Orta ve ağır primer vezikoüreteral reflü ile ilişkili konjenital ve edinsel böbrek parankim hasarı olan hastaların klinikve radyolojik açıdan karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLCAN ERBAŞ
Danışman: Fatma MUTLUBAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Primer vezikoüreteral reflü ile ilişkili renal parankimal etkilenme iki farklı patofizyolojik mekanizma sonucu konjenital parankimal hasar (KPH) ve edinsel parankimal hasar (EPH) olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada orta (Evre 3 VUR) ve ağır (Evre 4-5 VUR) dereceli primer VUR tanısı almış edinsel parankim hasarlı, konjenital parankim hasarlı ve böbrek parankimi normal (NP) olan hastaların demografik, klinik, radyolojik ve tedavi parametrelerinin retrospektif olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Bu çalışmada, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Nefroloji Kliniği'nde Ocak 2010–Ocak 2020 tarihleri arasında orta ve ağır dereceli primer VUR tanısı almış hastaların poliklinik dosyaları ve hasta bilgi yönetim sistemi kullanılarak demografik, klinik, radyolojik ve tedavi parametreleri retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya 149 hasta ve hastaların her iki böbreği ayrı ayrı değerlendirilerek orta ve ağır dereceli VUR'a sahip 218 renal reflü ünitesi (RRÜ) alındı. Çalışmada EPH, KPH, NP olmak üzere sırasıyla 42, 40 ve 67 hastadan ve 48, 40 ve 130 renal reflü ünitesinden oluşan 3 grup bulunmaktadır. Çalışmada EPH grubu hafif, orta, ciddi olmak üzere ve KPH grubu hipoplazi, displazi, atrofi olmak üzere sırasıyla 19, 12, 17 ve 5, 28, 7 RRÜ'den oluşan alt tiplere ayrıldı. İki ana grubun bu tanımlanmış alt tipleri kendi aralarında karşılaştırıldı. Orta ve ağır dereceli primer VUR tanılı hastalar ve RRÜ'ler cinsiyet, tanı alma yaşı, vücut ağırlığı, boy, tanı anı ve izlem sonu renal US bulguları, DMSA split fonksiyonları, tanı alma şekli, tanı öncesi ve devamlı antibiyotik profilaksi (DAP) tedavisi altında idrar yolu enfeksiyonu (İYE) sayısı, VSUG bulguları, uygulanan cerrahi tedavileri, DAP ve VUR regresyon süreleri yönünden tanımlanan gruplar arasında karşılaştırıldı. Veriler IBM SPSS Statistics Standard Concurrent User V 26 (IBM Corp., Armonk, New York, ABD) istatistik paket programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada KPH grubunda erkek (%72,5) EPH grubunda kız (%73,8) hakimiyeti mevcuttu (p<0,001). Tanı alma yaşları KPH (ortalama 7,75 ay) ve NP (ortalama 4 ay) grubunda EPH (ortalama 36 ay) grubuna göre erken saptandı (p<0,001) Tanı alma şekilleri açısından orta dereceli VUR hastalarının KPH grubunda %100 oranında insidental olarak tanı aldığı, EPH ve NP gruplarının ise x sırasıyla %100 ve %80,9 oranında İYE ile tanı aldığı izlendi (p<0,001). Ağır dereceli VUR hastalarının KPH ve NP grubunda en sık antenatal hidronefroz (ANH) ile tanı aldığı, EPH grubunda ise İYE ile tanı aldığı görüldü (p=0,002). Tanı öncesi ≥2 kez İYE geçirme en fazla EPH grubunda görülürken KPH grubu hastalarında %67,5 oranında tanı öncesi İYE'ye rastlanmadı (p<0,001). Tedavi şekilleri incelendiğinde orta dereceli VUR hastalarına en fazla NP grubunda DAP tedavisi, EPH grubunda endoskopik STING (Subüreterik Transüretral Enjeksiyon) cerrahisi, KPH grubunda ise UNS (Ureteroneosistostomi) cerrahisi uygulandığı görüldü (p<0,001). Ağır dereceli VUR hastaları ise NP grubunda DAP tedavisi ile EPH ve KPH gruplarında cerrahi tedavi ile izlendiği görüldü (p<0,001). Çalışmada orta dereceli VUR hastalarının NP grubunda %95,7 EPH ve KPH gruplarında sırasıyla 62,5 ve 66,7 oranında DAP tedavisi altında İYE geçirmediği saptandı (p=0,017). Ağır dereceli VUR hastalarında ise DAP tedavisi altında İYE sayıları açısından fark saptanmadı. Tedavi şekillerine bakıldığında 218 RRÜ'nün 149 hasta için saptanan gruplar arasındaki dağılıma ve istatistiksel anlamlılığa sahip olduğu görüldü. Çalışmada EPH grubunun alt tipleri içinde Evre 3 VUR'a sahip RRÜ en fazla hafif EPH, Evre 5 VUR'a sahip RRÜ ise en fazla ciddi EPH grubunda izlendi (p=0,001). Tanı öncesi ≥2 kez İYE en fazla ciddi EPH grubunda saptandı. Cerrahi tedavi tüm alt tiplerde en fazla uygulanan tedavi şekli olup ciddi EPH grubundaki tüm RRÜ'ler cerrahi tedavi ile regrese oldu. Hafif EPH grubunda en fazla uygulanan cerrahi tipi STING idi (p=0,034). Çalışmada KPH grubunun alt tiplerinden displazik KPH'da tanı alma şekli hidronefroz sonucunda olup anlamlı saptandı (p=0,046). Tedavi şekilleri bakımından cerrahi tedavi en fazla displazik KPH grubunda izlendi ve anlamlılık bulundu (p=0,002). Cerrahi tedavi ile regrese olan hipoplazik KPH grubunun tamamına STING cerrahisinin uygulandığı saptandı diğer cerrahi tedavi tipleri açısından atrofik ve displazik KPH grubu benzerdi. Sonuç: Orta ve ağır dereceli VUR ya renal parankim hasarı (2 farklı patofizyolojik mekanizmayla oluşan KPH ve EPH) ya da normal böbrek parankimi ile karşımıza çıkacaktır. Literatür verileri sıklıkla erkek cinsiyette saptanan antenatal hidronefroz ile tanı alan orta ve ağır dereceli VUR hastalarında idrar yolu enfeksiyonu olmadan görülen parankim hasarını KPH olarak tanımlasa da klinikte xi başvuru şekilleri farklı olabilmektedir. Gerçek tanıya sadece böbrek biyopsisi ile ulaşılabilecek bir klinik olan KPH için birden çok parametre aynı anda değerlendirilmelidir. Bu çalışmada, antenatal ya da 0-6 ay arasında tanı alma, İYE olmadan ANH ya da insidental tanı alma şekli, renal US'de böbrek boyut ve persentil kaybı, tanı anındaki DMSA sintigrafisinde çok düşük renal up-take saptanması, izlem DMSA'sında geçirilen İYE'ye rağmen %5'den fazla split fonksiyon kaybı olmaması ve VSUG'da ağır dereceli VUR saptanması KPH için uygun parametreler olarak saptanmıştır. Bu hastaların EPH grubundaki hastalardan farklı nedenlerle tanı aldığı ve enfeksiyon sıklığı açısından benzer olmadığı ancak izlem ve tedavi şekilleri yönüyle benzer olduğu kanaatindeyiz. Anahtar sözcükler: konjenital renal parankim hasarı, edinsel renal parankim hasarı, İYE, VUR