Doğumhanede çalışan kadın sağlık çalışanlarında gelişebilecek doğum anksiyetesinin doğum yöntem ve sonuçlarına etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜŞRA NUR GÜRDAĞ
Danışman: Hilal ÖZKAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Gebelik ve doğum, çoğu kadının hayatında önemli ve özel bir yere sahiptir. Doğumun mucizevi bir deneyim olmasının yanı sıra; sonu bilinmeyen, öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir eylem olması sebebiyle çoğu kadın doğum anksiyetesi yaşamaktadır. Doğum kaygısının oluşmasında ve tetiklenmesinde ileri yaş, yalnız ve işsiz olma, müdahaleli vajinal doğum, acil sezaryen, prematür doğum ve doğumhanede çalışmak gibi birçok biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktör etkili olabilir. Çalışmamızda bu faktörlerden biri olan doğumhanede çalışmanın ve doğum görmenin nullipar kadın sağlık personeli üzerinde sebep olabileceği doğum anksiyetesi ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu sayede henüz kendi doğum tecrübesi olmayan kadın sağlık personelinde sadece doğum anına şahit olmanın veya birebir katkı sağlamanın neden olabileceği anksiyete ve bunu etkileyen faktörler açısından bir yaklaşım sunmak hedeflenmiştir. GEREÇ ve YÖNTEM: Araştırma 01.10.2022 ile 01.11.2022 tarihleri arasında Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi Kadın Hastalıkları Kliniği doğumhanesinde görev yapmış veya halen yapmakta olan nullipar ebe, asistan hekim ve uzmanlarından oluşan 160 kadın sağlık personeli üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bireysel ve sosyodemografik özelliklerini, ayrıca doğum olayına şahit olma ve doğum yaptırma ile ilgili deneyimlerini soran 19 soruluk Sosyodemografik Veri Formu ve 13 soruluk Travmatik Doğum Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri normallik varsayımları açısından incelendiğinde, Kolmogorov-Smirnov değerleri p>0.05 olarak belirlenmiştir. Bundan dolayı ölçek puanları ve çeşitli değişkenlerin arasındaki ilişkiyi belirlemek için parametrik testlerden pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bununla birlikte ölçek puanları ile katılımcıların sosyodemografik verileri ve çeşitli değişkenleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek üzere parametrik testlerden Independent Samples T testi ve One Way ANOVA testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Post-Hoc testilerinden Sidak testi kullanılmıştır. P<0.05 istatistikçe anlamlı kabul edilmiştir. xi BULGULAR: Çalışmamıza 160 nullipar kadın sağlık personeli katılmıştır. Ortalama yaş 28'dir. Katılımcıların 119'unun doktor olduğu görülmüştür. Evrenin %50'sinde orta düzeyde, %18,8'inde yüksek düzeyde, %22,5'inde ise düşük düzeyde doğum korkusu olduğu saptanmıştır. TDAÖ toplam puanı ile yaş (yıl) arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Komplikasyonlu doğuma şahit olanların olmayanlara kıyasla TDAÖ toplam puanları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcılara istedikleri çocuk sayısı sorulmuş ve yüksek düzeyde doğum korkusu yaşayanların istedikleri çocuk sayısının az olduğu görülmüştür. Sezaryen doğumu tercih eden katılımcıların normal doğumu tercih edenlere kıyasla TDAÖ toplam puanları daha yüksek bulunmuştur. SONUÇ: Çalışmamızın sonucuna göre doğum görmek profesyonel anlamda birebir doğuma şahit olan veya katkıda bulunan henüz kendi doğum tecrübesini yaşamamış kadın sağlık personeli üzerinde anksiyeteye neden olmakta ve bu durum tercih edilen doğum yöntemini ve hatta gelecekte istenen çocuk sayısını etkilemektedir. Aile planlamasında önemli olan ebeveynlerin çocuk sayısını tamamen kendi özgür iradeleriyle belirlemesidir. Sağlık çalışanlarında gelişen doğum anksiyetesinin kendi doğum yöntemleri ve çocuk sahibi olmakla ilgili seçimlerini sağlıksız hale getirebileceği için aile planlamasında önemli bir yer edindiği düşünülmektedir. Bu sonuç göz önüne alınarak kadın sağlık personelinin gebelikten önce ve gebelik sürecinde profesyonel bir ekipten destek alması önerilebilir. Böylece doğum anksiyetesinin neden olabileceği sonuçlar bir nebze de olsa önlenebilir ve giderek artan sezaryen oranlarının düşürülmesine de katkı sağlanabilir. Aile hekimlerine düşen ise gebe takibinde hastasının mesleğine uygun yaklaşıp özellikle kadın sağlık çalışanlarında bu tarz etkenleri gözeterek süreci yönetmektir. Anahtar Kelimeler: Doğum odası, anksiyete, sağlık personeli, doğum anksiyetesi, birinci basamak