Düzenli takip altındaki retinal ven tıkanıklığı hastalarında beş yıllık gerçek yaşam verileri, klinik sonuçların ve tedavi süreçlerinin analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KAYSERİ ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BEKİR AYYILDIZ

Danışman: Ender SIRAKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, düzenli olarak izlenen santral retinal ven tıkanıklığı (SRVT) ve retinal ven dal tıkanıklığı (RVDT) tanılı hastalarda uygulanan intravitreal anti-VEGF ve/veya kortikosteroid tedavilerinin klinik etkinliğini, tedavi sürekliliğini ve retina üzerindeki etkilerini gerçek yaşam verileri ışığında kapsamlı biçimde değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, gözlemsel çalışma, Kayseri Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Retina Birimi'nde Ocak 2016 – Mayıs 2025 tarihleri arasında santral retinal ven tıkanıklığı (SRVT) ve retinal ven dal tıkanıklığı (RVDT) tanısıyla izlenen, 18–80 yaş aralığında ve 60 ay düzenli takibi olan olguları kapsamaktadır.Tedavi süresince intravitreal anti-VEGF (bevacizumab, ranibizumab, aflibercept) ve/veya deksametazon implant uygulanmış olup, tüm hastalarda optik koherens tomografi (OKT) ve fundus floresein anjiyografi (FFA) verileri eksiksizdi. Değerlendirmeye alınan parametreler arasında; demografik veriler, etkilenen göz ve kadran, başlangıç iskemi durumu, enjeksiyon türü ve sayısı, en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK), santral maküla kalınlığı (SMK) ve DRIL/DROL varlığı yer aldı. Tüm ölçümler 0., 6., 12., 24., 36., 48. ve 60. aylarda kaydedildi. Görüntülemeler aynı Spektral Domain-OKT (Spectralis S2400-B) cihazında, foveadan geçen kesit üzerinden santral maküler kalınlık olarak değerlendirildi. DRIL, iç retina tabaka sınırlarının maküla merkezindeki 1 mm'lik alanda seçilememesi; DROL, dış retina tabakalarının aynı alanda sürekliliğini kaybetmesi olarak tanımlandı. Bulgular: Çalışmaya 165 göz dâhil edildi (%53,9 erkek; ort. yaş 63,1 ± 9,6 yıl). Olguların %72,7'si RVDT, %27,3'ü SRVT tanılı olup, iskemik alt tip oranı %13,3'tü. SRVT; 7 / 45 → %15,6 iskemik, RVDT; 15 / 120 → %12,5 iskemik idi. SRVT grubunda erkek oranı (%68,9 vs. %48,2; p = 0,029) ve başlangıç santral maküla kalınlığı (SMK) (894 vs. 613 µm; p 0,05). Görme keskinliği (logMAR) zamanla iyileşti (RVDT F = 871,0; SRVT F = 326,5; her ikisi p 0; etki büyüklüğü küçük). DRIL/DROL varlığı olgularında SMK daha yüksek olarak izlendi. (p 0, zayıf–orta; tümü p≤0,024). Bulgular, gerçek yaşamda klinik gerekliliklerin tedavi seçimini yönlendirmesi nedeniyle endikasyon kaynaklı karıştırıcı etki olabileceğine işaret etmektedir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, altıncı ayda yüksek SMK değerlerine sahip olgularda DRIL gelişme olasılığı daha yüksekti; bu olgularda görülen daha yüksek kümülatif anti-VEGF dozu ise büyük olasılıkla hastalık şiddetinin klinik bir yansımasıdır (OR = 1,35; p = 0,021); 24–60. aylarda artan deksametazon implant sayısı bağımsız risk faktörü olarak saptandı (OR ≈ 1,17–1,47; p ≤ 0,006). DROL için 12–36. aylarda anti-VEGF (OR ≈ 1,08–1,15; p ≤ 0,040) ve 24–60. aylarda deksametazon (OR ≈ 1,16–1,51; p ≤ 0,004) bağımsız belirleyicilerdi. Doğrusal modeller, 6. ayda DRIL'in anti-VEGF sayısını, 12.–48. aylarda DROL'ün anti-VEGF sayısını; 12.–48. aylarda DROL'ün ve 36.–60. aylarda DRIL'in deksametazon sayısını artırdığını gösterdi (tümü p ≤ 0,045). SMK intravitreal enjeksiyonlarla hızlı ve kalıcı biçimde azalırken görsel kazanımlar gruplar arasında benzer seyretmiştir. DRIL/DROL varlığı maküler ödem şiddetiyle güçlü ilişki göstermekte; tedavi yoğunluğu özellikle yüksek SMK ve kalıcı dış/iç retina tabakalarındaki bozulmalarla paralel artmaktadır. Sonuç: Beş yıllık düzenli izleme verilerine dayanan bu gerçek yaşam çalışmasının sonuçları, RVT olgularında güncel literatürle yüksek düzeyde uyum göstermektedir. İskemik olmayan olgularda anti-VEGF tedavisi, erken dönemde belirgin anatomik düzelme ile birlikte fonksiyonel kazançlar sağlamaktadır. Özellikle DRIL varlığı ve dış retina tabakalarının bütünlüğü gibi erken dönem OKT biyobelirteçleri, uzun dönem görsel sonuçları öngörmede güvenilir göstergelerdir. Görsel kazanımların korunması, tedavinin zamanında başlanmasına ve yeterli sıklıkta sürdürülmesine bağlıdır; yetersiz tedavi yoğunluğu kazanımların kaybına yol açabilmektedir. Klinik uygulamada, hastaya özel bir yaklaşım uygun durumlarda ajan değişimi (örneğin aflibersept ↔ ranibizumab), dirençli ödemde steroid eklenmesi ve hasta yanıtına göre takip aralıklarının uyarlanması maküla ödeminin uzun dönem kontrolünü ve görsel fonksiyonun korunmasını mümkün kılmaktadır. Her ne kadar iskemik alt tipler daha kötü bir görsel prognozla seyretse de, olguların çoğunluğunu iskemik olmayan hastaların oluşturması genel olarak olumlu sonuçlara katkı sağlamıştır. Tedavinin erken başlatılması, sürekliliğin korunması ve biyobelirteçlere dayalı kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin uygulanması, RVT olgularında alt tipten bağımsız olarak uzun dönem görsel fonksiyonun korunmasını mümkün kılmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: retinal ven oklüzyonu, anti-VEGF, deksametazon implant, DRIL, DROL, gerçek yaşam verileri