Subklinik romatizmal kalp hastalığı bulunan çocuklarda, kardiyak fonksiyonların değerlendirilmesi ve gizli miyokardiyal etkilenmenin gerilme ve gerilme hızı ekokardiyografi ile gösterilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN ILGIN BAL

Danışman: Ayhan KILIÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Romatizmal kalp hastalığı (RKH), gelişmekte olan ülkelerde, edinilmiş kalp hastalığının en yaygın nedenidir ve hala ciddi bir halk sağlığı sorunudur. RKH gelişimi, kardiyak tutulumu olan akut romatizmal ateş (ARA) atağından kaynaklanır. Bununla birlikte, RKH vakalarının neredeyse %50'sinde karditin sessiz ilerlemesi nedeniyle ARA öyküsü yoktur ve subklinik (latent) RKH olarak adlandırılır. Bu olgularda, karditin sessiz seyretmesi, tipik semptomların olmayışı ve kardiyak fonksiyonları değerlendirmek için kullanılan klasik ekokardiyografik ölçümlerin normal sınırlarda bulunabilmesi yeni ekokardiyografik metodlara ve parametrelere gereksinim göstermiştir.Çalışmamızın amacı, subklinik RKH tespit edilen çocuklarda, kardiyak fonksiyonların değerlendirilmesi ve gizli miyokardiyal etkilenmeyi değerlendirmede, gerilme ve gerilme hızı ekokardiyografinin önemini göstermektir. Materyal ve Metot: Kardiyovasküler yönden asemptomatik olan ve ARA öyküsü bulunmayan ancak farklı nedenlerle yapılan ekokardiyografik incelemede, Dünya Kalp Federasyonu kılavuzuna göre kesin veya olası romatizmal kapak hastalığı tespit edilen 22 hasta ve 20 sağlıklı çocuk çalışma grubunu oluşturdu. Hasta ve kontrol grubunun yaş ortalamaları sırasıyla 14,1±2,7 yıl ve 13,7±2,3 yıl idi. Hastaların sol ventrikül bölgesel miyokard fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla doku Doppler ekokardiyografi (DDE) ve "strain ve strain rate" ekokardiyografik parametreleri kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Bulgular: İki grup arasında ejeksiyon fraksyonu ve kısalma fraksiyonu arasında istatiksel anlamlı anlamlı farklılık bulunmadı. Subklinik RKH'lı hastalarda kontrol grubuna kıyasla; DDE değerlerine göre E′ değerleri kontrol grubuna göre düşük bulundu (P<0,05). Miyokard performans indeksi değerlerinin hasta grubunda anlamlı arttığı tespit edildi. Global longitidunal strain ve strain rate değerlerinin hasta grubunda anlamlı düşük olduğu görüldü (P<0,01). Takip süresi arttıkça longitidunal strain değerinde anlamlı azalma olduğu tespit edildi. Sonuç: Subklinik RKH 'lı hastalarda konvansiyonel ekokardiyografi ile belirgin miyokardiyal tutulum görülmezken DDE ve strain ekokardiyografi ile sistolik ve diastolik disfonksiyon olduğu saptandı. Sistolik ve diyastolik fonksiyonlardaki bu değişiklikler hastalık süresiyle ilişkili gözlenmektedir.