Agresif büyük B hücreli lenfoma tanılı hastalarda retiküloendotelyal sistemde diffüz artmış F-18 FDG tutulumu ile CBC skorunun prognostik değeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÜMİT AKSU
Danışman: Burcu ESEN AKKAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Çalışmamızın amacı Agresif Büyük B Hücreli Lenfoma (ABBHL) tanılı hastalarda retiküloendotelyal sistem bileşenlerinde (karaciğer, dalak ve kemik iliği) diffüz artmış F-18 FDG tutulumunun hemogramdan elde edilen inflamatuar belirteçler ile olan ilişkisini CBC skoru (tam kan sayımı skoru) modeli üzerinden incelemek ve bu parametrelerin prognoz üzerine olan etkisini değerlendirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Mayıs 2020–Ekim 2024 tarihleri arasında kliniğimizde evreleme amacıyla PET-BT çekilen 51 ABBHL hastası retrospektif olarak değerlendirildi. Anemisi, enfeksiyonu, sekonder malignitesi olanlar ve PET-BT'de fokal aktivite tutulumu veya biyopsiyle doğrulanmış kemik iliği tutulumu olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Kliniğimizde yapılan evreleme PET görüntülemesi üzerinde dalak, vertebral kolon, iliak kemik ve femur proksimaline ait SUVmean değerleri ölçüldü. Alınan ölçümler karaciğerden alınan SUVmean değerine oranlanarak standardize edildi. Tedavi öncesi hemogramdan Nötrofil/Lenfosit, Platelet/Lenfosit ve Lenfosit/Monosit oranları hesaplanarak CBC skoru elde edildi. Hastalar progresif/non progresif, survival/non survival hasta grubu olarak gruplandırıldı. Elde edilen verilerin Progresyonsuz sağkalım (PS) ve Genel sağkalım (GS) ile ilişkisi incelendi. BULGULAR: Çalışmaya 31 erkek ve 20 kadın olmak üzere toplam 51 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 51,1 (dağılım: 6–86), ortalama takip süresi ise 19,9 ay (dağılım: 1–50 ay) idi. ECOG performans skorlamasına göre 39 hastanın performansı iyi (ECOG <2), 11 hastanın ise kötü (ECOG ≥2) olarak değerlendirildi; 1 hastanın verisine ulaşılamadı. Ann Arbor evrelemesine göre hastaların 12'si evre 1 (%23,5), 22'si evre 2 (%43,1) , 11'i evre 3 (%21,6) ve 6'sı evre 4 (%11,8) hastalık grubundaydı. B semptomu 10 hastada (%22,6), ekstranodal tutulum 12 hastada (%26,7), bulky kitle ise 17 hastada (%33,3) mevcuttu. Hastaların büyük çoğunluğu standart R-EPOCH veya R-CHOP kemoterapi rejimleriyle tedavi edildi. Tedavi sonrası PET/BT değerlendirmesinde 42 hastada tam yanıt, 2 hastada kısmi yanıt saptandı. 7 hastada progresyon gözlenirken, 3 hastada en az 6 aylık hastalıksız dönemin ardından nüks gelişti. Takip süresi boyunca toplam 11 hasta exitus ile sonuçlandı. Evreleme PET/BT incelemesinde Dalak/karaciğer SUVmean oranı progresyon gelişen grupta anlamlı olarak daha yüksekti (progresif grup ort: 0,96; non-progresif grup ort: 0,82; p=0,003). Aynı parametre, exitus gözlenen hastalarda da anlamlı şekilde daha yüksek bulundu (non-survival grup: ort. 0,92; survival grup: ort. 0,84; p=0,03). Kemik iliği/karaciğer SUVmean oranı da progresif hastalarda tedaviye yanıtlı olanlara kıyasla anlamlı yüksek saptandı. Ekstranodal tutulum ve bulky kitle varlığı, exitus gözlenen grupta daha sık olup genel sağkalım açısından olumsuz prognostik faktörler olarak değerlendirildi. R-IPI skoruna göre risk grupları arasında progresyon açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi (p=0,050), ancak exitus açısından sınırda anlamlılık saptandı (p=0,048). Laboratuvar verilerinde yüksek lenfosit düzeyleri, progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalım açısından koruyucu prediktör olarak saptanırken (HR: 0,413 [0,186–0,918], p=0,030), yüksek nötrofil düzeyleri olumsuz prediktör olarak belirlendi (HR: 1,75 [1,257–2,435], p=0,001). Nötrofil/Lenfosit oranı (HR: 1,046 [1,017–1,075], p=0,002) ve Platelet/Lenfosit oranı (HR: 1,002 [1,001–1,004], p=0,000) da her iki sağkalım ölçütü açısından olumsuz prediktörlerdi. Bu parametreler kullanılarak oluşturulan CBC skoru modelinde progresyon ve exitus açısından CBC skorları arasında anlamlı fark olduğu tespit edildi (sırasıyla p:0,017, p:0,007). CBC skoru median değeri; tedaviye yanıtlı hastalarda 0 puan, progresyon gelişenlerde 2 puan, exitus olmayanlarda 0 puan, exitus olanlarda ise 3 puan olarak belirlendi. CBC skoru ile tedavi yanıtı arasında orta düzeyde negatif korelasyon saptandı (p=0,012; r=-0,350). Kaplan–Meier analizlerine göre CBC skoru arttıkça sağkalım süresi anlamlı şekilde azalmaktaydı. SONUÇ: Elde ettiğimiz sonuçlar dalaktaki diffüz artmış aktivite tutulumunun, tam kan sayımından elde ettiğimiz inflamatuar belirteçler ile korele olduğunu ve prognostik öneme sahip olabileceği hipotezimizi desteklemektedir. Ayrıca hemogram parametrelerinden oluşturulan CBC skoru modelinin progresyon veya exitus saptanan hastalarda anlamlı derecede yüksek saptanması, CBC skoru arttıkça progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalımın azalması bu modelin prognostik gösterge olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu modelin klinik pratikte prognostik gösterge olarak kullanılabilmesi için daha yüksek hasta sayılı ve daha uzun takip süreleri çalışmalar ile desteklenmesi gerekmektedir.