Çocukluk çağ ailevi Akdeniz ateşi tanılı hastalarda eşlik eden komorbid durumların ve komplikasyonların değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: LEYLA GİZEM BOLAÇ
Danışman: Betül SÖZERİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA), ateşe eşlik eden tekrarlayıcı artrit, erizipel benzeri cilt lezyonu ve/veya serozit atakları ile karakterize, otozomal resesif kalıtım gösteren ülkemizde en sık görülen, monogenik otoinflamatuvar hastalıktır. Ataklar 6 saat ile 3 gün aralığında sürer ve izleminde kendiliğinden geriler. Yakınma dışı ara dönemlerde hastalar tamamen semptomsuzdur. Tanı koymak için hem erişkin hem de çocuk hastalarda ilk olarak Tel Hashomer kriterleri geliştirilmiştir. dir. Hastaların çoğunluğunda kolşisin tedavisi, inflamasyonu baskılamada ve atakları önlemede yeterli olabilmektedir. Hastaların %5'inde yaş ve vücut ağırlığına göre yeterli dozda kolşisin tedavisine rağmen 6 ay boyunca ayda 1 veya daha fazla atak olmakta ve bu hastalar kolşisin dirençli AAA olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca yapılan çalışma verilerine göre kolşisin tedavisi altındaki hastaların %30'unda, hastalığın ataksız dönemlerinde yükselmiş akut faz reaktan düzeyleri gösterilmiş ve ataksız dönemde de hastaların üçte birinde subklinik enflamasyonun devam ettiği bildirilmiştir. Hastalık yeterli tedavi ile sorunsuz seyretmekle birlikte bazı hastalarda ortaya çıkan bu subklinik inflamasyon morbiditeye yol açmaktadır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda AAA'ya birçok hastalığın eşlik ettiği hatta onların klinik şiddetini arttırdığı bildirilmiştir. Bu araştırmada biz de AAA tanısıyla izlenen 600 çocuk hastanın klinik özellikleri, genetik bulguları, tedavi gidişatı, ortaya çıkmış olan subklinik inflamasyon ve bunun sonucu olarak görülen komplikasyonlar aynı zamanda da eşlik eden diğer hastalıkların sıklığını değerlendirmeyi amaçladık. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Romatoloji Polikliniği'ne başvuran hastalar arasında izlenen Tel Hashomer tanı kriterlerine göre Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı almış ve en az 6 aydır düzenli olarak takibe gelmiş 0-18 yaş arasındaki hastalar dahil edilmiş olup, başka bir merkezde takip edilen ve izlem suresi 6 aydan az olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Dahil etme kriterlerine uyan 600 hasta olduğu tespit edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik bulgular, soygeçmiş, genetik mutasyon sonuçları, tedavi özellikleri, subklinik inflamasyon laboratuvar bulguları, komplikasyonlar ve komorbid hastalık varlığı değerlendirildi. Hastaların izlem dosyalarından boy ve kilo değerleri ve persentil aralığı, atak sıklığı, atak süresi, ataklar arası periyotlar değerlendirildi. Laboratuar tetkiklerinden atak dışı dönemde subklinik inflamasyon varlığı tespiti amacıyla C reaktif protein (CRP), serum amiloid a (SAA), hemoglobin, nötrofil sayısı, lenfosit sayısı, trombosit sayısı ve ortalama trombosit hacmi (MPV), 25 OH Vitamin D düzeyi, HLA-B27, ferritin değerleri tarandı. AAA tanısı sonrası tedavinin özellikleri, kolşisin ilacını düzenli alıp almadığı, ilacı kimin tarafından verildiği, ilaç yan etkisi olup olmadığı, ebeveynler arasında akraba evliliği varlığı, ebeveyn memleket bilgisi, ailede AAA ve diğer romatizmal hastalık olup olmadığı, genetik mutasyon sonuçları, atak sırasındaki şikayetler, apendektomi öyküsü, AAA'a eşlik eden diğer hastalıklar ve uzun dönem komplikasyonlar retrospektif değerlendirildi. Subklinik inflamasyonun etkileri; kronik hastalık anemisi, büyüme gelişme geriliği, hepatomegali, splenomegali, osteoporoz ve adet düzensizliği varlığı ile değerlendirildi. Komorbid hastalık ise direkt ilişkili hastalık ve durumlar, otoimmun direkt ilişkili hastalıklar, otoimmun insidental hastalıklar ve insidental tespit edilmiş hastalıklar olarak üç grupta incelendi. Çalışmamızdaki Ailevi Akdeniz Ateşi tanılı 600 hastanın %22'sinde subklinik inflamasyon, %21,2'sinde subklinik inflamasyon komplikasyonu mevcuttur. Hastaların subklinik inflamasyonun neden olduğu komplikasyonlardan büyüme gelişme geriliği %13,6 hastada, kronik hastalık anemisi %3,83 hastada, osteoporoz %0,83 hastada, hepatomegali %2 hastada, splenomegali %4,3 hastada, adet düzensizliği ise %2,5 hastada tespit edildi. Çalışmaya alınan hastaların %28.5'unda direkt ilişkili hastalık ,%14'ünde otoimmun direkt ilişkili hastalık, %2,5'unda otoimmun insidental ve %60'ında insidental hastalık saptandı. Eşlik eden direkt ilişkili hastalıklar en sık sırasıyla seronegatif sakroileit (%13,3), appendektomi (%6,3), psikiyatrik hastalıklar (%5), febril konvulziyon öyküsü (%3,6) testiküler/scrotal hastalıklar (%2,3), uzamış febril myalji (%1,1), işitme kaybı (%0,5), Kawasaki Hastalığı (%0,33), otonomik bozukluklar (%0,33) ve amiloidoz (%0,01) idi. Otoimmun direkt ilişkili hastalıklardan en sık sırasıyla % 6 hastada juvenil idiyopatik artrit (JİA), %4.1'inde Henoch-Schönlein Purpurası (HSP), %1.8'sinde akut romatizmal ateş (ARA), %1.3 Behçet hastalığı, %0.66'sında inflamatuar barsak hastalığı (IBH), %0.5'inde PAN, %0.5'inde psöriasis, %0.16'sında sistemik lupus eritromatosis (SLE) tespit edildi. Çalışmamız AAA tanılı çocuk hastalarda hem hastalık özellikleri hem de izlem boyunca hastalık gidişatı, ortaya çıkan komorbiditeler ve ilaç kullanımı açısından yapılmış konu ile ilgili en kapsamlı çalışmalardan biridir. Bu nedenle literatüre katkı sağladığını düşünmekteyiz.