Kolonoskopi öncesinde kolon temizliği için kullanılan ilaçların tahmini glomerüler filtrasyon hızına (eGFR) etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERTCAN KARACA
Danışman: Evrim KAHRAMANOĞLU AKSOY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Kolonoskopi, kolorektal hastalıkların tanı ve tedavisinde altın standart yöntem olup, başarısı bağırsak temizliğinin kalitesine bağlıdır. Bu amaçla polietilen glikol (PEG), sodyum fosfat, sodyum pikosülfat ve sennosidler kullanılmaktadır. Ancak, bu preparatlar, özellikle hiperozmolar ajanlar, sıvı-elektrolit dengesizliği ve akut fosfat nefropatisi gibi böbrek fonksiyonlarında bozukluklara yol açabilmektedir. Yüksek riskli hasta gruplarında (yaşlılar, diyabetik, hipertansif ve kronik böbrek hastaları) tahmini glomerüler filtrasyon hızında (eGFR) düşüş klinik önem taşımaktadır. Literatürdeki çelişkili bulgular, bu preparatların böbrek fonksiyonları üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışma, bağırsak temizlik preparatlarının eGFR üzerindeki kısa vadeli etkilerini ve bu etkilerin komorbiditelerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2023-2024 tarihleri arasında kolonoskopi yapılan 18 yaş üzeri, yeterli bağırsak temizliği sağlanmış, tam kolonoskopi uygulanmış ve işlem öncesi/sonrası (ortalama 14 gün) biyokimya verileri mevcut hastalar dahil edildi. Terminal dönem böbrek hastalığı, böbrek transplantasyonu, yetersiz bağırsak temizliği veya eksik veri bulunan hastalar dışlandı. Demografik özellikler, komorbiditeler, kolonoskopi endikasyonları, bağırsak temizlik kalitesi ve laboratuvar bulguları hastane kayıtlarından elde edildi. Böbrek fonksiyonları, CKD-EPI (2021) formülü ile hesaplanan eGFR üzerinden değerlendirildi. İstatistiksel analizler risk grupları ve kullanılan preparatlara göre gruplandırılarak karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 544 hasta (ortanca yaş 58 [19-88] yıl, %42,3 erkek, %57,7 kadın) dahil edilmiştir. En sık komorbiditeler hipertansiyon (%35,5), diyabetes mellitus (%25,6), aterosklerotik damar hastalığı (%18,9), hiperlipidemi (%17,8), hipotiroidi (%11,6) ve kronik böbrek hastalığı (%5,1) olarak saptanmıştır. Kolonoskopi endikasyonları arasında tarama (%55,7), kronik ishal/kabızlık (%30,7), polip takibi (%5,7), gastrointestinal kanama (%3,1), inflamatuar bağırsak hastalığı kontrolü (%2,6) ve tanısı (%2,2) yer almıştır. Kolonoskopi bulguları arasında anorektal lezyonlar (%52,4), polipler (%32,4), normal bulgular (%13,4), divertikül (%6,4) ve inflamatuar bağırsak hastalığı (%2,2) gözlenmiştir. Bağırsak temizlik preparatları arasında sodyum fosfat + sennosid (%63,4), sodyum pikosülfat + sodyum fosfat (%30,0) ve PEG (%6,6) kullanılmıştır. Sodyum fosfat + sennosid grubunda hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık ve hiperlipidemi prevalansı daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla p=0,026; p=0,017; p=0,006), kronik hastalık için ilaç kullanımı da daha sık olarak saptanmıştır (p 0,05). Laboratuvar bulgularında hemoglobin ve hematokrit düşüşü (p<0,001), fosfor artışı (p<0,001) gözlendi; bu değişiklikler sodyum fosfat + sennosid grubunda daha belirgindi. Sonuç: Çalışmamız, kolonoskopi öncesi bağırsak temizlik preparatlarının böbrek fonksiyonları üzerindeki kısa vadeli etkilerini ortaya koymaktadır. Genel popülasyonda eGFR'de istatistiksel olarak anlamlı ancak klinik açıdan sınırlı bir düşüş gözlenmiştir; bu etki, özellikle sodyum fosfat + sennosid kullanan yüksek riskli gruplarda (hipertansiyon, diyabet, kronik böbrek hastalığı, ileri yaş) belirgindir. PEG ve sodyum pikosülfat + sodyum fosfat gruplarında böbrek fonksiyonlarında anlamlı değişiklik saptanmamıştır, bu da PEG'in izo-osmolar yapısının ve sodyum pikosülfatın düşük hacimli rejiminin böbrek güvenliği açısından avantajlı olduğunu göstermektedir. Fosfat içeren preparatlar, özellikle yaşlı ve komorbiditeli hastalarda akut fosfat nefropatisi riski nedeniyle dikkatle kullanılmalıdır. Klinik pratikte, hasta seçimi, yeterli hidrasyon ve renal fonksiyon takibi hasta güvenliğini artıracaktır. Türkiye'de bu konuda sınırlı veri bulunması nedeniyle, çalışma literatüre önemli bir katkı sağlamakta olup, uzun vadeli prospektif araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.