Dekspantenolün sıçanlardakı̇ mcfarlaneflep beslenmesı̇ üzerı̇ne etkı̇lerı̇
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MAHİR GÖKBULUT
Danışman: İlker ÜSÇETİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Plastik cerrahide çeşitli yaralanmalar, malignite ve malformasyonların ekstirpasyonu sonrası flepler sıklıkla kullanılmakta ve birçok klinik durumda en iyi rekonstrüktif seçeneği oluşturmaktadır. İskemik nekroz fleplerin kullanılmasında başlıca korkulan komplikasyondur. Bu komplikasyonun önlenmesi için fleplerin ilk kullanılmaya başladığı periyoddan itibaren altında yatan mekanizma çözülmeye böylece etkili önleyici ve tedavi edici modaliteler geliştirilmeye çalışılmıştır ancak şimdiye kadar en öngörülebilir ve en etkili faydayı gösteren flep geciktirme (delay) yöntemine eş etkinlikte bir farmakolojik tedavi modalitesi bulunamamıştır. Bu maddenin arayışı yolunda dekspentanol, PA, karbonhidrat, kolesterol, steroid ve ilaç metabolizmasında kofaktör görevi gören koenzim A'nın sentezini arttırır. Pantotenik asit, piruvat dehidrojenaz ve sitrat sentaz enzimleri tarafından katalize edilen reaksiyonlarda yer aldığından çoğunlukla doku rejenerasyonu ve yara iyileşmesi ile ilişkilendirilmiştir. Ek olarak, indirgenmiş glutatyon (GSH) ve hücre içi ATP düzeylerinde artışa aracılık ettiği için antioksidan ve antiinflamatuar etkileri bilindiğinden gözümüze çarpmış olup, flep nekrozundaki patofizyolojik mekanizmlarla birlikte ele alındığında flep yaşayabilirliği üzerine olumlu etkileri olacağı düşünülmüştür. Çalışmada McFarlane tarafından tanımlanmış rat dorsal flep modeli kullanıldı. Hayvanlar her bir grupta 8 hayvan olacak şekilde kontrol, topikal, intraperitoneal ve T+İP olacak şekilde 4 grup olarak çalışma planlandı. İlaç grubundaki hayvanlara postoperatif dönemde topikal ilaç uygulnan gruplara günde 2 defa flep üzerine krem uygulması intraperitoneal ilaç verilen gruplara ise günde bir defa 500 mg/kg intraperitoneal olarak ilaç uygulması yapıldı. Kontrol grubuna ise aynı hacimde serum fizyolojik oral gavaj verildi. Post operatif 7. günde nekroze flep alanı makroskobik olarak milimetrik asetat kağıdına aktarıldı ve fotoğraflandı. Nekroze alan yüzdeleri image-J programı kullanılarak dijital olarak hesaplandı ve karşılaştırıldı. Flep yaşayan alan oranı makroskopik incelemede istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar alınmasada dekspentanol uygulanan gruplarda kontrol grubuna göre daha az nekroz saptandı. Yine 7. günde genel anestezi altında flep tüm hayvanlarda flep tüm fleplerin proksimal ix kısmının distal 1x3 cm'lik kısımları patolojik değerlendirmeye örnekler alınarak hemotoksilen-eosin boyamasında nötrofil yoğunluğu, ödem, fibrozis, kalsifikasyon, apopitotik hücre, mikrovasküler yoğunluk ve granülasyon parametreleri değerlendirildi. Her bir parametre için gruplar arasında ortalamalar istatistiksel olarak anlamlı farklılık açısından karşılaştırıldı ve nötrofil infiltrasyonu, granülasyon, kalsifikasyon, mikrovasküler yoğunluk ve apopitotik hücre nekroz paremetlerinde özellikle intraperitoneal ilaç uygulanan grupta kontrol grubuna kıyasla flep yaşayabilirliği üzerine olumlu etkisi olduğunu gösterecek şekilde istatiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir (p<0,05). Ülser, fibrozis ve ödem gibi nekroz parametleri gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Dekspentanol klinik olarak yara iyileşmesinde, bağırsak motilite ve tonüs kaybında kullanımı olan ilacın özellikle yapılan çalışmalar sonrası ortaya konan antinflamaturar ve antioksidan etkisinden dolayı flep yaşayabiliği üzerine olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Yapılacak daha geniş çalışmalar sonucunda dekspentanolün dozu, uygulama sıklığı ve süresi değiştirilerek flep sağkalımı üzerine ek çalışmalar yapılıp daha detaylı bilgilere ulaşılabilir.