Doğum şeklinin, stres üriner inkonitans gelişimine etkisinin 3.trimesterde ve postpartum dönemde pelvik taban ultrasonografi ile araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YAĞMUR KILIÇ

Danışman: Pınar KUMRU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Üriner inkontinans her yaşta görülebilen, kadınların yaşamını olumsuz etkileyen hijyenik ve sosyal bir problemdir. Gerek stres gerekse mikst tip üriner inkontinans (MÜİ) gebelik esnasında görülebilmekle birlikte, vajinal doğumun pelvik tabanda yol açtığı travmayla ilişkili olan tipin stres üriner inkontinans (SÜI) olduğu kabul edilmektedir. Çalışmamızda; doğum şeklinin SÜİ gelişimi üzerine etkisini, transperineal ultrason ile elde ettiğimiz ölçümleri karşılaştırmayı ve bu ölçümlerin, postpartum dönemde üriner inkontinansı öngörmedeki rolünü araştırdık. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif kohort çalışma, Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne 20.05.2023 ve 20.09.2023 tarihleri arasında, 32-39. Gebelik haftalarında başvuran 200 nullipar kadın ile gerçekleştirildi. Hastaların demografik verileri, ürojinekolojik anamnezleri kaydedildi. Sıkışıklık hissindeki dolu mesane (300-350 cc) ile istirahat ve valsalvada transperineal USG (TPUSG) ile ölçümler yapıldı. Simfizis pubis (SP)- mid üretra arasındaki açı, posterior üretrovezikal açı, anterior üretrovezikal açı ve mesane boynunun simfizis pubise x ve y eksenlerindeki pozisyonu ve pozisyonunun valsalva ile x ve y eksenlerindeki yer değişimine (BND/Δ-X,Δ-Y) bakılarak her hastaya stres test yapıldı. Pelvik kas gücü modifiye Oxford Skalası ile değerlendirildi. Üriner inkontinansın hayat kalitesine etkisi Urinary Distress Inventory 6 (UDI-6) ve Incontinence Impact Questionnaire 7 (IIQ- 7) anketleri ile değerlendirildi. Postpartum 6-8. haftada tüm testler ve muayeneler tekrarlanarak TPUSG ile açılar ve ölçümler tekrar değerlendirildi. Bulgular: Takibe gelen 119 olgu doğum şekline göre Sezaryen (C/S) doğum (%47.9, n=57) ve vajinal doğum (NSVD) (%52.1, n=62) yapanlar olarak iki gruba ayrıldı. Postpartum dönemde stres testi pozitif olgu sayısı 22 (%18), negatif olgu sayısı ise 97 (%82) olarak saptandı. Postpartum stres testi pozitif olan olguların % 90'ı (n=20) NSVD ile %10'u (n=2) C/S ile doğum yaptığı tespit edildi. NSD grubundaki olguların postpartum stres testinin pozitif olma oranı (%32,3) , C/S grubundaki orandan (%3,5) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p=0,001; p<0,01). Postpartum stres testi pozitif olanların prepartum dinlenme anındaki ölçümlere göre valsava sırasındaki ölçümlerde oluşan değişimler; stres testi negatif olan gruptakiler ile karşılaştırıldığında; yalnızca prepartum dönemde ölçülen ∆-Y değerinin, postpartum stres test negatif gruptakilere göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu saptandı (p=0,016; p<0,05). Postpartum stres testi pozitif olan grubun valsava sırasındaki ölçümlerin dinlenme anındakilere göre olan değişimler kıyaslandığında stres testi negatif olan gruba göre; ∆-alfa, ∆-X ve ∆-Y değerleri istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek saptanmıştır (p=0,001, p<0,01). Prepartum ∆-Y değerinin 8,3 mm cut-off değeri için; postpartum SUİ'yi saptamadaki duyarlılığı %68, özgüllüğü %68, negatif kestirim değeri %90 ve doğruluğu %68 olarak bulundu. Sonuç: NSVD yapan kadınlarda sezaryen doğum yapanlara göre üretral mobilite ve mesane boynu mobilitesinin daha fazla artar bu sebeple postpartum dönemde SÜİ görülme riski daha yüksektir. Gebelik döneminde SÜİ olan kadınlarda, postpartum dönemde SÜİ görülme riski artmıştır. Gebelik sırasında TPUSG yardımı ile ölçtüğümüz valsalva sırasında mesane boynunun simfizis pubise göre y eksenindeki pozisyonunda meydana gelen değişiklik SUİ gelişme riskini öngörmemize yardımcı olabilir ve böylece seçilmiş hasta grubunu üriner inkontinansı önleyici konservatif tedavi yöntemlerine yönlendirebiliriz.