Böbrek nakli alıcılarında üriner sistem enfeksiyonları ve risk faktörleri: Tek merkez deneyimi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM ZER TÜRK

Danışman: Sibel ERSAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Böbrek nakli, son dönem böbrek hastalığı için en ideal cerrahi yöntemdir; ancak hastalar, karmaşık immunsupresif rejimler içerisinde olduklarından dolayı; sekonder enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale gelir. Böbrek nakli alıcılarında üriner sistem enfeksiyonu geçiren hastaların özellikleri ve risk faktörlerini değerlendirdiğimiz, atakların greft sağkalımı üzerine etkisini araştırdığımız bu çalışmada; Ocak 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi organ nakli servis ve polikliniklerine başvuran 216 erkek, 163 kadın toplam 379 hasta takip edilmiş, 83 idrar yolu enfeksiyonu (İYE) olan ve randomize yollarla seçilen 84 idrar yolu enfeksiyonu olmayan toplam 167 hasta grubu dahil edilmiştir. Çalışmamızda idrar yolu enfeksiyonu prevelansı %21.89; idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastalar içerisinde tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan hastaların prevelansı ise %37.3 saptanmıştır. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren grubun %39.8'i parenteral tedavi gerekliliği nedeniyle hospitalize edilmiştir. Kadın cinsiyet, etiyolojide diyabetes mellitus (DM), vezikoüretral reflü (VUR), nörojenik mesane, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı (ODPKBH) olması, gecikmiş greft fonksiyonu (DGF) varlığı, uzun üreteral kateterizasyon süresi, siklosporin-A kulanımı, lenfopeni, 25-(OH) D3 vitamini eksiliği ve üriner sistem USG'de üst üriner sistem enfeksiyonu için predispozan bir faktör olması idrar yolu enfeksiyonu için risk faktörü olduğu tespit edilmiş; nakil öncesi periton diyalizi ile takip edilmenin idrar yolu enfeksiyonu gelişimi için riski azalttığı saptanmıştır. Uzun üreteral kateterizasyon süresi olan hastaların ilk idrar yolu enfeksiyonu atağını 0-6 ay içinde geçirme oranı; üreteral kateterizasyon süresi normal olan hastalara göre anlamlı olarak yüksek saptanmış (p<0.05); uzun üreteral kateterizasyon süresi olan hasta grubunda atak sayısı ve hastanede yatış gün sayısının daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmamızda etken mikroorganizmalar sırasıyla, 54'ünde E. coli (%65.1), 17'sinde K.pneumoniae (%20.5) ve 6'sında E. faecium (%7.2) olarak saptanmış olup; etken mikroorganizmaların 8'inde (%9.6) çoklu ilaç direnci (MDR) bulunmuştur; bu hastalarda atak sayısının, hospitalizasyon sayısının ve hospitalizasyon süresinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). İdrar yolu enfeksiyonu geçiren grupta rejeksiyon oranı, kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek (p<0.001) ve gruplara göre ise tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olanlarda, olmayanlara göre rejeksiyon oranı daha fazla bulunmuştur (p<0.05). Ek olarak 24 saatlik idrarda bazal proteinüri miktarı da (mg/g) hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek (p<0.001); albümin ve total protein değeri anlamlı olarak daha düşük saptanmıştır (p<0.001). İdrar yolu enfeksiyonu sırasında bakılan tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR (ml/dk)) değerinin; bazal eGFR (ml/dk) değere göre anlamlı derecede daha düşük olduğu (p<0.001); tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu saptanan hastalarda bu düşüşün daha da yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). İdrar yolu enfeksiyonu geçiren grupta BUN/albümin oranı, kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek saptanmış (p<0.001); hospitalizasyon sayısı ve hospitalizasyon süresi ile pozitif yönde bir ilişki (r = .249; p<0.05) saptanmıştır. Hasta grubunda, kontrol grubuna göre transferrin satürasyonu anlamlı olarak daha düşük (p<0.001); ferritin değeri ise anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır (p<0.001). Yüksek ferritin düzeyi ile atak sayısı, hospitalizasyon sayısı ve hospitalizasyon süresi arasında bir pozitif bir ilişki saptanmıştır (r = .326; p<0.05). Hasta grupta 25-(OH) D3 vitamini kontrol grubuna göre anlamlı daha düşük saptanmıştır (p<0.001); tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan hastalarda bu oran daha da düşüktür (p<0.05). İdrar yolu enfeksiyonu geçiren grupta, 25-(OH) D3 vitamin düzeyi düşük olanlarda atak sayısı, hospitalizasyon sayısı ve hospitalizasyon süresi anlamlı olarak daha fazla saptanmıştır (p<0.05). Üriner sistem enfeksiyonları, nakil sonrası sık görülen önemli bir komplikasyondur. Bu nedenle böbrek nakli alıcılarında idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesi ve yönetilmesine yönelik yönetim stratejilerimizi iyileştirmek ve geliştirmek ihtiyacı bulunmaktadır. Çok merkezli çalışmalar, bu komplikasyonun yönetimi ve tedavi algoritmalarının belirlenmesinde faydalı olacaktır.