Nöral tüp defektine bağlı nörojen mesane tanılı hastalarda probiyotik kullanımının tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonunda koruyucu etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: IŞIL ÇULHA

Danışman: Nazan DALGIÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Nöral tüp defektli hastalarda tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonuna sık rastlanmaktadır. Özellikle temiz aralıklı kateterizasyon yapan hasta grubunda kolonizasyon nedeniyle bu oran daha sıktır. Bu çalışmada; probiyotik kullanımının üriner sistemdeki kolonizasyonu engellemesi ve kabızlığı azaltması aracılığıyla idrar yolu enfeksiyon sıklığına etkilerinin saptanması amaçlanmıştır. METOD: Çalışmamız hastanemiz Çocuk Enfeksiyon ve Çocuk Nefroloji Polikliniği ile Şişli Florence Nightingale Hastanesi Beyin Cerrahisi Polikliniğine başvuran 120 gönüllü üzerinde yürütüldü. Çalışmaya 6 ay-16 yaş arası nöral tüp defektine bağlı nörojen mesane tanılı ve temiz aralıklı kateterizasyon yapan gönüllüler dahil edildi. Her grupta 30 kişi olacak şekilde dört grup oluşturuldu. A ve B grubu klinisyen tarafından profilaktik antibiyotik tedavisi başlanmış olanlardı. A grubunun mevcut tedavisinin yanında probiyotik [Liyofilize Saccharomyces boulardii (Reflor şase ®) ( 250 mg mayaya eşdeğer ) 282,50 mg içerir] verildi, B grubunun mevcut tedavisine ise ek probiyotik verilmedi. C ve D grubu profilaktik antibiyotik kullanmayanlar idi. C grubuna probiyotik verildi ancak D grubuna probiyotik verilmedi. Gönüllüler altı ay süreyle Çocuk Nefroloji, Çocuk Enfeksiyon ve Beyin Cerrahisi Polikliniklerinde 0. 1. 2. 3. 4. 5. ve 6. ayda üriner sistem enfeksiyonu açısından Olgu Rapor Formu üzerinden değerlendirilerek aylık tam idrar tetkiki ve idrar kültürü taraması ile takip edildi. BULGULAR: Hastaların demografik verileri incelendiğinde %61,7' si kız, %58,3' ü spastik mesane ve %68,3' ü myelomeningosel anomalisine sahipti ve bu hastaların %40,8' i günde dört defa, %3,3' ü günde sekiz defa TAK yapmakta, %56,7' si antikolinerjik ilaç kullanmaktaydı. Tüm gruplarda idrar kültüründe en sık üreyen mikroorganizma Escherichia coli (E.coli) olarak saptandı. Probiyotik alan grup ile almayan grubun idrar kültür üreme sayıları karşılaştırıldığında 6. ay sonunda istatiksel olarak probiyotik alan grupta anlamlı olarak kültür üreme sayısı daha az bulundu. Profilaktik antibiyotik kullanan hasta grubunun tedavilerinin yanında probiyotik verildiğinde, tekli profilaktik antibiyotik kullanan hastalara göre rekürren İYE prevelansının istatiksel olarak anlamlı azaldığı görüldü. Probiyotik kullanan hastaların probiyotik kullanım öncesi incelenen üç idrar kültürü ve kullanım sonrası 4. ve 6. ay kültürleri karşılaştırıldığında, idrar kültür üreme sayısında azalma vardı. Probiyotik kullanan hasta grubunda kabızlık 3.aydan itibaren azaldı, 6. ayda bu oranın istatiksel azaldığı gözlendi. Probiyotik kullanmayan hastaların ürodinamik görüntülemelerinde hidronefrozda grade artışı ve böbrek skar izinde ilerleme gözlendi. Probiyotik kullanım öncesinde dirençli olan E. Coli suşlarının probiyotik kullanım sırasında duyarlı hale geldiği belirlendi. SONUÇ: Çalışmamız nöral tüp defektine bağlı nörojen mesanesi olan hastalarda probiyotiğin gereksiz antibiyotik kullanımını, antibiyotik direncini, İYE sıklığını azaltabileceği gibi kabızlığı düzenleyerek, sekonder olarak İYE sıklığını azaltmada faydalı olduğunu göstermiştir. Probiyotiklerin birçok alanda kullanımı hakkında halen çalışmalar devam etmektedir. Çalışmamızın sonuçları umut vaat etmektedir ve daha geniş popülasyonda tekrarlanarak yapılması planlanmaktadır.