Tip 2 diyabetli hastalarda diyabetik retinopati gelişimi ile kümülatif lipid yükü arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL BİLDİK

Danışman: Ali ÖZDEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Diyabetik retinopati (DRP) diyabetin en yaygın mikrovaskuler komplikasyonlarından ve dünya çapında geri dönüşsüz görme kaybının en yaygın nedenlerinden biridir. Diyabetik retinopatinin; diyabet süresi, hiperglisemi, hipertansiyon ve hiperlipidemi ile ilişkili olduğu liateratürde belirtilmektedir. Hiperlipideminin diyabetik retinopati ile ilişkisi daha önce incelenmiş olup dislipideminin DRP progresyonunda en önemli risk faktörlerinden olduğu saptanmıştır. Yüksek lipid seviyelerinin nitrik oksit biyoyararlanımını bozarak endotel disfonksiyonuna neden olduğu bilinmektedir ve bu endotel disfonksiyonunun DRP'de retinal eksüda oluşumunda anahtar rol oynadığı ileri sürülmüştür. Ancak bu alanda kümülatif lipid yükü ile yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Kümülatif lipid yükü, ateroskleroz riskini belirlemede kullanılan güncel parametrelerden biridir. Ateroskleroz, lipid düzeylerinden etkilenen yavaş seyirli bir hastalık olduğundan uzun vadeli lipid maruziyet oranı güncel lipid düzeylerine oranla hastalık gelişimini daha güçlü bir şeklide etkileyebilir. Kümülatif lipid yükünün tip 2 diyabet üzerine etkisi daha önce incelenmiş bir konu olup kümülatif trigliserit yükünün Tip 2 diyabet gelişme riskiyle doğru orantılı olduğu görülmüştür. Kümülatif lipid yükü ile diyabetik retinopati arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma ise daha önce yapılmamıştır. Bu çalışmada kümülatif lipid yükünün DRP üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ YÖNTEM: Bu çalışma retrospektif olarak Nisan 2023- Nisan 2025 tarihleri arasında Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları başvurmuş Tip2 DM tanılı çalışma kriterlerine uygun 456 hasta ile gerçekleştirildi. Olguların yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi, diyabet yılı, ve biyokimyasındaki Hba1c, glukoz ölçümleriyle beraber lipid maruziyet düzeyini hesaplamak için geriye dönük 10 yıllık lipid profillerinin tamamı kaydedildi. Hastaların fenofibrat ve statin kullanıp kullanmadığı e-nabız veya e-eczane kayıtlarından öğrenilip, lipid maruziyetininin hem tüm hastalarda bir bütün olarak, hem de ilaç kullanımı olanlar alt grup olarak analiz edildi. BULGULAR Çalışmamıza yaş ortalaması 59,06 ± 8,66 yıl olan toplam 456 diyabetik hasta dahil edilmiştir. Katılımcıların %46,5'i erkek (n=212) ve %53,5'i kadın (n=244) idi. Çalışma grubunun ortalama Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30,98 ± 5,65 kg/m², ortalama HbA1c düzeyi 7,87 ± 4,51% olarak saptandı. Lipid profili incelendiğinde ortalama LDL kolesterol düzeyi 105,21 ± 31,81 mg/dL, HDL kolesterol 47,37 ± 12,53 mg/dL, trigliserit 171,61 ± 122,94 mg/dL ve total kolesterol 187,35 ± 40,18 mg/dL olarak bulundu. Hastalar diyabetik retinopatisi olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrılmıştır. Katılımcıların %25,7'sinde diyabetik retinopati (DRP +) saptanırken, %74,3'ünde retinopati bulunmadı (DRP –) Gruplar arasında yaş ve cinsiyet dağılımı açısından anlamlı fark yoktu (p = 0,173 ve p = 0,322). Diyabet süresi, DRP (+) grubunda belirgin olarak daha uzundu (15,91 ± 7,91 yıl) ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p 0,05). Diyabet süresi bakımından gruplar arasında belirgin fark izlendi (p<0,001). Gruplar arasında HbA1c düzeyleri de anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,001). Retinopati şiddetine göre yapılan karşılaştırmalarda lipid parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır. Analizlere göre LDL kolesterol (p = 0,030), non-HDL kolesterol (p = 0,025) ve total kolesterol (p = 0,021) düzeyleri retinopati grupları arasında anlamlı farklılık göstermiştir. Trigliserit (p = 0,110) ve HDL kolesterol (p = 0,091) düzeylerinde ise anlamlı fark saptanmamıştır. Genel olarak bu veriler, retinopati şiddeti arttıkça total kolesterol, LDL ve non-HDL maruziyetinin de arttığını, buna karşın trigliserit ve HDL düzeylerinin belirgin rol oynamadığını göstermektedir. Bulgular, kümülatif aterojenik lipid yükünün özellikle proliferatif evredeki diyabetik retinopati gelişimiyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. SONUÇ Bu araştırmada kümülatif lipid yükü maruziyetinin diyabetik retinopati üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Bulgular lipid yükündeki artış ile diyabetik retinopati şiddeti arasında anlamlı bir korelasyon ortaya koymuştur. Diyabetik retinopati gelişiminde diyabet süresi ve HbA1c düzeyinin de bağımsız birer risk faktörü olduğu saptanmıştır. Çalışmamızın bulguları, DRP nin yalnızca glisemik kontrol değil, aynı zamanda uzun dönemli lipid yüküyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle diyabet yönetiminde glisemik regülasyon kadar lipid parametrelerin erken dönemde optimize edilmesi, retinopati progresyonunu önlemede önemli bir adım olabilir. ANAHTAR KELİMELER Diyabetik retinopati, dislipidemi, diyabetes mellitus, fenofibrat, Kümülatif lipid yükü, statin