Yumuşak doku enfeksiyonu tanısıyla yatan çocuk hastaların demografik, klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi, tedavi ve izlem sürecinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞENUR SENA ŞİMŞEK

Danışman: Ayşe ŞAHİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çocuklarda yumuşak doku enfeksiyonları (YDE) önemli bir hastaneye yatış nedenidir. Kapsamlı bir öykü, fizik muayene, laboratuar tetkikleri YDE için yol göstericidir. Dokunun tutulumunun derecesine göre geniş bir şekilde sınıflandırılabilir. Yüzeyel olarak değerlendirilen selülit, apse, preseptal selülit gibi alt tanı tipleri hastaneye yatışı ve parenteral antibakteriyel tedaviyi gerektirebilir ve zamanında uygun tedavi edilmezse ciddi morbiditeye neden olabilen nekrotizan enfeksiyonlara yol açabilir. Biz bu çalışmada, YDE tanısı ile takip ettiğimiz hastaların demografik özelliklerini, risk faktörlerini, klinik, tedavi ve yatış süreçlerini inceleyerek literatüre katkı sağlamayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, 2013-2024 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Çocuk Enfeksiyon Kliniği'nde yatan, YDE tanısı almış 1 ay -18 yaş arası 277 hastayı kapsayan retrospektif bir klinik araştırmadır. Hastaların demografik bilgileri, laboratuvar sonuçları, klinik semptomları, kültür sonuçları, görüntüleme verileri ve tedavi bulguları, hastane işletim sistemi (PANATES) aracılığıyla geriye dönük olarak elektronik dosya kayıtlarından elde edilerek, uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 277 olgunun %64'ü erkek (n=178), %36'sı (n=99) kız olup medyan 3 yaş (olguların %46'sı( n=127) 2 yaş altı) olarak bulunmuştur. Tanılar arasında selülit en sık görülmüş %35 (n=96) , preseptal selülit %30 (n=82) ile ikinci sırada yer almış, perianal apse %19 (n=53) oranında saptanmış ve bu alt tanı tiplerinde de erkek cinsiyet; tanılar arasında sadece subkutan apse tanısında kız cinsiyet baskın görülmüştür. Yerleşim yeri olarak baş bölgesi %46,6 (n=129) ile öne çıkmıştır. Hiperemi %98,9(n=274) ve şişlik %98,2 (n=272) olgularda en sık görülen klinik bulgular olup, lokal ısı artışı %88,8'inde (n=246) saptanmıştır; buna karşın ≥38°C ateş yalnızca %26,7'sinde (n=74) görülerek YDE'de sistemik bulgunun geri planda kaldığı görülmüştür. Hastaların laboratuar değerlerinde akut faz reaktanları için anlamlı olan total lökosit sayısı (WBC) ve C-reaktif protein (CRP) sırası ile; ortanca 12,440; çeyrekler arası aralık 9,770-16,650 × 103/μL olup olguların %32'sinde (n=89) lökositoz, ortanca değeri 14 mg/L (4-58) olan %70'inde (n=195) viii CRP değeri 5 mg/L ve üzerinde saptanmıştır. Olguların %18'inde (n=49) yara yeri kültüründe üreme saptanmış olup, en sık izole edilen patojen Esherichia coli (E.coli) (%6,5) iken bunu metisilin dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) (%3,6) izlemiştir. Hastalara yatışında ampirik olarak başlanan en sık antibiyoterapi intravenöz (iv) ampisilin sulbaktam taburculukta verilen oral antibiyotik ise amoksisilin klavulonik asit olarak saptanmıştır. Tanı grupları arasında hastanede kalış süreleri genellikle 5–7 gün arasında değişmiş ve ortanca yatış süresi 5 gün, taburculuk sonrası ortalama 5 gün oral antibiyotik kullanımı olan hastaların toplam tedavi süreleri ortalama 10 gün olarak görülmüştür. Sonuç: Son on bir yılda kliniğimizde yumuşak doku enfeksiyonu tanısı ile yatarak izlenen 277 çocuk hastanın demografik yapıları, klinik bulguları, laboratuvar sonuçları ve tedavi yaklaşımları analiz edilmiştir. Olgularımızda erkek cinsiyetin baskın olduğu ve YDE alt tiplerinden en sık tanının selülit olduğu görülmüştür. Ampirik tedavide beta laktam antibiyotikler(ampisilin-sulbaktam) en sık tercih edilen antimikrobiyal ajan olmuştur ve sınırlı sayıda hastada ampirik olarak başlanan tedavi değiştirilmek durumunda kalınmıştır. Ülkemizde toplum kaynaklı MRSA prevalansının % 1'in altında bildirildiği dikkate alındığında tedavi sonuçlarımız beta- laktam antibiyotiklerin ampirik tedavide güvenle kullanılabileceğini düşündürmektedir. Cerrahi drenaj gereksinimi özellikle dental, subkutan ve perianal apselerde öne çıkmış; yatış ve toplam tedavi sürelerinin tanı alt tiplerine göre farklılaştığı, en uzun sürenin lenf nodu apselerinde izlendiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, yerel direnç paternleri ve klinik özellikler gözetilerek antibiyotik rejimlerinin belirlenebileceğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: yumuşak doku enfeksiyonu, çocuk, antibiyoterapi