Kemiğin dev hücreli tümörlerinin cerrahi tedavisi ve klinik sonuçları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA CEM ŞEYHOĞLU
Danışman: Güray TOĞRAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Kemiğin dev hücreli tümörü (KDHT), sıklıkla 20-40 yaş arası genç erişkinlerde görülen, yüksek nüks oranları, akciğer metastazı ve malign transformasyon gibi agresif davranış potansiyeli olan, benign bir kemik tümörüdür. Cerrahi tedavi seçeneklerini intralezyonel küretaj veya segmental rezeksiyon oluşturur. Nüks oranlarının rezeksiyona göre küretaj sonrası daha yüksek olduğu kabul edilmekle birlikte agresif küretaj ve lokal adjuvan tedavinin nüks oranlarını azalttığı, fonksiyonel sonuçların ve non-onkolojik komplikasyonların ise rezeksiyona göre intralezyonel küretajda daha az oranda olduğu bilinmektedir. Bu çalışma nispeten geniş bir hasta grubunda KDHT'nin epidemiyolojik özellikleriyle birlikte cerrahi sonrası klinik ve fonksiyonel sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve yöntem: Çalışmamız retrospektif olup, 2000-2020 arası kemiğin dev hücreli tümörü tanısıyla kliniğimizde cerrahi olarak tedavi veya medikal olarak takip edilmiş, 18 yaş ve üzeri ve 70 yaş ve altı ve en az 2 yıl süre ile poliklinik takibine gelmiş olan 112 hasta çalışmamıza dahil edilmiştir. Radyoloji arşivlerinden hastalarda ameliyat öncesi patolojik kırık varlığı ve Campanacci skorları, ameliyat notlarından hastalara uygulanan cerrahi tipi, varsa boşluk doldurucular ve lokal adjuvanlar, fiksasyon ve rekonstrüksiyon tipleri, patoloji arşivlerinden histopatolojik tanılar kaydedilmiştir. İlgili kliniklerin verileri taranarak hastalardaki nüks, metastaz ve malign transformasyon durumu ve bunlara yönelik hastaların aldıkları tedaviler kaydedilmiştir. Hastaların cerrahi sonrası komplikasyonları kaydedilmiş, cerrahi sonrası fonksiyonel sonuçlar MSTS skoruyla değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızdaki hastaların yaş ortalaması 32,78±12,44'tü. Hastaların 55,4'ü kadındı. Hastalarımızda tümörün en sık femur distalinden (%26,6) ve tibia proksimalinden (%24,1) köken aldığı görüldü. En sık başvuru şikayeti ağrıydı (%95,5). Hastaların geçirdiği ortalama ameliyat sayısı 2,94±1,85'tü. Hastaların 9'u (%8,1) dış merkez tedavisi sonrası tarafımıza başvurmuş, 103'ü (%91,9) ilk olarak hastanemize başvurmuştu. İlk olarak hastanemize başvuran hastaların %63,1'ine küretaj, 34,9'una rezeksiyon, el distal falanks tutulumu olan 1 hastaya (%1) ileri düzeyde kemik ve yumuşak doku tutulumu nedeniyle amputasyon yapılmış, 1 hasta (%1) ise medikal olarak takip edilmişti. İlk olarak hastanemize başvuran hastaların %16,5'inde nüks, %8,7'sinde metastaz ve %1,9'unda ise malign transformasyon gözlenmiştir. Tüm hastalar içerisinde metastazı olanlarda geçirilmiş nüks sayısının (ortalama 2,40±1,14), metastaz olmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p=0,016). Yine tüm hastalarda metastaz varlığı ile Campanacci skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Campanacci skoru 3 olan 28 hastadan 9'unda (%32,1) metastaz görülmüştür. Çalışmamızdaki tüm hastaların 5'inde (%4,5) malign KDHT saptanmış, bu hastaların 3'ünde ise sonradan malign transformasyon ve radyoterapi öyküsü tespit edilmiştir. Tekrarlayan nüks oranları; ilk olarak dış merkeze başvuran hastalarda %33,3, ilk olarak hastanemize başvuran hastalarda %35,3 bulunmuştur. Nüks cerrahisi olarak da ilk olarak dış merkeze başvuran 9 hastanın 5'ine küretaj (%55,6), ilk olarak hastanemize başvuran 17 hastanın 10'una (%58,8) ise rezeksiyon yapılmıştır. Rezeksiyon sonrası protezle rekonstrüksiyonda ortalama MSTS skoru 18,52±4,89'du ve rezeksiyon yapılmayanlara göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştı (p=0,001). İntralezyonel eklem koruyucu cerrahi sonrası ortalama MSTS skoru ise 23,07±4,84'tü ve intralezyonel cerrahi yapılmayanlara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştu (p<0,001). Sonuç: KDHT'nin cerrahi tedavisi temel olarak, eklem koruyucu intralezyonel küretaj veya geniş rezeksiyon modalitelerini içerir. Rezeksiyon sonrası nüks oranları düşük görülse bile fonksiyonel skorlar daha düşük, non-onkolojik komplikasyonlar daha sık görülebilmektedir. Literatürde intralezyonel küretaj sonrası nüks oranı ve metastaz daha yüksek, ancak hastaların fonksiyonel sonuçları daha iyi saptanmıştır. Adjuvan tedaviyle birlikte optimal tümöral temizlik sağlandığında nükslerin sayısı ve oranı buna bağlı tekrarlayan cerrahi ve metastaz oranının da azalacağı öngörülmektedir. Radyoterapi malign transformasyon için risk faktörüdür ve sadece seçilmiş olgularda uygulanmalıdır. Anahtar kelimeler: Kemiğin dev hücreli tümörü, nüks, akciğer metastazı, cerrahi tedavi