Meme kanseri ve akciğer kanseri tanısı almış kadın hasta gruplarında travma sonrası büyüme düzeylerinin beden algısı ve benlik saygısı ile ilişkisinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SERKAN DAĞ
Danışman: Kamil Nahit ÖZMENLER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Meme, kadınlığın ve cinselliğin bir sembolü olarak kabul edilirken, akciğerler yaşamsal öneme sahip bir organ olarak değerlendirilir. Bu açıdan ele alındığında, içerdiği sembolik anlamlar dolayısıyla kadının bedenine, benlik algısına ve kimliğine doğrudan tehdit oluşturabilen meme kanseri tanısıyla, sembolik anlam taşımaksızın daha çok hayati riske sahip olduğu düşünülen akciğer kanseri tanısı almış hastaların travma sonrası büyüme (TSB) düzeylerinin araştırılması, bu çalışmanın odak noktasıdır. Bu doğrultuda, iki farklı kanser türünün TSB'ye etkisi ile beden algısı, benlik saygısı ve sosyodemografik verilerin TSB gelişiminde rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji polikliniğine başvuran meme kanseri ya da akciğer kanseri tanısı almış hastalardan, dahil edilme ve dışlama kriterlerini karşılayan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Görüşme öncesi, çalışmayla ilgili ön bilgilendirme yapıldıktan sonra katılımcıların onamları alınmıştır. Daha sonra çalışma kapsamda sosyodemografik veri formu, Travma Sonrası Büyüme Envanteri (TSBE), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASÖ-21), Beden Algısı Ölçeği (BAÖ) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemler ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 81 meme kanseri, 74 akciğer kanseri hastası dahil edilmiştir. Meme kanseri hastalarının BAÖ puanları, TSB toplam puanı ve alt boyutları puanlarıyla pozitif korelasyon göstermiştir. Ek olarak RBSÖ puanları, TSB toplam puanı ve iki alt boyutu puanlarıyla pozitif korelasyon göstermiştir. Ancak akciğer kanseri hastalarında sadece "Başkalarıyla İlişkilerde Değişim" alt boyutu puanı benlik saygısı puanıyla pozitif yönlü ilişki göstermiştir. Açıklayıcı faktör olarak yapılan tek değişkenli doğrusal regresyon analizinde beden algısı (p<0,01) ve benlik saygısı (p<0,01) puanları, TSB toplam puanı açısından açıklayıcı faktör olarak bulunmuştur. Yapılan çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde ise benlik saygısı (p<0,05) puanı TSB toplam puanı açısından açıklayıcı faktör olarak saptanmıştır. Sonuç: Kanser hastalarında tanı ve tedavi süreci boyunca beden algısında ve benlik saygısında olumsuz değişiklikler olabilmektedir. Bu olumsuz değişiklikler hem meme kanserinde hem de akciğer kanserinde meydana gelebilmektedir. Ancak meme dokusuna yapılan sosyal atıflar ve beklentilerden dolayı, meme kanseri hastalarında bu olumsuzluklar daha ön planda olabilir. Bununla birlikte bu olumsuzlukların zamanla düzelebilme potansiyeli bulunmaktadır. Her iki kanser türü, travmatik olarak, ölümü, korkuyu ve çaresizliği çağrıştırabilir. Bu yoğun stres kaynağı, TSB gelişiminde tetikleyici faktör olabilir. Ancak meme gibi kadınlığın ve kadın kimliğinin sembolü olan bir organın kaybı bu yoğun stresi daha da artırabilir. Özellikle hayatta kalan olgularda, bu durum hayatın ilerisi için toplumsal beklentileri karşılayamama, kadın kimliğinde ve rolünde eksiklik hissetme gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, bu çalışmada akciğer kanseri olgularından farklı olarak meme kanseri hastalarında, toplumsal açıdan kimlik veya rol kaybı riski TSB gelişiminde ikinci bir tetikleyici faktör olarak öne çıkmıştır. Bu da meme kanseri olgularında daha fazla TSB gelişiminin nedenlerinden biri olarak yorumlanabilir.