Akut lenfoblastik lösemi hastalarında tedavi sürecinde gelişen hiponatreminin hastalığın mortalite, morbidite ve tedavi seyri üzerine olan etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAKAN YILDIZ

Danışman: Ali AYÇİÇEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı ile izlenen çocuk hastalarda tedavi sürecinde gelişen hiponatreminin sıklığı, şiddeti, atak özellikleri, klinik ve tedavi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Haziran 2020–2025 yılları arasında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği'nde ALL tanısıyla izlenen ardışık 300 hasta geriye dönük olarak incelendi. Hiponatremi atakları, takip süresince saptanan en düşük serum sodyum düzeyine göre 130-134 mEq/L hafif, 125-129 orta, <125 ağır hiponatremi olarak sınıflandırıldı. Demografik özellikler, immünfenotip, risk grubu, tanı anındaki santral sinir sistemi tutulumu, uygulanan kemoterapi protokolleri ve fazları, sıvı tedavisi türleri, nüks olup olmaması, genel ve olaysız sağkalım ile hiponatremi arasındaki ilişkiler araştırıldı. Bulgular: Hastaların 183'ü (%61) erkek, 117'si (%39) kız olup ortanca yaş 6 idi. Olguların 240'ı (%80) B-hücreli ALL, 48'i (%16) T-hücreli ALL, 12'si (%4,0) diğer alt tipler olarak sınıflandırıldı. Takip süresince 287 hastada (%95,7) en az bir hiponatremi atağı saptandı. Hiponatremi atağı geçiren hastaların 283'ünde (%98,6) hafif, 118'inde (%41,1) orta ve 17'sinde (%5,9) ağır hiponatremi izlendi. Yaş arttıkça hafif, orta derece ve toplam hiponatremi atak sayılarının arttığı, cinsiyet ile hiponatremi arasında anlamlı ilişki bulunmadığı görüldü. T-hücreli ALL, yüksek risk grubu ve nüks varlığında hiponatremi atak sayısı daha belirgindi (P<0,05). Hiponatremi atakları en sık indüksiyon fazında izlendi. Hipotonik sıvı kullanımı ile hiponatremi atak yükü artarken (P=0,014), izotonik sıvı kullanımı hiponatremi gelişimini tamamen engellemedi, vefat eden hastalarda orta derece hiponatremi atak yükü daha yüksekti (P=0,003). Hiponatreminin şiddetine göre sadece orta derece hiponatremi gelişen hastalarda genel ve olaysız sağkalımın daha düşük olduğu saptandı. Sonuçlar: Çocuk ALL tedavisi sırasında hiponatremi sık görülen bir elektrolit bozukluğu olup özellikle tedavinin indüksiyon fazında, yüksek risk grubunda ve nüks gelişen hastalarda daha yüksek atak sayısı ile ortaya çıkmakta ve sağkalım üzerine olumsuz etki yapmaktadır. Bu hususta ileriye dönük çok merkezli daha fazla vakayı içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.