KOAH'ta Alfa-1 antitripsin eksikliği malignite gelişimini etkiler mi?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ASLI BİÇEN

Danışman: Seda TURAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Alfa-1 antitripsin eksikliği kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile ilişkili olduğu en çok bilinen ancak üzerinde yapılan çalışmaların sınırlı olduğu bir genetik faktördür. KOAH'ın etiyolojik araştırmasında ve akciğer kanseri gelişimi riski etiyolojik araştırmasında alfa-1 antitripsin eksikliği konusunda yeterli ulusal ve uluslararası veri kaynağımız bulunmamaktadır. Bu çalışmada amacımız KOAH etyolojisinde alfa-1 antitripsin eksikliğinin yerini ve bu hastalarda akciğer kanseri gelişme riskinde artış olup olmadığını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamızda Nisan 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında SBÜ Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi EAH'ne başvuran, GOLD 2021 kılavuzuna göre, KOAH tanısı alan hastalar dahil edildi. Rutin poliklinik kontrollerinde ve yatan hastalarda alfa-1 antitripsin değerleri, alfa-1 antitripsin mutasyonu, sigara içme öyküleri, ek hastalıkları, kullanmakta oldukları ilaçları ve toraks radyolojik bulguları incelendi. Prospektif olarak 6 aylık, 12 aylık ve 24 aylık sistem takiplerinde hasta e-Nabız ve Hastane Bilgi Yönetim Sisteminde (HBYS) mevcut olan akciğer grafisi ve/veya toraks bilgisayarlı tomografileri ile malignite gelişip gelişmediği ya da hastaya ICD kodu olarak (C34) akciğer kanseri tanısı eklenip eklenmediği takip edildi. KOAH tanısı ile çalışmaya dahil edilen hastalarda Alfa-1 antitripsin mutasyonu insidansı incelenip, Alfa-1 antitripsin mutasyonu olan hastalarda mutasyonu olmayanlara göre akciğer kanseri gelişme riski kıyaslandı. Aynı zamanda tüm değerler ve bulgular ana ve alt gruplarda analiz edildi. İstatiksel analizler için SPSS 28.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza Nisan 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında SBÜ Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi EAH'ne başvuran dışlama ve dahil edilme kriterlerine uygun 1.343 KOAH tanılı hasta dahil edildi. Birincil amacımız alfa-1 antitripsin mutasyonlu hastaları malignite açısından takip etmek olduğu için hastalar alfa-1 antitripsin genetik analizine göre iki ana gruba ayrıldı. Alfa-1 antitripsin mutasyonu saptanmayan 1.296 KOAH tanılı hasta kontrol grubu, alfa-1 antitripsin mutasyonu saptanan 47 hasta ise vaka grubu olarak belirlendi. KOAH tanılı hastalar içerisinde alfa-1 antitripsin mutasyon saptanma oranı ise %3.5 olarak bulundu. Alfa-1 antitripsin genetik mutasyonu olan hasta grubumuzda genetik analiz dağılımı ise; 15 hastada Pi*M/Z mutasyonu (%31.9), 10 hastada Pi*M/P Lowel mutasyonu (%21.3), 10 hastada Pi*M/I mutasyonu (%21.3), 4 hastada Pi*M/M Malton mutasyonu (%8.5), 3 hastada Pi*Z/Z mutasyonu (%6.4), 2 hastada Pi*M/S mutasyonu (%4.3) ve birer hasta %2.1 oranında Pi*Kayseri/Kayseri, Pi*M/M Heerlen ve null mutasyon olan Pi*Q0amersfoort/Q0amersfoort olarak saptandı. Vaka grubumuzda başvuru anında 9 (%19.1) hastada akciğer kanseri mevcuttu ve 2 yıllık takip sürecindeki 4 vizit sonunda 1 hastada daha akciğer kanseri gelişti. Bu oranlar kontrol grubuyla karşılaştırıldığında akciğer kanseri açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Kontrol ve vaka grubu malignite tanısını karşılaştırdığımızda; elde ettiğimiz veriler doğrultusunda malignite histopatolojileri açısından ve aynı şekilde malignite evreleri açısından kontrol ve vaka gruplarında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Bizim çalışmamızda literatür ile uyumlu olarak heterozigot genotipli hastaların histopatolojisi adenokarsinom (%6.4) ve skuamöz hücreli karsinom (%6.4) ile ilişkili bulundu. Skuamöz hücreli karsinom gelişen hastalarda Pi*M/Z ve Pi*M/I genotipleri, adenokarsinom gelişen hastalarda Pi*M/S ve Pi*M/I genotipleri saptanmıştır. Alfa-1 antitripsin serum düzeyi vaka ve kontrol grubunda karşılaştırıldı. Vaka grubunda serum AAT düzeyi 1.30 gr/dL (1.23±0.55), kontrol grubunda serum AAT düzeyi 1.85 gr/dL (1.97±0.56) saptandı. Vaka grubunun serum AAT düzeyinin kontrol grubuna oranla daha düşük olması istatistiksel olarak anlamlı saptandı (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda alfa-1 antitripsin mutasyonu, akciğer kanseri gelişimi açısından anlamlı bulunmasa da literatürlerde saptanan heterozigot genotipli alfa-1 antitripsin mutasyonu olan akciğer kanserli hastalarda adenokarsinom ve skuamöz hücreli karsinomun daha sık görülmesi açısından anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Alfa-1 antitripsin, Akciğer kanseri, KOAH