarak , yaş, lökosit, nötrofil, hemoglobin, trombosit sayıları, CRP değerleri, kür sayıları ve tanı tipleri açısından analiz edildi. Enfeksiyon gelişim riski bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Saptadığımız primer enfektif odaklar ve enfektif patojenler ile literatürdeki diğer çalışmalar arasında belirgin fark gözlenmedi. Myelodisplastik Sendrom hastaları heterojen bir hasta grubudur, tedavi şekilleri ve enfeksiyon riski ilişkisini daha net ortaya koyabilmek için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.