Obez ratlarda tek anastomozlu duodeno ileal bypass + sleeve gastrektomi'nin histopatolojik bulgular ve metabolik hormonlar üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE TOKOÇİN
Danışman: Osman Bilgin GÜLÇİÇEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Sıçanlar üzerinde gerçekleştirdiğimiz gastrik Tek Anastomozlu Duedono-İleal Bypass + sleeve gastrektomi (SADI-S) modelinde, obezite ve mide metobolizmasında etkili mediyatörler, (ghrelin, leptin ve gastrin) histopatolojik veriler (foveolar hiperplazi ve kistik glandüler dilatasyon) ve kilo kaybı oranlarını karşılaştırarak bu ameliyatların etkinlik düzeyini belirlemeyi amaçladık. Gereç-Yöntem: Çalışmaya türlerine göre obez olan Winstar Hannover cinsi sıçanlar 8'erli SADI-S ve kontrol grubu olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Her iki gruptan ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası ağırlıkları ve 30. günde alınan kan örneklerinde gastrin, ghrelin ve leptin düzeyleri ölçüldü. Hayvanların sakrifikasyon sonrası mideleri total olarak çıkarılarak histopatolojik incelemeye alındı. Bulgular: Ameliyat sonrası birinci ayda SADI-S grubunda kontrol grubuna göre anlamlı kilo kaybı saptandı. SADI-S grubunda kontrol grubuna göre kan ghrelin ve leptin düzeyindeki azalma istatistiksel olarak anlamlı bulundu, kan gastrin düzeyinde ise kontrol grubuna göre anlamlı artış saptandı. SADI-S grubunda kontrol grubuna göre histopatolojik olarak saptanan ghrelin ve leptin düzeyindeki azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, gastrin düzeyindeki artış kontrol grubuna göre anlamlı saptandı. Histopatolojik incelemelerde foveolar hiperplazi (FH) ve kistik glandüler dilatasyon (KGD) SADI-S grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede artış saptandı. Sonuç: Yaptığımız deneysel modelde SADI-S'in kontrol grubuna göre kilo kaybı açısından daha etkin bir yöntem olduğu ortaya konulurken FH ile mide kanserleriyle birlikte görülme potansiyeli taşıyan KGD'un geliştiği saptanmıştır