Ürtikerli hastalarda anksiyete ve obsesif kompulsif belirtiler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİF SAĞLAM
Danışman: Ümit AYDOĞAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Ürtiker; emosyonel faktörlerle sıkı ilişki içinde olan, deride kaşıntı, kızarıklık ve kabarmalarla giden birden fazla nedeni olan dermatolojik bir hastalıktır. Çalışmamızda ürtikerli hastalarda anksiyete düzeyi, obsesif kompulsif belirtilerin görülme oranı ve bunların birbiriyle olan ilişkisi, ürtikerli hastaların yaşam kalitesinin ne düzeyde etkilendiğini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi İmmunoloji ve Allerji Kliniği Polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası ürtikerli hastalarda yapılan tanımlayıcı gözlemsel bir anket çalışmasıdır. Araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu, çalışmaya katılmayı kabul eden katılımcıların demografik özellikleri ve ürtiker ile ilgili süreçlerini sorgulayan 35 adet soru içermektedir. Ayrıca, 21 soruluk Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), 37 soruluk Maudsley Obsesif Kompulsif Bozukluk Soru Listesi (MOKSL) ve 29 soruluk Cilt Bozukluğu Olan Hastalarda Performans ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (Skindex-29) uygulanmıştır. Anket formu ve uygulanan ölçeklerden elde edilen veriler katılımcıların ürtiker parametreleri ile karşılaştırılacaktır. Veriler SPSS programı ile uygun testlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların ortalama yaşları 38,96±13,76 (min:18-max:65) idi. Katılımcıların ürtikeryal belirtilere bağlı Skindex-29 puan ortalaması 32,25±21,81, MOKSL puan ortalaması 13,95±7,08, BAÖ puan ortalaması ise 13,5±10 idi. BAÖ puanları ile sosyodemografik veriler karşılaştırıldığında cinsiyet değişkeninde anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0.05). MOKSL puanları ile sosyodemografik veriler karşılaştırıldığında ise anlamlı bir fark belirlenmedi. Ayrıca BAÖ ve Skindex-29 puanları ile ürtikere bağlı uyku problemleri ve buna bağlı gün içinde yorgun olma durumu arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0.05). Ürtikere bağlı uyku bozukluğu ve gün içinde yorgun olma şikayeti olanların anksiyete seviyelerinin yüksek, yaşam kalitelerinin ise düşük olunduğu bulundu. Sonuç: Aile hekimliğinin çekirdek yeterliliklerinden biri olan biyopsikososyal yaklaşımın gereği olarak, hastalarımızı değerlendirirken biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenleri bütüncül bir yaklaşımla ele almamız tedavi başarımızı artıracaktır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin tam olarak verilebilmesi ve hastaların takibinin sağlanması açısından aile hekimlerinin gerektiğinde hastaları ilgili branşlara sevk etmeleri, klinik durumları yönetmek, hastaya yardımcı olmak ve hasta sorumluluğunun verilmesi için gerekli bir uygulama olacaktır. Anahtar kelimeler: Ürtiker, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk